Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Bağdadi'nin ölümcül strateji hatası

Salı, 29 Ekim, 2019
Suriye ve Irak’ta yaşam alanlarını yitiren El Bağdadi muhtemelen büyük risk aldı ve en büyük rakibi El Culani’nin bölgesine geçerek ölümcül strateji hatası yaptı. Belki de El Culani (HTŞ) ile büyük rekabet ve sorunlar yaşayan Hurras El Din örgütüne güvendi. Bundan sonra işin magazin tarafı da konuşulacak elbette. Ancak operasyon sonrası ortaya önemli sorular çıkıyor.

Suriye savaşı sürecinde birçok örgüt ve isim ortaya çıktı. Ama bunlar arasında üç örgüt (oluşum) ve isim öne çıktı. Sürecin “pop yıldızları” olarak da anabileceğimiz bu üç ismin ikisi artık yok.

İslam Cephesi’nin lideri Zehran Alluş 21 Aralık 2015’te Rusya’nın Şam Kırsalı’nda gerçekleştirdiği bir operasyonda örgütün üst düzey isimleri ile birlikte öldürüldü.

IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi ABD’nin İdlib – Brişa’da düzenlediği operasyonda öldürüldü.

Feth El Şam (El Nusra) örgütü (oluşumu) lideri Ebu Muhammed El Culani hâlâ hayatta ve büyük ihtimalle İdlib sınırları içinde.

Üçlü arasında ilk ortaya çıkan El Nusra ve lideri Ebu Muhammed El Culani.

Cephe El Nusra ya da El Nusra Cephesi olarak bilinen, uzun adıyla “Bilad-ı Şam Halkına Yardım Cephesi” El Culani’nin anlatımına göre 2011 yılı ortalarında Irak’tan kendisi ile birlikte Suriye’ye geçen yedi kişi tarafından kuruluyor.

Suriye’ye Ebubekir El Bağdadi tarafından gönderilen 1981 doğumlu El Culani’nin geçmişte Suriye’de Arapça öğretmenliği yaptığı sanılıyor. Culani birtakım faaliyetleri sonucu yaşadığı gözaltılar sonrasında geçtiği Irak’ta bir süre Zerkavi’ye bağlı çalışıyor. Zerkavi öldürüldükten sonra bir süre Lübnan’da yaşıyor. Aynı yıl içinde Irak’a dönüyor ve burada Amerikalılar tarafından tutuklanarak bir süre cezaevinde kalıyor.

2008 yılından itibaren ise Irak İslam Devleti (ID) örgütünde Ebubekir El Bağdadi’ye bağlı olarak çalışıyor.

Bir dönem El Kaide’nin Musul operasyonlarının başına getiriliyor, Suriye’de isyan başladıktan sonra ise El Bağdadi’nin isteği üzerine Suriye’ye geçerek El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra Cephesi’ni kuruyor.

İlk eylemini 23 Aralık 2011 tarihinde yapan El Nusra ilk önceleri bombalı eylemler ile tanındı. 2013 Ocak ayına kadar askeri binalar, istihbarat binaları, Halep Üniversitesi ve çeşitli illerde yaklaşık 70 hedefe yönelik çok sayıda intihar saldırıları gerçekleştirdi.

El Nusra örgütü bu eylemler ile birlikte yürüttüğü savaş ile bir dönem militan gruplar arasındaki en etkili örgüt olarak anıldı. Ancak aynı zamanda ÖSÖ çatısı altında hareket ettiği ve birçok yerde kendi flamasını kullanmadığı için gölgede kalmayı başardı. Ancak Suriye’deki ayaklanmanın özellikle ilk birkaç yılında ÖSO’ya mal edilen başarıların önemli bir kısmı aslında El Nusra’nın işiydi.

El Nusra aralık 2013’te Malula’dan 13 rahibenin kaçırılması eylemini de gerçekleştirmişti.

Geçmişte Halep merkez, Humus, Şam kırsalı, Lazkiye kırsalı gibi şehirler ve kırsallarında etkili olan örgütün varlığı şu sıralarda sadece İdlib’te devam ediyor.

ID ve El Nusra esas El Kaide örgütünün dışında örgütün en etkin iki grubu olarak anılıyor. Irak El Kaide’si 2004 yılında kuruluyor. Daha sonra Mücahitler Şura Konseyi (2006) ve aynı yıl Irak İslam Devleti adını alıyor.

Bağdat’ta İslami İlimler Fakültesi’ni bitirip burada yüksek lisans ve doktora yapan 1971 doğumlu Bağdadi, daha sonra Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi’nin kurduğu “Tevhit ve Cihat” grubuna katılıyor.

Bağdadi 2005 yılında Amerikalılar tarafından tutuklanıyor ve Basra’daki “Bukka” cezaevinde kalıyor. Burada el-Kaideci tutuklularla tanışıyor ve onlara katılıyor.

“Bağdadi, Irak’ta 2006’da Ürdün’de bir hava saldırısında öldürülen Zerkavi’ye bağlı olarak çalışıyor. Daha sonra Ebu Ömer el-Bağdadi’nin emri altına girdi. Ebu Ömer 2010 yılında öldürülünce Ebu Bekir Bağdadi, Irak İslam Devleti örgütünün başına geçiyor. 2011’de ise El Nusra lideri Culani’yi Suriye’ye gönderiyor.

El Culani Suriye’ye gittikten bir süre sonra ikili arasında sorunlar başlıyor. İkilinin birbirine rakip olduğu gelişme ise 2013 Nisan ayında yaşanıyor.

9 Nisan 2013’te bir ses kaydı yayımlayan Bağdadi El Nusra’nın Irak İslam Devleti’nin bir uzantısı olduğunu ve Nusra Cephesi ile Irak İslam Devleti’nin “Irak-Şam İslam Devleti” (IŞİD) adı altında birleştiğini ilan ediyor.

Ancak Culani bu çağrıyı reddediyor ve dönemin El Kaide lideri Eymen El Zevahiri’ye bağlı olduğunu ilan ediyor.

İkili arasında yaşanan bu gelişmeden sonra açıklama yapan El Zevahiri ise Bağdadi’nin kendi onayı olmadan Suriye’ye girme kararı aldığını belirterek Bağdadi’ye karşı çıkıyor.

Böylece El Culani’nin El Bağdadi’ye, El Bağdadi’nin El Zevahiri’ye (El Kaide’ye) isyanı başlıyor.

Bu gelişmeler El Culani ile El Bağdadi arasında ölüm kalım savaşının ilanı da oluyor.

Bu arada IŞİD Suriye’de hâlâ zihinlerde olan ve haritalarda siyah renkle belirtilen çok geniş bir alanda hakimiyet kuruyor. Irak tarafından giren örgüt önceliği Suriye’nin doğusuna ve kuzeyine veriyor. Fırat havzasından ilerleyen örgüt bir dönem Türkiye sınırına kadar ulaşıyor ve Kobane’yi almaya çalışarak oradan Türkiye sınırı boyunca doğuya ilerlemeyi hedefliyor. Bu arada Irak’ta da ilerlemesini sürdürüyor ve bir ara Bağdat kapılarına dayanıyor. Bu arada IŞİD Haziran 2014’te “İslami Hilafet” ilan ediyor. Örgütü de kendisini “Tüm Mekanlarda Müslümanların İmamı ve Halifesi” ilan ediyor ve dünyanın her yerindeki “cihatçı grupları” ona biat etmeye çağırıyor.

Örgütün gerileme dönemi ise Rusya’nın Suriye’ye girmesine denk gelen aylarda başlıyor. Dünya basını pek bahsetmez ancak Rusya, Suriye’ye girdiği ilk günlerde biri Halep’in kuzeydoğusu biri de Hama’nın Selemiye ilçesi yakınlarındaki bir vadide bulunmak üzere iki önemli IŞİD kampını imha ediyor. Diğer yandan TSK, SDG, Suriye ordusu ve Koalisyon Güçleri’nin (ayrı ayrı) mücadelesi sonucu Fırat’ın batısı, doğusu ile Şam, Hama ve Humus kırsalları, Dera’nın güneybatısı gibi yerlerden çıkarılıyor.

Irak’ta ise Bağdat kırsalından başlamak üzere Irak Ordusu, Haşdi Şabi ve peşmergenin saldırıları sonucu Bağdadi’nin kendisini halife ilan ettiği Musul’dan ve Suriye’de SDG ve ABD tarafından Rakka’dan çıkarılıyor. Böylece IŞİD Deyrezzor’un Irak sınırındaki El Bukemal ilçesine bağlı Bağuz’a sıkışıyor.

Bütün bu süreç boyunca Culani ile Bağdadi’ye bağlı militanlar zaman zaman kendi aralarında savaşıyor ve her iki taraf da büyük kayıplar veriyor.

İslam Cephesi lideri 1971 doğumlu Zehran Alluş, Irak’ta savaştığı için “Bağdadi”, Suriye’de savaştığı için “Culani” (Golani) gibi takma isme ihtiyaç duymadan ve gizlenmeden savaşıyor. Alluş, Suudi Arabistan’ın desteği ile 2013 yılında Ahraruş Şam ve Tevhid tugaylarının da aralarında olduğu yedi örgütün birleşmesi ile ortaya çıkan İslam Cephesi’ni kuruyor. Öldürüldüğü 2015 Aralık ayına kadar yaklaşık 40 bin kişilik güçle Şam kırsalı ilinde hakimiyet sağlıyor.

Suriye ve Irak’ta yaşam alanlarını yitiren El Bağdadi muhtemelen büyük risk aldı ve en büyük rakibi El Culani’nin bölgesine geçerek ölümcül strateji hatası yaptı. Belki de El Culani (HTŞ) ile büyük rekabet ve sorunlar yaşayan Hurras El Din örgütüne güvendi.

Bundan sonra işin magazin tarafı da konuşulacak elbette. Ancak operasyon sonrası ortaya önemli sorular çıkıyor. El Kaide merkez ya da Zevahiri daha önce “aforoz ettiği” Bağdadi’nin ölümü üzerine nasıl bir yorumda bulunacak? El Kaide IŞİD militanlarına bundan sonrası için nasıl bir çağrıda bulunacak? IŞİD’in yerini Hurras El Din örgütü mü alacak? El Culani Alluş ve Bağdadi’den sonra sıranın kendisine geldiğini düşünüyor mu? Öyle ise bundan sonra nasıl bir strateji izleyecek? IŞİD’in militanlarından devşirme çabasına girecek mi? İdlib bu üç örgütten geriye kalan son örgüt olan El Nusra’ya daha ne kadar ev sahipliği yapmaya devam edecek? Zehran Alluş öldürülmeden önce son dış ziyaretini Türkiye’ye yapmıştı. El Bağdadi Türkiye’ye mi gelmek üzereydi? Bir iddiaya göre El Bağdadi’nin kendi bölgesine geldiği duyumunu alan, ancak Amerikalılar kendisinden önce davrandığı için El Bağdadi’yi elinden kaçıran El Culani nerede?

 


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI