Adem Erkoçak
Adem Erkoçak

Faşizme karşı Atalanta'yla omuz omuza!

Cuma, 13 Aralık, 2019
Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden en mütevazı kadrolardan birine sahip olan Atalanta, beklenmedik şekilde gruptan çıkmayı başardı. Üstelik bugün devlerle mücadele veren Atalanta'nın geçmişinde Mussolini'ye karşı verilen büyük bir direniş ve tribünlerinde o direnişi miras alan sol sloganlar mevcut...

Şampiyonlar Ligi’nde önceki gece tamamlanan grup maçlarının ardından küçük bir şehrin, küçük bir takımı ilk kez katıldığı bu turnuvada sessiz sedasız ikinci tura yükseldi. Atalanta’dan bahsediyorum. Milano’nun 40 kilometre kuzeydoğusunda bulunan, yaklaşık 120 bin nüfuslu Bergamo’nun, sadece 1962/63’te İtalya Kupası’nı kazanan takımı için tarihi bir başarı bu.

Grup maçlarına 4-0’lık Dinamo Zagreb deplasman mağlubiyetiyle başlayan mavi-siyahlılar, ikinci maçta evlerinde Shaktar’a 2-1 kaybettikten sonra İngiltere’de Manchester City’e de 5-1 mağlup olmuştu. İlk üç maç sonunda atılan 2 gole karşılık yenilen 11 gol ve sıfır puanla Şampiyonlar Ligi, hatta Avrupa Ligi defterinin bile kapandığını düşünüyordu herkes Atalanta için.

Üstelik bir dezavantajı daha vardı Bergamoluların: Stadyumları UEFA standartlarında olmadığı için tadilata girmişti ve iç saha maçlarında meşhur San Siro kulübe ev sahipliği yapıyordu. Buna rağmen önce Manchester City’den 1 puan koparmayı başardılar, ardından Dinamo Zagreb’i mağlup ettiler. Fakat bu durumda bile son maçlar öncesi 4 puanla grubun dibinde yer alıyorlardı. Pek fazla umutları yokken Shaktar deplasmanında ev sahibi ekibin yaptığı savunma hatalarını değerlendiren Atalanta, 3-0’lık galibiyetle grup ikinciliğine yükselip son 16 turuna adını yazdırdı.

İşte burada durup hikâyenin akışını biraz değiştirelim. Çünkü bu yazıyı sadece finansal açıdan küçük bir bütçeyle “devleri” alt eden bir takım olması nedeniyle değil, Mussolini’nin yaptırdığı eski stadyumu inatla kullanan, tribünlerinden sol sloganların eksik olmadığı ve logosunu Yunan mitolojisindeki bir kadından aldığı için anlatmak istiyorum.

Alpler’in gölgesinde yer alan Bergamo, Yukarı Bergamo ve Aşağı Bergamo olarak iki bölümden oluşan bir şehirdir. Müzikal tarihi ve büyüleyici Ortaçağ ambiyansı ile ünlüdür. Şehrin bir başka özelliği daha vardır: İtalya’nın faşist diktatörü Mussolini (gerçi faşist olmayan diktatör mü var?) rejimine en büyük direnişin gösterildiği kentlerden biridir Bergamo.

İtalya’nın “sol” denilince akla ilk gelen Livorno ve Terni gibi şehirler bile diktatöre yenildiğinde, Bergamo hâlâ direniyordu. Hatta birçok Bergamolu, hiçbir zaman teslim olmadıklarını iddia etmekte. Zira 1922 yılında Bergamolu işçilerin direnişini yok etmek için şehre gelen Mussolini’nin ordusuyla yıllarca süren çatışmalar yaşanmış. Çatışmalar sırasında Mussolini’nin ve faşist rejimin sadık bir askeri olan teğmen Mario Brumana, Bergamolular tarafından öldürülmüş. Brumara’nın ölmeden önce “Vatan sevgisi uğruna son nefesimi veriyorum, ruhum ve bedenim Duce’ye armağanımdır” dediği anlatılagelir.

Mario Brumana

1928’e gelindiğindeyse Duce, öldürülen teğmenin anısına onun ismini verdiği bir stadyum yaptırır Bergamo’ya. O zamanlar 12 bin kapasitesi olan stadyum, hiçbir zaman dolmamış. Mussolini devrildikten sonra ona ait bütün izlerin yok edildiği bir süreç başladı İtalya’da. Fakat Atalantalılar, Mussolini’nin diktiği bu stadyumun yıkılmasına karşı çıktılar. İsmini Atleti Azzurri D’Italia olarak değiştirdiler ve o gün bugündür kullanmaya devam ettiler.

1922’deki direnişi anmak için bu yolu tercih eden Bergamolular, Atalanta maçlarında tribünleri sol sloganlar ve Che Guevera flamalarıyla donatıyorlar. İşte Şampiyonlar Ligi tadilata giren bu stadyumda, Mussolini’nin kullandığı protokol tribününün ve onun her yanına asılan Che Guevera bayraklarının muhafaza edileceği söyleniyor.

Atleti Azzurri D’Italia

Burada şunu da belirtmek gerek: Tribünlerin tamamı böyle değil. Apolitik gruplar, hatta zamanla apolitikleşen sol gruplar da var. Ama şundan eminiz ki, hamurunda direniş olan bir şehrin tribünlerinde ayrımcılığa yer yok. Atalanta trübünlerine yön veren ve kuzey kale arkasına yerleşen Ultraslar’dan (Curva Nord 1907), Brigate Neroazzure (siyah ve mavi tugay (BNA)), Wild Kaos Atalanta (WKA), Nomadi (Nomads) ve Nuova Guardia (Yeni Muhafız) gibi alt gruplar ortaya çıktı.

Bir büyük kırılma da 1995 yılında, AC Milan’ın Ultrasları tarafından bıçaklanan Genoa taraftarı Vincenzo Spagnolo’nun ölümünün ardından “basta lame, basta infami” (“bıçaklara yeter, aldatmaya yeter”) başlıklı bir bildiri yayınlanmasıyla da oldu. Şiddetten uzak durmak adına politikadan da uzaklaşan gruplar oldu. Ama hiçbir zaman sağa kaymadılar. Elektronik bilete karşı direnenlerin başında Atlalantalılar geliyordu.

Tabii bu duruşları nedeniyle herkes onlara sempatiyle bakmıyor. İtalya’da radikal sağ (ırkçılık) ile özdeşleşen Lazio ve Hellas Verona’nın taraftar gruplarıyla Atalantalıların arasında büyük bir düşmanlık var. Lazio’nun geçtiğimiz aylarda öldürülen uyuşturucu taciri, faşist tribün lideri Diabolik lakaplı Fabrizio Piscitelli’nin de en çok nefret ettiği kulüplerden biriydi Atalanta.

Solun önemli kalelerinden biri olan ancak son 15 yılda Lazio ve Verona’nın çizgisine yaklaşan Roma tribünlerinde büyük artış gösteren aşırı sağ eğilim yüzünden, yeni bir düşmanlık da burada filizlendi.

Faşist selamı vermekten çekinmeyen, siyah futbolculara hemen hemen her maçta ırkçı tezahüratlar yapan özellikle bu üç tribünün içinde karanlık bir dünyada yanan mum ışığı gibidir Atalanta’nın varlığı.

Sadece tribünleri değil, yukarıda da andığımız gibi kulüp logosu da farklıdır Atalanta’nın. Logosunu Yunan mitolojisinden seçen başka kulüpler de var ancak bir kadını tercih eden kulüp Atalanta.

Atalanta logosu…

Takımın armasında yer alan kadın mitolojik kahramanlardan biri olan Atalanta’nın hikâyesi ise şöyle: Efsaneye göre, hep bir erkek çocuğu olmasını isteyen Lasius, Atalanta doğunca kendisini ormana bırakıp terk eder. Bu durum üzerine doğa tanrıçası Artemis, Atalanta’nın hayatta kalması sağlamak için bir ayıya bebeği emzirme görevi verir. Ormanda bir ayı tarafından emzirilen ve ormanda yaşam mücadelesi veren Atalanta öncelikle çok iyi bir avcı olur. Yıllar geçtikçe mükemmel bir atlete ve baş döndürücü güzelliğe sahip bir kadına dönüşür. O dönem, Bergamo civarlarında yaşadığı tahmin edilen ve özellikleriyle mitolojinin önemli kadın karakterlerinden olan Atalanta, 1907 yılında kurulan kulübün isim ve logo annesi olmuştur.

Bu nedenle midir bilinmez, 2011 yılından itibaren kulüp, kentte doğan her çocuk için iki şişe sütle birlikte reklamsız bir forma hediye ediyor.

Dileğim, 27 milyon avro maaş bütçesi ile mücadele eden  ve şu ana kadar Şampiyonlar Ligi’nde 39,5 milyon avro gelir elde bu takımın kurada şansının yaver gitmesi ve Şampiyonlar Ligi’nde uzun bir yolu olması…

* Bu yazıya hem ilham hem de bilgi kaynağı olan Cem Türktekin‘e teşekkürler…

YAZARIN DİĞER YAZILARI