Tek çatı altında çoklu uluslar: NBA

Cumartesi, 11 Ocak, 2020
Her ne kadar Los Angeles Lakers'ın yıldızı LeBron James'in oyları atağa kalkmış ve öne geçmiş olsa da oylamayı ilk günden itibaren önde götüren 2 oyuncu vardır. Giannis Antetokounmpo ve Luka Doncic. Luka Doncic, bir Sloven oyuncu. Giannis Antetokounmpo, bir Yunan oyuncu. Yani ikisi de spor literatüründe 'yabancı' dediğimiz oyuncu sınıfında.

Amerika tarihinde çok ama çok önemli ve özel bir yere sahip biri vardır. Martin Luther King Jr. Lider, insan hakları savunucusu, aktivist. “I have a dream” yani “Benim bir düşüm var” konuşmasını yaptığında tarih 28 Ağustos 1963’tü. O zamanlar Amerika topraklarında ırkçılık alev alev ortalığı yakıyordu. Otobüslerde sözde ‘siyahlar’ ve ‘beyazlar’ olarak adlandırılan insanlar yan yana oturamıyorlardı. Bazı eyaletlerde aynı otobüse bile binemiyorlardı. Göçmenlere karşı ise olağanüstü bir önyargı ve öfke vardı. Rahmetli Martin Luther’in hayali ise bir gün bütün bunların yaşanmamasıydı.

Geçtiğimiz hafta hayatını yitiren eski NBA başkanı David Stern’ün de aslında NBA ile ilgili bir hayali vardı. Bir gün NBA’in global bir organizasyon olması. Farklı ulusların en iyi oyuncularını bir araya getirmek ve dünyadaki tüm basketbol seyircisini aynı saatlerde tek bir NBA ekranı ve çatısı altında toplamak.

NBA’de her sene “All-Star Haftasonu” adında bir organizasyon düzenlenir. Smaç yarışmaları, üç sayılık yarışmaları, yetenek yarışmaları, çaylaklar maçı, vesaire. Bütün bunların kenar süsleri ve bir tür tamamlayıcı garnitürdür. Asıl ana yemek ise ‘All-Star Maçı’dır. All-Star maçı da basketbolseverlerin oyları ile seçilmektedir. Bu aslında dünyada ligin nasıl izlendiğini göstermektedir. Bu oylama sayesinde NBA hakkında her sezon farklı analizler yapabilmemiz için bize bir veri tabanı bile oluşturabilir. En çok sevilen oyuncuyu, en popüler oyuncuyu, spor ürün markalarının bir sonraki sezon en çok hangi oyuncuya yatırım yapması gerektiği gibi bir çok konuya yardımcı olur esasında.

Her ne kadar Los Angeles Lakers’ın yıldızı LeBron James’in oyları atağa kalkmış ve öne geçmiş olsa da oylamayı ilk günden itibaren önde götüren 2 oyuncu vardır. Giannis Antetokounmpo ve Luka Doncic. Luka Doncic, bir Sloven oyuncu. Giannis Antetokounmpo, bir Yunan oyuncu. Yani ikisi de spor literatüründe ‘yabancı’ dediğimiz oyuncu sınıfında.

NBA’de her sezon başı ‘offseason’da yani ‘sezon öncesi’ yaz dönemde resmi olarak 600 tane oyuncu bulunmaktadır. Normal sezonun başlamasıyla bu 450 oyuncuya düşer çünkü teknik olarak her takımın toplamda 15’er kişilik bir kadro kurabilmektedir. 30 takımın olduğunu düşünürseniz bu toplamda resmi lisanslı 450 oyuncu eder.

‘The Chocolate Thunder’ ve ben…

2019-2020 sezonu başlarken bu 450 oyuncunun 108’i 38 farklı ülkeden, ‘uluslararası oyuncu’ yani ‘yabancı oyuncu’ desem şaşırmaz mısınız? Biliyorum, biliyorum. İçinizde, “O kadar var mı?” diye soranlar oluyordur. Evet, var. Geçen sezon ise 42 farklı ülkeden 113 yabancı oyuncu mevcuttu ki bu NBA tarihinin en büyük rekorudur. Son 6 sezondur ise 100 oyuncunun altına da inmiyor. Bunu da özellikle belirtelim.

1991-1992 sezonu başlarken NBA’de yabancı oyuncu sayısı 23’tü. 1994-95 sezon başlarken ise sayı 24’tü. Şu anki ulaşılan sayı ise bunun dört katından fazladır. Bu gerçekten organizasyon adına çılgın bir büyüme ve globalleşme örneğidir.

Geçen haftaki David Stern yazımda da bahsetmiştim. İki önemli unsur. 80’lerdeki global yayın projesi ve 1992’teki Barcelona Olimpiyatları’ndaki ‘Dream Team’ yani ‘Rüya Takım’ projesi. Bütün bu tablonun en önemli fırça darbeleri esasında bunlardı. Bütün amaç zaten buydu. Bir gün 100’den fazla uluslararası oyuncuyu aynı ligde toplamak ve bütün dünyaya bu ligi pazarlamak. Efsane ressam Bob hani televizyonda tablo yaparken, “şuraya da güzel bir ağaç konduralım” derdi ya bu puzzle’da bu manevra NBA’in son 15 yıla yakındır düzenli organize ettiği ‘NBA Europe Live’ projesidir. Her sezonun başında bir kaç NBA takımıyla farklı ülkelerde maç organize etmek. Hatta 2007’deki NBA Europe Live kapsamında Türkiye’de düzenlenen organizasyonunda muhabir olarak yer almıştım. Süreci gözlerimle izledim, konuşulanları kulaklarımla duydum. Hatta o dönem David Stern’ün ekibindeki kurmaylarla ve NBA’in efsane oyuncularından ‘The Chocolate Thunder’ lakaplı Darryl Dawkins’le tanışıp uzun uzun sohbet etme şansı buldum. Hatta bana o yaz Kevin Garnett’in Minnesota Timberwolves’tan Boston Celtics’e gidişini bizzat birinci elden anlatmıştı.

Konuya geri dönecek olursak bu sürecin en büyük belirteçlerinden biri de NBA’de bugüne kadar 4 yabancı oyuncunun ligin MVP’si yani En Değerli Oyuncusu seçilmiş olmasıdır. Bana göre bu sayı üçtür gerçi. 1993-94 sezonunda seçilen Nijerya asıllı Hakeem Olajuwon, 2004-2005 ve 2005-06 yıllarında üst üste iki kez bu ödüle layık görülen Kanada asıllı Steve Nash, 2006-07 sezonunda seçilen Alman asıllı Dirk Nowitzki ve son olarak da 2018-2019 sezonunda seçilen Yunan asıllı Giannis Antetokounmpo. Hakeem Olajuwon’u yabancı oyuncu olarak adlandırılıyor tarihte ama en nihayetinde Olajuwon, Amerika Milli Takım forması giydiği için onu ben şahsen bu kategoride elemeyi tercih ediyorum.

Bir zamanlar sadece ‘elin oğlu’ olarak adlandırılan Amerika’daki yabancılar ülkenin ve dünyanın bir numaralı liginde ligin en önemli oyuncuları haline geldiğine tanıklık ediyoruz. David Stern’ün hayali buydu. Daha önemlisi planı buydu. Tuttu da. Başkan Adam Silver her ne kadar bir çok konuda David Stern’ü arattırsa da o da işi aldığın yerden devam ettiriyor diyebiliriz. NBA, her geçen gün dünyada daha fazla seyrediliyor ve takip ediliyor. NBA’deki yabancı oyuncu sayısı ise ilerleyen yıllarda katlanarak artarsa kimse için sürpriz olmasın. Çünkü Amerika topraklarında düzenlenen bu organizasyon dünyada girilmeyen ülke ve ev bırakmayacak gibi gözüküyor. Giannis Antetokounmpo ve Luka Doncic için kimse şaşırmasın artık. Böyle devam ederse ligin yeni yıldızları onlar ve onlar gibi ‘yabancı oyuncular’ olacak.


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI