‘2 Arada’ bir derede…

Cuma, 18 Ekim, 2019
Cem Yılmaz’ın önceki filmlerinde genellikle ‘fazlalıklar’ bulurduk. Bu kez özellikle bu hikaye açısından biraz ‘eksik’ olduğunu, başka bir finale ve biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu söylemek gerek. Bu açıdan adının hakkını vererek “2 Arada” kalmış bir film, biraz da kaçmış bir fırsat olarak değerlendirebiliriz.

Cem Yılmaz’ın bir dönem Türkiye sinemasının vazgeçilmezlerinden “iki film birden” ritüeline uygun şekilde çektiği “Karakomik Filmler” serisinin ilk bölümü bugün itibarıyla salonlardaki yerini aldı. Aslında bu yılın başlarında vizyona girmesi planlanan yapım, büyük yapımcılar ile ülkenin en büyük sinema salonu zinciri arasındaki kavga sonrası ertelenmiş, sinema yasasının çıkmasının ardından yeni vizyon tarihi açıklanmıştı. Cem Yılmaz’ın yine aynı konseptle çektiği diğer iki filmin ise 17 Ocak 2020’de vizyona girmesi planlanıyor.

Öncelikle “Karakomik Filmler”in prodüksiyon olarak önceki Cem Yılmaz filmlerinden daha mütevazı olduğunu belirtmek gerekiyor. Her ne kadar ikinci film “Kaçamak”da hatırı sayılır bir dijital efekt çalışması yer alsa da ilk film “2 Arada” tek mekanda geçen bir yapım. Ustaca bir manevrayla birbirlerine bağlansalar da iki ayrı film var karşımızda ve açıkçası ilk film olan “2 Arada” oldukça heyecan verici. Cem Yılmaz’ın “Her Şey Çok Güzel Olacak” ve “Hokkabaz”da ipuçlarını gösterdiği “kara komedi”nin merkezine doğru bir yolculuğuna şahitlik ediyoruz. Şehir Hatları’nın bir arabalı vapuru filmin neredeyse tek mekanı. Bu vapurda uzun yıllardır çalışan Ayzek’in her türlü ezikliğini başkalarına yansıtarak yükseldiği kara-komik bir film bu. Ayzek’in adı 70’li yılların sonundan 80’ler ikinci yarısına kadar tüm dünyada büyük ilgi gören ve “Aşk Gemisi” dizisindeki sempatik barmen Isaac’tan geldiğini hatırlatalım.

Vapurun sahibinin değişmesinin ardından çalışanların mülakata çağrılması ve işlerini kaybetme korkusu filmin ana hikayesi. Fiziksel ve kişisel yetersizliklerini sorun haline getiren Ayzek’in çalışma arkadaşlarını rakip olarak görmeye başlayıp onları tasfiye etme girişimleri paranoya ile birlikte daha da karanlık bir yere götürüyor filmi. Cem Yılmaz, belli ki bir seyirci olarak hakim olduğu bu türün atmosferini de iyi kuruyor. “2 Arada”nın bir yandan birbirine düşman hale getirilmiş çalışanların ruh hallerini anlattığını bile söyleyebiliriz. Ama asıl olarak ‘küçük insan’ın, sahip olduklarını yetersizlik gibi görenlerin öfkesinin varabileceği potansiyeli göstermesi açısından da anlamlı. Tabii ki durum nihayetinde bir çaba olarak kalıyor ve film finalde, koyu tonlarından, karanlık atmosferinden sıyrılıp ışıl ışıl ve mutlu sonla biten bir Cem Yılmaz filmine evriliyor. Cem Yılmaz’ın önceki filmlerinde genellikle ‘fazlalıklar’ bulurduk. Bu kez özellikle bu hikaye açısından biraz ‘eksik’ olduğunu, başka bir finale ve biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu söylemek gerek. Bu açıdan adının hakkını vererek “2 Arada” kalmış bir film, biraz da kaçmış bir fırsat olarak değerlendirebiliriz.

İkinci film “Kaçamak” ise öngörülebilir, tahmin edilebilir ve bütün bunlara rağmen kahkahayla gülünebilir bir Cem Yılmaz komedisi. Eşlerine, sevgililerine yalan söyleyip kaçamak yapmak için sayfiyedeki bir SPA oteline giden bir gurup erkek ve otelin sahibinin başına gelen binbir türlü bela özetle filmin hikayesi. Ki, zaten iki ya da daha çok erkeğin birbirinden garip hallere girdiği hikayeler Cem Yılmaz sinemasının da alametifarikası neredeyse. Ama açıkçası Cem Yılmaz komedisinin bir süredir girdiği krizin devam ettiğini söylemek gerekiyor. “Pek Yakında” ile Yeşilçam nostaljisine, “Arif v 2016” ile en başarılı olduğu filmlere geri dönüş yapan Cem Yılmaz, bir kez daha ‘uzaylı’ teması ile çıkıyor karşımıza.

“Denis Villeneuve’ün ‘Arrival’ (Geliş) filmindeki durumla bir grup Türk erkeği karşılaşsa nasıl olur” sorusuna yanıt arayan hikaye Cem Yılmaz’ın daha önce defalarca kullandığı bir tema. Kuşkusuz Zafer Algöz, Özkan Uğur, Necip Memili gibi iyi oyuncular ve birçok komik anla film eğlenceli hale gelebiliyor ama yeni bir şey olduğunu söylemek zor.

Cem Yılmaz, basın gösterimi öncesinde sinema yazarlarına selam vermek için salona geldi ve kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında bir yandan sinema duygusunu ihmal etmeyen ama diğer yandan da seyircinin yoğun ilgi göstereceği yapımlar yapmaya çalıştığını anlattı. Birilerinin bunda ısrar etmesi önemli ancak, böyle bir bakış, ülkenin özgül koşulları gereği çoğu zaman “iki arada, bir derede” durumlar ortaya çıkarıyor. Cem Yılmaz’ın “Hokkabaz” ile girdiği kulvarı 1 milyon 700 bini aşan gişe rakamını bularak hızlı terk ettiğini düşünenlerdenim.

Belki bundan sonrası için bu iki aradalık durumundan çıkmak, kimi zaman içinden geleni, kimi zaman seyirciyle de iyi ilişki kurması isteneni çekmek iyi bir fikir olabilir. Cem Yılmaz, iyi bir komedyen olmanın yanına iyi bir sinemacı olma vasfını da eklemek istiyor. Ama bu ülkede ‘iyi sinema’ her zaman (çoğu zaman) seyirciyle gönülden geçtiği kadar buluşamıyor maalesef.

 

KARAKOMİK FİLMLER

 

YÖNETMEN: Cem Yılmaz
OYUNCULAR: Cem Yılmaz, Ozan Güven, Zafer Algöz, Can Yılmaz, Cem Davran, Cemre Ebuzziya, Umut Kurt
YAPIM: 2019 Türkiye
SÜRE: 122 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI