Öğretmenim, canım benim...

Pazar, 24 Kasım, 2019
Gün vesilesiyle bir marştan yola çıktım, bir çocuk şarkısıyla yazıyı tamamladım. Arada kimi şarkıları andım ama elbette öğretmenler için yazılan şarkılar bu kadar değil. Daha nice öğretmen şarkısı var. Okuldan söz edenler, cabası. Benimki küçük bir hatırlatma.

Bugün 24 Kasım. Öğretmenler Günü. Okul takviminde yer alan “belirli gün ve haftalar” içinde en özellerden biri. Başta annem, tanıdığım bütün öğretmenlerin çok sevdiği gün. Bunu vesile ederek öğretmenler için yapılan bir kısım şarkıları anmak isterim ama öncesinde, onlarla özdeşleşmiş marşı anayım. Öğrendiğim ilk marşlardan biri bu: “Öğretmen Marşı”. 12 Eylül sonrasına denk gelen öğrenim hayatımda ders kitaplarının son sayfasında karşımıza çıkardı ve o dönemde okullarda öğretilir, hep bir ağızdan söyletilirdi. Hâlâ öğretiliyor mu, bilmiyorum ama aklıma mıh gibi kazınan dizelerini hiçbir zaman unutmayacağım muhakkak: “Alnımızda bilgilerden bir çelenk / Nura doğru can atan Türk genciyiz / Yeryüzünde yoktur olmaz Türk’e denk / Korku bilmez soyumuz…” Marşın sözleri, İsmail Hikmet Ertaylan’a ait. İlk hâlinde “genciyiz” yerine “oğluyuz” denmiş, sonradan bu değiştirilmiş. Bestecisi (Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan ekonomi atılımını desteklemek amacıyla “Türk çocukları el ele verdi / İktisat birlik yolu bizimdir” diye başlayan “İktisat Marşı”nı da besteleyen) Cevat Memduh Altar. Başta öğretmen liselerinde okutulmuş bu marş; sonrasında bütün okullara yayılmış. Çok bilinir, yaygındır ama sanılanın aksine öğretmenlerden söz eden tek marş bu değil. Öncesinde, Kazım Uz ve (“Galatasaray Lisesi Marşı”nın da bestecisi) Zati Arca’nın yazdığı iki farklı “Darülmuallimin Marşı” var. Bunlar, dönem dönem öğretmen okullarında düzenlenen bayrak törenlerinde okutulmuş ancak yurt sathına yayılmamış. “Öğretmen Marşı”, biraz da 12 Eylül yönetiminin dayatmasıyla bütün okullarda söylenir olmuş.

24 Kasım’da kutlanan Öğretmenler Günü, aslında 12 Eylül yönetiminin bir icrası. 1928’de Atatürk’e başöğretmenlik unvanının verildiği gün bu. 1981’de, Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı kutlanırken, Kenan Evren ve arkadaşlarının (ya da resmî adıyla Milli Güvenlik Konseyi’nin) isteğiyle bu güne Öğretmenler Günü denmiş ve ilk kez o yıl kutlanmış. Sonrasında gelenekselleşmiş. Çok uzun yıllardır kutluyor gibi görünüyoruz ama Türkiye’de aslında sadece 38 yıldır Öğretmenler Günü kutlanıyor. Gün boyu yapılacakların çerçevesinin belirlenmesi ise çok daha yeni bir tarihte gerçekleşmiş: “Öğretmenler Günü Kutlama Programı”, 26 Kasım 1996’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş.

Öğretmen denince akla gelen ilk şarkılardan biri, Ali Rıza Binboğa’nın “İlk Öğretmen” adlı şarkısı. 1978 yılında plak olarak yayımlanan bu şarkı, bilhassa nakaratında geçen dizelerle aklımızda: “Bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa / Yirmi dokuz kere kırk yıl kölesiyiz öğretmenin…” Hz. Ali’ye atfedilen bu söz, şarkının vurucu noktası belki ama diğer sözler de göz ardı edilebilir gibi değil: “Öğretmen kutsaldır ana gibi / Öğretmen kutsaldır baba gibi / Öpülesi elleri var / Şirin tatlı dilleri var // Öğretmen öğretir: A-B-C / Öğretmen öğretir: K-L-M / İlk öğretmenin kim senin? / Kim öğretti alfabeyi?” Ali Rıza Binboğa (“Yarınlar bizim” dediği için) yasaklı olduğu yıllarda bile TRT’ye çıkar, bu şarkıyı bir sınıf mizanseninde söylerdi. Bir tür dokunulmazlığa sebep olmasının sebebi, muhtemelen yukarıdaki “zararsız” sözler. Plağın başında, yakın dönemde kaldırılan ve hâlâ tartışılan “Andımız”ın girişine de rastladığımızı, bir bilgi olarak buraya bırakayım.

Şarkılar arasında dolanırken karşımıza çıkanlardan biri, bir Derdiyoklar şarkısı: “Dilimizden düşmez adı / Verir ana baba tadı // Kurucusu yarınların / Dedelerin, torunların / ustası Derdiyoklar’ın / Öğretmenler…” 1983’te Almanya’da yayınlanan “Arif Doğup Arif Ölen” albümünde yayımlanmış ve bu şarkı aracılığıyla öğretmenlerimize Almanya’dan bir selam çakılmış. Oysa bundan birkaç yıl önce, 1977’de, Cem Karaca, “Bir Öğretmene Ağıt” adlı şarkısında bambaşka bir hikâye anlatmış: “Bugün okul yok artık çocuklar / Ama yarın mutlaka açılır / Başıma değen taşlar çocuklar / Şakağımdan sızan kan / Ağlamayın çocuklar / O eller de bir gün kırılır…” O yıllarda birbiri ardına öldürülen öğretmenler için yakılan bu ağıt, sonunda cumhuriyetten ve aydınlık düşüncelerden dem vuruyor: “Biliyorum bütün kabahat bende, öğretmen oluşumda / Ve saklamamda aydınlık düşüncelerimi / Ama ben cumhuriyette doğdum, cumhuriyet çocuğuyum / Olamaz öğretmen oluşum suçum…”

Öğretmenler için Türkçede yazılmış en güzel şiirlerden biri, Ceyhun Atuf Kansu imzalı “Dünyanın Bütün Çiçekleri”. Selda Bağcan tarafından sözleri biraz değiştirilerek bestelenen ve dilden dile dolaşarak yayılan bu şiir, 1949’da, görev yaptığı okulun, üzerine yıkılması sonucu ölen Şefik Sınığ’ın anısına yazılmış: “Dünyanın bütün çiçeklerini / Kaya çiğdemlerini, öğrencilerimi, getirin bana // Bütün köy çocuklarını, getirin bana // Son bir ders vereceğim onlara / Ve son şarkımı söyleyeceğim / Ve sonra öleceğim…” Sınığ’ın son sözleri, Kansu’ya ilham vermiş: “Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin.”

Bildik şarkılar bir yana, kenarda kıyıda çok öğretmen şarkısı var. Bunlardan biri, Habib Mert’in “Adem Öğretmen”i. Şarkı, “nice cumhurbaşkanları ve başbakanlar yetiştiren” ama sonrasında unutulan bir öğretmenin hikâyesini anlatıyor. Mehmet Karakoç’un “Arar Arar Beni Bulur” albümünde yer alan “Öğretmen Geliyor”, aynı minvalde kısa ama naif bir şarkı: “Öğretmen geliyor elinde kalem / Ağzı bal akıyor, dilinde kelam / Tahtayı boyamış, defteri dizmiş / Kitabı kendine rehber edinmiş // Aman yaman canım gülüm öğretmen / Senden alacağız ilim öğretmen” Adı “Öğretmenim” olan nice şarkı var: Mahzun Kırmızıgül, Osman Öztunç, Musa Has, Ali Doğan ve Korkmaz Akifoğlu’nunkileri burada anayım, başka bir hatta geçeyim…

Kimi şarkılar, mesleği öğretmenlik olan kişilere duyulan aşkı anlatıyor. Malatyalı İbrahim’in kıvrak şarkısı “Aşığım Öğretmene”, bunlardan biri: “Evimizin solunda / Her gün okul yolunda / Âşık oldum sonunda o güzel öğretmene…” Mihrican Bahar tarafından yorumlanan “Öğretmene Varamadım”, onun yanına iliştirebileceğim bir diğer örnek: “Öğretmene varamadım / Naylon çorap giyemedim / Muradıma eremedim…” Sözlerini yazmayayım ama bu iki şarkıyı tamamlayan Âşık Erol Ergüroğlu imzalı “Öğretmen Kız”ı burada anayım.

Yazının sonuna, hepimizin bildiğini düşündüğüm bir çocuk şarkısıyla varayım: “Öğretmenim, canım benim / Seni ben pek çok severim / Sen bir ana, sen bir baba / Her şey oldun artık bana // Okut, öğret ve nihayet / Yurda yarar bir insan et…”

Gün vesilesiyle bir marştan yola çıktım, bir çocuk şarkısıyla yazıyı tamamladım. Arada kimi şarkıları andım ama elbette öğretmenler için yazılan şarkılar bu kadar değil. Daha nice öğretmen şarkısı var. Okuldan söz edenler, cabası. Benimki küçük bir hatırlatma.

Bu vesileyle, başta annem, bana katkıda bulunan, bugüne gelmemi sağlayan bütün öğretmenlerin gününü kutlar, ellerinden öperim.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI