YAZARLAR

Siz 'patates' deseniz de ABD 'ateşkes' diyor

Pence bir kez daha ateşkes kelimesini kullanırken şu andakinin geçici ateşkes olduğunu, işler yolunda giderse kalıcı ateşkes yapılacağını ifade etti. Yani isterseniz siz yapılan anlaşmaya “patates” deyin ABD adına müzakereyi yürüten isim bunun ateşkes olduğunu defalarca yineledi.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Michael Pompeo 17 Ekim Perşembe günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ilgili bakanları içeren bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin esbabı mucibesi Türkiye’nin geçirdiği en zor haftalardan birine kaynaklık eden Kuzey Suriye Operasyonu’ydu.

Türkiye, Kuzey Suriye’ye dönük operasyona başladığı andan itibaren başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden sert tepkiler aldı. Hindistan’dan Çin’e, Ukrayna’dan AB’ye pek çok ülke Türkiye’ye operasyonu durdurma çağrısı yaptı.

Türkiye kendi içinde çelişkili açıklamalar yaparken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın başta olmak üzere çeşitli düzeyde farklı isimler ABD’nin önde gelen gazetelerine Türkiye’nin giriştiği harekatın sebeplerini aktarma derdine düştü.

Türkiye’yi en çok zorlayan ABD Başkanı Donald Trump’ın önce bir telefon görüşmesinde Erdoğan’a operasyon konusunda olur vermesi, ardından da bu eylemden geri adım atması oldu. Trump tweetlerinde birbiriyle çelişen ifadeler kullanmaya devam etti. Trump’ı böylesi baş döndürücü bir gelgite iten Washington’da azline giden süreçte rakip partiye koz vermesiydi. Geçen dönem başkanlık yarışındaki rakibi Hillary Clinton, Trump’ın Türkiye’ye operasyon için izin vermesini utanç verici buluyor ve Beyaz Saray’ı “Kürtleri satmakla” suçluyordu. Benzer tepkiler kamuoyundan da gelmeye devam etti. ABD’deki siyasiler hep bir ağızdan “bölgedeki müttefiklerimiz Kürtlere yaptığımızı gördükten sonra bize neden güvensinler” diyordu.

ABD’deki tepkiler sadece tweetler ve kamuoyu baskısıyla sınırlı kalmadı. Kongre ve Senato Türkiye’ye dönük finans, savunma, enerji gibi alanlarda yaptırımları içeren adımlar atmaya başladı. Bu noktada Beyaz Seray olası sert yaptırımların önünü kesmek için yaptırım kartını masaya sürdü. Ancak Türkiye cephesinden gelen açıklamalar ABD’nin arzu ettiği tonda değildi. Bu noktada Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Michael Pompeo’nun Türkiye’yi ziyaret etmesine karar verildi. Erdoğan önce heyetle görüşmeyeceğini söylese de Başkan Yardımcısı Pence ile 80 dakika baş başa görüştü. Görüşmeler sonrasında anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Peki bu varılan neydi? Ateşkes mi askıya alma mı?

PENCE’E GÖRE ATEŞKES VAR DAHASI YOK

Pence ve Pompeo'ya Türkiye ziyaretlerinde yaklaşık 20 kişiden oluşan bir gazeteci ekibi eşlik ediyordu. Söz konusu gazeteciler hem Erdoğan ile görüşmede hem de ABD Büyükelçiliği’ndeki basın toplantısında en ön sırada yer aldı.

ABD Büyükelçiliği, saat üç gibi Türkiye’den davet edilen gazetecileri içeri almaya başladı. Üst baş araması, köpeklerin bilgisayarları, kameraları koklaması bitince gazeteciler içeri geçti. Elçilik yetkilileri Pence ve Pompeo’nun akşam 6’da açıklama yapacağını öngörmüştü, olmadı. İkili ve beraberindeki heyet ancak saat 8 civarında elçilik konutuna varabildi.

Saatlerdir salonda Pence ve Pompeo’yu bekleyen gazetecilere merhaba demeden konuya giren Pence Erdoğan ile yaptıkları görüşme neticesinde ateşkes sağlandığını söyledi. Hemen hemen aynı dakikalarda açıklama yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ateşkes yok, durdurma” dese de Pence sanırım en az beş defa “ceasefire-ateşkes” dedi. Pence, 120 saat içerisinden güvenli bölge olarak ilan edilen alandan YPG’nin çekileceğini, bu süreçte Türkiye’nin operasyonu durduracağını ifade etti. YPG’nin çekilmesi bittikten sonra da kalıcı ateşkes için görüşmelerin yapılacağını ekledi. Pence bir kez daha ateşkes kelimesini kullanırken şu andakinin geçici ateşkes olduğunu, işler yolunda giderse kalıcı ateşkes yapılacağını ifade etti. Yani isterseniz siz yapılan anlaşmaya “patates” deyin ABD adına müzakereyi yürüten isim bunun ateşkes olduğunu defalarca yineledi.

Ateşkes sürecinde Türkiye’ye ekstra bir imkân tanınıp tanınmadığı sorusu Pence yöneltildi. Başkan Yardımcısı, “Türkiye eğer anlaşmaya varmasaydı, kendisine çok ağır yaptırımlar uygulayacaktı. Anlaşma sağlandığı için pazartesi itibariyle uygulanan yaptırımlar kaldırılacak” dedi. Eee bu kadar mı sorusunu taşıyan bakışlar karşısında Pence, bunun dışında başka bir şey söz konusu değil, demekle yetindi. Halk Bank içinse konunun şu an mahkemeye yandığını ve bu durumda bir şey yapamayacaklarını ilettiklerini belirtti. Özetle Pence, bir haftadır durun diyoruz, en ağır yaptırımları gündeme aldık durmadınız. Buraya geldik, güvenli bölge konusunda uzlaştık uzlaştık, ateşkese vardık, ancak bizden daha fazla bir şey beklemeyin diyordu.

SURİYE YALNIZCA ABD VE TÜRKİYE’DEN Mİ OLUŞUYOR?

Türkiye Kuzey Suriye’ye dönük operasyon yaparken, Rusya’nın ara buluculuğunda Esad Yönetimi ile YPG arasında müzakerelerin yürütüldüğü ve neredeyse anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Suriye Yönetimi Kuvvetleri’nin bölgenin kuzeyine dönük hızla hareket ettiği ve Menbiç’e yerleşecekleri ve Türkiye ile Suriye güçleri arasında Rusya askerilerinin tampon olacağı da bu bilgi akışına eklendi. Pence, yapılan ateşkeste YPG’nin güneye çekileceğini söylüyordu. Ancak aynı YPG’nin Şam ile anlaşmasına dönük tek cümle etmedi. Bunun yanında aynı zamanda diliminde İran ile Rusya arasında yapılan görüşmede İran’ın Kürtler ile Şam arasındaki müzakerelere destek vermeye hazır olduğu haberi geldi.

Yani Ankara ve Washington sanki sahada Rusya, İran ve Esad güçleri yokmuşçasına anlaşma yaptı, ancak bu merkezlerden gelecek tepkiler ne olacak hâlâ belli değil. Pek çok uzman Türkiye’nin sonunda ABD’ye güvenli bölgeyi kabul ettirdiğini bunun da önemli bir başarı olduğunu ifade ediyor. Öncelikle, Esad yönetimi ve Rusya’nın kabul etmediği bir güvenli bölgenin geleceği ne kadar sürer buna dair söz söylenmiyor. Diyelim ki Esad yönetimi ile Rusya, ABD ile Türkiye arasındaki bu anlaşmaya “hay hay” dedi, o zaman şu soruyu sormak gerekmez mi: Bu operasyonda hayatını yitiren siviller, askerler, masumlar ne olacak? TSK’ye öncülük ettiği ifade edilen ne olduğu belli olmayan milis güçler duracak mı? Dahası Türkiye’nin küresel kamuoyunda imajının yerle bir olması, Ortadoğu’da yalnızlaşmasına değecek mi? Son olarak Trump’ın diplomatik nezaket bir yana asgari insani iletişim kurallarını zorlayan mektubu, Türkiye’nin ABD’deki siyasi kavgaların nesnesi olması, bir anda gözden çıkarılması, NATO’daki varlığının dahi sorgulanması, buzdolabında bekletilen Halk Bank dosyasının çıkarılması, böyle kaç dosya var bilmiyoruz, CAATSA var CAATSA da uygulayalım denmesi unutulacak mı? Unutulmayacaksa nasıl bir yol izlenecek? Yoksa aman biz güvenli bölgemizi aldık, n’olmuş ABD biraz kızmışsa mı denecek?

Erdoğan’ın 21 Ekim’de Rusya’ya yapacağı ziyaret Suriye’deki harita açısından önemli ipuçları sunacak, ABD ile Türkiye ilişkilerinin seyrini ise zaman gösterecek, ancak beklentilerinizi çok da yüksek tutmayın zira devletler arası ilişkiler, Trump ve onun suyuna gidenleri sandığının aksine “zor aşk” falan değil.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir. 8 Kasım 2023'te Ankara İdare Mahkemesi kararıyla Mardin Artuklu Üniversitesi'ndeki görevine iade edilmiş, ancak 27 Şubat 2024'te İstinaf Mahkemesi kararıyla yeniden ihraç edilmiştir. 2017-2023 yılları arasında aralarında Gazete Duvar, Almonitor, Kısa Dalga ve Artı Gerçek'in de bulunduğu medya kuruluşlarında çalışmıştır.