Kadıköy semalarında yankılanan ses: Daniska

Pazar, 15 Aralık, 2019
Açık açık söyleyeyim: Tarihin ilk Daniska konseri, şahit olduğum en eğlenceli konserlerden biriydi. Erdal Güney’le birlikte konseri izlerken o kadar keyiflendik ki, çıktığımızda sarhoş gibiydik. “İçkiden değil” dedik, “müzikten”. Konser sonrası başımızı uzattığımız Daniska kulisi, gülen yüzlerle doluydu. Bu da, konserin ne kadar güzel geçtiğini gösteriyor.

Yakın dönemde kurulan, art arda yayımladıkları şarkılar ve kliplerle adlarından söz ettiren Kadıköylü topluluk Daniska, geçtiğimiz çarşamba ilk konserlerini Kadıköy Sahne’de verdi. Heyecanla yerimizi aldık, izledik. Gördüğümüz salt bir konser değil, şahane bir sahne performansıydı. İlk albümlerinin o gün ortalığa çıkmış olması, günü ayrıca güzelleştirdi ve 11 Aralık 2019 tarihi, Daniska takvimine önemli bir gün olarak yazıldı.

Daniska, Evren Arkman vesilesiyle dikkatimi çeken, dinlediğim ilk andan itibaren hayranlık ve merakla takip ettiğim bir topluluk. Benim gibi sadık dinleyicileri şanslı: Şarkılarını uzun olmayan periyotlarla dinleyiciye sundukları için hep göz önünde oldular. Ben biraz daha şanslıyım, zira kimi şarkılarını piyasaya çıkmadan önce dinleyebildim. Çarşamba günü, bildiğim şarkıları onlarla söylemek üzere oradaydım.

Konserin hemen başında (küçük bir atraksiyon sonrasında) seslendirdikleri ilk şarkı, yaş üzüm rakısına gönderme yapan adıyla dikkat çeken “Yaş Hüzün Şarkısı”: “Artık süslenip püslenip gezinemem / Sinema, performans hele treking’e hiç gelemem / Bu yaştan sonra bir de çocuktan sonra / İmkânsız // Elsa, Rapunzel, Pinki Pay arkadaşlarım / Kayu, Sünger Bob, Şirinler yoldaşlarım / Akar rengârenk düştükçe aklar, gözyaşlarım // “Anca bir büyük kapar gelirim / Domates biber patlıcan közlerim / Sevişmek çok zor sarılmak isterim / O kadar…” Efkârla başlayan konserin tam ortasında bir çilingir sofrası kurmaları, salondaki konuk müzisyenleri rakıya davet etmeleri, muhabbeti müzikle harmanlamaları bizi mutlu eden hareketler.

Konserin bir dostlar buluşması olduğunu söylememe gerek yok. Salondaki bütün yüzler tanıdıktı. Hakan Yılmaz’dan Hüsnü Arkan’a, Burhan Şeşen’den Hüseyin Turan’a, Erdal Güney’den Mahmut Çınar’a herkes oradaydı. Üstelik bir kısmı sahneye de çıktı. Burhan Şeşen’in gitarıyla eşlik ettiği, Hüsnü Arkan’ın seslendirdiği “Düşler Sokağı”, salondaki herkesin bir ağızdan söylediği şarkılardandı. Burada küçük bir bilgi vereyim: “Yaş Hüzün Şarkısı”nın bestecisi Deniz Bayrak, aynı zamanda Ezginin Günlüğü kadrosunda yer alan müzisyenlerden. Kadıköy’ün şahane plakçılarından Plakhâne’yi açan da o.

Topluluğun Deniz dışındaki üyeleri, Gökhan Tümkaya, Hüseyin Cebişçi, Efe Demiryoğuran ve Evren Arkman. “Hallelujah”dan “Hüzün Makamı”na uzanan şarkıları, bu ekip tarafından kotarıldı.

Daniska, Baltık Denizi’ndeki liman kentlerinden biri olan Danzig/Gdansk’ın adından türetilmiş, “âlâ” ya da “daha fazlası” anlamına gelen bir kelime. Topluluğun adı buradan. Kendilerini, ” ‘Kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız’ mottosuyla yola çıkmış ezber bozmamaya özen gösteren müzik grubu” olarak tanıtıyorlar. Gökhan Tümkaya, topluluğun kuruluşunu, 10 Ocak 2017 tarihinde twitter üzerinde “40’lı yaşlarımızda hevesli ergenler gibi grup kurduk, anında rejim değişti” cümleleriyle duyurmuştu. Sonrasında şarkılarla onları tanıdık, sevdik. Bilhassa var olmayan bir dilde söylenen “Bir İçim Su”, pek çok dinleyiciye ulaşmalarını sağladı: “Çuça cicoz / Zamkinos jojo kokoroz / Apiko saloz / Abandone zip şaşkoloz…” ’70’li yılların son deminde yapılmış “disko” şarkılara benziyor. Şarkı kadar klibi de eğlenceli. Konserdeki tek eğlenceli şarkı bu değildi ama: Sonlara doğru söyledikleri yaklaşık on dakikalık potpuri, salonu ısıtan hareket. “Leylim Ley”den “We Will Rock You”ya, Bon Jovi’den Grup Baran’a uzanan “farklı” şarkıları tek bir potada eriten, dinleyiciyi oradan oraya sürükleyen Daniska’nın konserde iki kez söylediği şarkı, bizi duygudan duyguya savuran “Mış Gibi”. 2018 yılının son aylarında tanıştığımız bu şarkı, konser günü ortama salınan albüme de adını vermiş. Berlin’in öldürülmesinden duvarların yıkılışına pek çok hadiseyi içinde barındıran, ejderhalardan pandalara uzanan, “lanet olası federaller”den “Şakir’e çay yok”a uzanan sözleriyle güldüren şarkı, darbeyi sonunda vuruyor: “Uzak şuramızdaymış / Derman yaramızdaymış / Ali aramızdaymış / Mış gibi kavuşalım…” Burada bahsi geçen Ali, Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de karanlık bir sokakta dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz. Klipte karşımıza çıkan 19 sırt numaralı Fenerbahçe forması, kalbimize bir taşın oturmasına sebep.

Açık açık söyleyeyim: Tarihin ilk Daniska konseri, şahit olduğum en eğlenceli konserlerden biriydi. Erdal Güney’le birlikte konseri izlerken o kadar keyiflendik ki, çıktığımızda sarhoş gibiydik. “İçkiden değil” dedik, “müzikten”. Konser sonrası başımızı uzattığımız Daniska kulisi, gülen yüzlerle doluydu. Bu da, konserin ne kadar güzel geçtiğini gösteriyor.

Konseri açan “Yaş Hüzün Şarkısı”, yakın dönemde yayımlanan “Hayat Dudaklarda Mey” başlıklı kitabıma aldığım şarkı. En sevdiklerimden. Arada karşımıza çıkan dizeler, sanki o kitap için yazılmış gibi: “Gördüm ne mutlu mesutsun sosyal mecrada / Bense çaresiz perişan gözlerim yolda / Yaş hüzündüm, damıtıldım, damla damla // Bir dilim beyaz peynir yanıma / Buz istemez gidenlerin ruhuna / Zeki’nin, Müzeyyen’in, Neşet’in aşkına / O kadar…” Kitapta Daniska’ya ayırdığım bölümün başlığı, “Paylaşılacak ama azalmayacak”. Tıpkı şarkıları gibi: Söylendikçe çoğalacak!


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI