Aydın Selcen
Aydın Selcen

Devlete kutlama, yurttaşa kayyım

Çarşamba, 30 Ekim, 2019
Türkiye, barıştan ve siyasal çözümden yana değil. Ne içeride, ne dışarıda. Türkiye kazanmaktan, gücünü dayatmaktan, iktidarını pekiştirmekten yana. Hangi Türkiye? Cumhuriyet mi? Hayır, devlet. Devlet kim? AKP. Ordu-milletten, parti-devlete cumhuriyetin yüz yıla yaklaşan serencamı. Devletin sadık anamuhalefeti CHP ve İYİP. Yurttaş ve halk nerede?

Cizre’ye (de) kayyım atandı, devlet yurttaşına cumhuriyetinin kuruluşunu kutlamayı (dahi) zehir etti. Önce Diyarbakır, Mardin ve Van. Sonra Hakkâri, Yüksekova ve Nusaybin. Şimdi, Cizre. Kulp, Kayapınar, Bismil, Kocaköy, Karayazı ve Erciş’i de ekleyelim, etti on üç kayyum. Bir gaflet ve atalet maratonuysa eğer siyaset, onun en güzel yüz metresini koşmaktasın sen ey muhterem muhalefet!

Bir önceki yazımda Sayın İstanbul Milletvekili (yani aciz bendenizin temsilcisi) Sezgin Tanrıkulu’nun şu sözlerine yer vermiştim, yinelemekte sakınca yok: “Oldu olacak, belediyelere tek tek kayyum atayacağınıza bütün bölgeye ‘Genel Vali’ atayın hiç olmazsa statüsünü ilan etmiş olursunuz…” İşte cumhuriyet, işte bölgesi.

Cumhuriyet, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün barış projesiydi de. Çünkü, barışın değerini en çok savaşan bilir. Ve “barış isteyen, savaşa hazır olur” da der, Roma özlü sözü. Hani, herhalde bugüne dek en estetik tasarımlarından birini haiz olan, Luger P08 “Parabellum” gibi. Terörle mücadele, barışın yolunu açmak mıdır? Yürütülüşüne, amacına, kapsamına, tanımına bakar denebilir.

Cumhuriyetin sınırlarının bitişiğinde adına IŞİD denilen cinayet şebekesinin iki kafası aynı anda ABD’nin terörle mücadele operasyonuyla kopartıldı. Idlip’in Berişa köyünde El Bağdadi ve Cerablus’ta El Muhacır. Yurttaşlar, bilvesile ve mutad veçhile, iktidar partisi sözcüsü Çelik tarafından yine açıklama kisvesiyle azarlandı: PKK/YPG ile IŞİD arasında fark yokmuş ve Nevşehir’de vali halkın alternatif cumhuriyet bayramı kutlama girişimini yasaklamakta haklıymış.

O arada TSK’nin Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki mevcudu on beş bini aşmış, üs sayısı 23’ü bulmuş, müşterek komuta merkezi de Erbil’e taşınmış. Bağdadi’yi yok eden ABD Özel Kuvvetleri’nin helikopterlerinin havalandığı Idlip’e 700 km. uzaklıktaki Erbil. İstihbaratını SDG’nin verdiği operasyon. ABD onları ortada bırakırken, Başkan Trump’a teşekkür edip, sözünü ettiğim her iki operasyonda istihbarat paylaşımı yapan ve RF ile anlaşıp sınırdan geri çekilen SDG.

ABD Savunma Bakanı Esper, Deyrelzor civarındaki Omar petrol sahalarına zırhlı kuvvet konuşlandırmasının gerekçelerini “SDG’ye kaynak yaratmak ve buraların IŞİD’in eline geçmesini önlemek” olarak açıkladı. Esper, “SDG ile daimi temas halinde kalacaklarını” da belirtti. Irak-Suriye Birleşik Müşterek Görev Gücü Komutanı Korg. White ise Bağdadi’nin öldürüldüğü gün IKB Başbakanı Mesrur Barzani tarafından Erbil’de kabul edildi.

SDG komutanı Mazlum Abdi (kendi bu adı kullanıyor artık), hakkında Türkiye’nin kırmızı bültenle arama ve görüldüğü yerde tutuklanma talebi var. Salih Müslim de kırmızı bültenle aranıyor. Müslim’le 2015’te defalarca görüşen, dönemin Dışişleri Müsteşarı, bugünün BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Sinirlioğlu BMGK’deki son müdahalesini “kimin yalan söylediğini herkes biliyor” tümcesiyle tamamladı. Doğrusunu itiraf edeyim, ben olup bitenlere baktığımda kimin yalan söylediğini pek kestiremiyorum.

Oysa, sanılanın aksine, “diplomat yalan söylemez” diye öğrettiydi meslek büyüklerimiz bize hariciyede. Geçenlerde kısaca sohbet imkânı bulduğum bir yeni emekli büyükelçimiz ise kırk yıllık meslek hayatında (yüksek perdeden savrulan tehditlerden ziyade) muhataplar üzerinde en etkin olan silâhın “söylenmeyen” olduğu kanaatini edindiğini paylaştı.

Cenevre’de kıdemli Norveçli diplomat BM Özel Temsilcisi Pedersen’in yol göstericiliğinde anayasa yazım görüşmeleri 29-30 Ekim’de başlıyor. Açılış töreninde 150 katılımcı bulunacak, aralarından 45’i anayasa yazımı işine girişecek. Bunun adı siyasal çözüm. Siyasal çözümde Suriye’nin Kürtlerine kağıt üstünde de olsa özerk temsil hakkının tanınması kapısı aralayan Rusya. Mazlum Abdi’nin Rus bayrağı önünde Savunma Bakanı Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Gerasimov’la video-konferans yaptığı devlet.

Türkiye, barıştan ve siyasal çözümden yana değil. Ne içeride, ne dışarıda. Türkiye kazanmaktan, gücünü dayatmaktan, iktidarını pekiştirmekten yana. Hangi Türkiye? Cumhuriyet mi? Hayır, devlet. Devlet kim? AKP. Ordu-milletten, parti-devlete cumhuriyetin yüz yıla yaklaşan serencamı. Devletin sadık anamuhalefeti CHP ve İYİP. Yurttaş ve halk nerede? Süpür süpür, al al al…

Barış. Aydınlanma. İlerleme. Dayanışma. Toplumsal ve toplumcu kalkınma. Çoğulculuk. Halkın egemenliği. Kimlikler. Cumhuriyet. Şuralar toplayan halkın, imparatorluk başkentine başkaldırarak, Türk-Kürt bir arada, eşit yurttaşlık adına egemenliklerini dayatarak örgütledikleri bir devlet tasarımı. Aralıksız savaşla geçen çeyrek yüzyılın ardından göğüs göğüse son bir çarpışmayla kazanılan barış.

Ulusal çıkarların korunması olarak barış. İsmet İnönü’nün İkinci Dünya Savaşı dışında kalarak koruduğu barış. O dönemde şimdikinden de koyu bir parti-devlet yok muydu? Vardı. Ama aradan da neredeyse seksen sene geçti birader. O zamanki dünya nasıl bir yerdi, şimdiki nasıl bir yer? Cumhuriyet neredeydi, nereye geldi?

Cumhuriyetin alternatif kronolojisi: 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 1924 Anayasası, 1925 Şeyh Sait ayaklanması, 1926 Musul’un Irak’ta kalması, 1930 Ağrı isyanı, 1937 Dersim (“tertele”), 1939 Hatay’ın ilhakı, 1955 Erivan Radyosu’nun Kürtçe yayına başlaması, 1960 darbe, 1967-69 TİP’in Doğu Mitingleri, 1971 darbe, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, 1980 darbe, 1984 PKK’nin Eruh ve Şemdinli baskını.

Daha yakın dönemden bir başka tarihçe: 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, 24 Ağustos 2016 Fırat Kalkanı Harekâtı, 25 Eylül 2017 akim kalan IKB bağımsızlık referandumu, 20 Ocak 2018 Zeytin Dalı Harekâtı, 9 Ekim 2019 Barış Pınarı Harekâtı. Alanda olunca, salona kapıyı tekmeyle açıp gireceğini varsayan bir devlet siyaseti. Bağırınca ikna ederim sanan, tehdit edersem sustururum diye düşünen bir diplomasi.

Diplomasi demek devletler arası ilişkilerin (usulünce) yürütülmesi demek. Barış demek ulusal çıkarın sağlanması demek. Siyaset demek yurttaşın kendi kaderini kendi ellerine alma çabası demek. Devlet demek yurttaşların (güvenlik de dahil) hizmet almak üzere kendi kurdukları aygıt demek. Cumhuriyet demek eşit anayasal yurttaşlık, halkın egemenliği demek. İşiten var mı acep?


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI