Süleymani’nin öldürülüşü bize Tet Harekatı’nı hatırlatır mı?

Cuma, 17 Ocak, 2020
ABD’nin İran’a müdahale ihtimali Amerikan kamuoyuna ülkenin daha yakın tarihli başarısız uluslararası müdahalelerinden çok Vietnam Savaşı’nı çağrıştırdı. Kanaat önderleri başlanıp bitirilemeyen savaşların getirdiği ölümleri, yoksulluğu, yerinden edilmeyi, kuşaklarca devam eden travmayı hatırlattı.

Yeni yılın ilk günlerinde Trump’ın emriyle İran’ın güçlü devlet adamlarından General Süleymani’nin öldürülmesi ve İran’ın karşılık vereceğini beyan etmesiyle bölgenin ve hatta dünyanın karışacağı senaryolarını düşünüldü. Irak’taki Amerikan üslerine etkisi büyük olmayan bir saldırı ve bir yolcu uçağının yanlışlıkla ya da yanıltma sonucu düşürülmesi ve Trump’ın tansiyonu düşürücü açıklamalarıyla korkulduğu gibi bir üçüncü dünya savaşının çıkışına en azından bu sefer tanık olmadık.

Olmadı ama ihtimali dahi geçmiş yaraları açtı, toplumsal hafızayı dalgalandırdı. ABD’nin İran’a müdahale ihtimali Amerikan kamuoyuna ülkenin daha yakın tarihli başarısız uluslararası müdahalelerinden çok Vietnam Savaşı’nı çağrıştırdı. Kanaat önderleri başlanıp bitirilemeyen savaşların getirdiği ölümleri, yoksulluğu, yerinden edilmeyi, kuşaklarca devam eden travmayı hatırlattı.

*
30 Ocak Vietnam Savaşı’nda Amerikan kamuoyunu ordunun ve yönetimin aleyhine döndüren Tet Harekatı’nın 52’nci yıl dönümü. Tet Harekatı gerilla taktikleriyle hareket eden Viet Kong’un Amerikan ordusunu demoralize etmek ve kamuoyu savaşını kazanmak için kaybetmeyi göze alarak güneyin kentlerinde başlattıkları askeri saldırıların adı. Tet, Vietnamcada Doğu Asya’nın ay takvimine göre kutlanan yeni yılının adı. 1968’de 30 Ocak’a denk gelmiş, bu sene 25 Ocak’ta kutlanacak. Gelecek haftaki yazımda yeni yılın yeni ismiyle Hindi-Pasifik bölgesine ne getireceğini tartışacağım.

Vietnam komünist güçlerinin geleneksel yeni yıl gününü seçmelerinin nedeni herkesin kutlamalar nedeniyle savaşa ara verildiğini düşünmesi. Gerçekten de Amerikan ordusu ve onlarla beraber çalışan Vietnamlılar hazırlıksız yakalanıyor ve Saygon (bugünkü adıyla Ho Chi Minh kenti) birkaç haftalığına da olsa Viet Kong’un eline geçiyor. Amerikan ordusu kenti geri almayı başarıyor ama tam da savaşı kazandıklarını düşündükleri anda yaşadıkları bu bozgun Amerikan’ın muhafazakar medyası tarafından bile eleştirilince, hükümet kamuoyu yoklamalarında çoğunluğun desteğini yitiriyor. Bu yüzden, kısıtlı anlamda askeri bir başarısızlık sayılmasa bile, Tet Harekatı ABD’nin Vietnam Savaşı’nı kaybetmesinin sembolü sayılıyor.

Vietnam Savaşı hakkında yüzlerce roman yazıldı, film çekildi. Kendisi de bir Vietnam gazisi olan Tim O’Brien’in Things They Carried adlı öykü kitabı. Türkçeye Avi Pardo tarafından Taşıdıkları Şeyler adıyla çevrilmiş olan kitaptaki aynı adlı öykü, savaşa dair yazılmış en iyi edebi metinlerden biri benim gözümde. Ayrıca yazarın kendisine celp geldiğinde yaşadığı iç mücadeleyi anlattığı öykü de muazzam. 2’nci Dünya Savaşı yazını için Kurt Vonnegut neyse, Vietnam Savaşı yazını için Tim O’Brien o.

*
ABD’nin Vietnam’da çekilmesi elbette hiçbir sorunu birdenbire çözmüyor. Fransız sömürgeciliğinden beri devam eden bir sürecin sadece yeni bir evresine geçiliyor. Vietnam ve ardından Kamboçya, Laos ve Myanmar’da da komünist partilerin başa geçmesiyle, sömürge döneminde Endoşin diye adlandırılan Güneydoğu Asya anakarası Soğuk Savaş’ın Doğu kampında yerini alıyor. Fakat, başka bölgelerde Soğuk Savaş kutuplaşması ulus-devletler arası tarihsel çatışmaları ertelerken bu bölgede, sosyalizm-içi ideolojik çatışmaların tarihsel olarak iç içe geçmiş bir nüfusun ulus-devletlerin bölgesel çıkarlarıyla çelişmesi sonucu çatışmalar devam ediyor.

İlk önce, Vietnam iç savaşının bitmesiyle milliyetçileri ve dolayısıyla Amerikalıları destekleyen etnik azınlıklar el yapımı ahşap teknelerle diğer güneydoğu Asya ülkelerine kaçmaya başlıyor. On yıldan fazla bir süre devam eden bu akında, “tekne insanları” olarak bilinen Vietnam Savaşı sonrası mültecilerinin onbinlercesi denizlerde ölüyor, yüzbinlercesi Tayland başta olmak üzere bölge ülkelerine, zaman içerisinde de ABD ve Kanada’ya yerleşiyor. 1990’larda dahi hâlâ ABD’ye yerleştirilen Vietnam Savaşı’yla bağlantılı mülteciler var.

Vietnam’dan ikinci mülteci akını ise 1978’de Vietnam’ın Kızıl Kmerleri devirmek için Kamboçya’yı işgal etmesi ve bunu engellemek isteyen Çin’in Kuzey Vietnam’ı kısa süreliğine de olsa işgal etmesi sonucu Vietnam, Çinli azınlığı mal varlıklarına el koyarak sınır dışı ediyor. Bu sefer de Çin’e doğru bir ‘tekne insanları’ akını başlıyor. Bir yandan da Kamboçya’da Kızıl Kmerlerden kaçanlar ve sonrasında Vietnamlılardan kaçan Kızıl Kmerler de yeni bir mülteci akını oluşturuyor.

Vietnamlı mültecilerin geride bıraktıkları memleketleri ve yeni uyum sağlamaya çalıştıkları memleketleri arasında kalmışlıkları, toplumsal hafıza, kimlik ve aidiyet üzerine gerçekten etkileyici bir roman var: Viet Thanh Nguyen’in kitabı The Sympathizer. Türkçeye de Sempatizan adıyla çevrilmiş olan roman 2016 yılında Pulitzer Ödülü’nü kazandı. Nguyen, aynı zamanda bir kamusal aydın. Bu bağlamda onu Hindistanlı postkolonyal yazar Pankaj Mishra’ya benzetiyorum.

*

Bu acılı dönemin sonunda ise Soğuk Savaş sonrası dönemde Çin’in bölgedeki etkisinden özgürleşmek isteyen Vietnam ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ diyerek ABD ve onun bölgedeki müttefiki Japonya ve kısmen de Hindistan’la ilişkilerini geliştirerek kendisine bir koruma duvarı oluşturdu. ABD, 1986’da kapitalist ekonomiye geçen Vietnam’la diplomatik ilişkileri 1995’te yeniden kurdu. Bundan yaklaşık 20 yıl sonra, 2016’da Obama Vietnam’ı Asya-Pasifik’te yükselen Çin’in etkisini dengelemek için başlattığı Asya Pivotu girişimine davet etti. Vietnam bir yandan aidiyetlerini yeniden tanımlarken, bir yandan da halkın refah düzeyini artırmaya çalışıyor. Her ne kadar kendisi bölgesinin en yüksek iktisadi büyüme örneklerinden olsa da, daha önce Asyalı göçmenlere dair yazımda belirttiğim gibi dünyanın dört bir yanına daha iyi bir hayat umuduyla yayılan ekonomik göçmenleri günümüzün ‘tekne insanları’nı oluşturuyor.


Ceren Ergenç kimdir?

ODTÜ kökenlidir. Liverpool Üniversitesi Çin kampüsü’nün Çin Çalışmaları bölümünde doçent. Çalışma alanı Çin ve Doğu Asya odağında karşılaştırmalı siyasetbilimidir. Çin, Hindistan ve ASEAN siyaseti, Türkiye-Çin ilişkileri, ve uluslararası ilişkilere dair yeni kavramsal ve yöntemsel tartışmalar üzerine makale ve kitap derlemeleri var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI