TBT 106: 2004'teki 'Shaq takası'

Cumartesi, 5 Ekim, 2019
Shaq, Lakers'ta kalsaydı Kobe ile beraber belki de rekor şampiyonluk sayılarına ulaşacaklardı. Ama o zaman bugünkü Miami efsanesi olamayacaktı ve Kobe Bryant asla Michael Jordan ile aynı cümle içinde yer alamayacaktı. 2004'teki 'Shaq takası' işte bu kadar önemliydi.

NBA tarihinde anlatılacak çok fazla hikaye vardır. Şampiyonluklar, tarihi zaferler, hayal kırıklıkları, transferler ve hatta birçok kez de skandallar. Peki ya NBA tarihine yön verebilmek? Bunu bir oyuncu nasıl yapabilir? Bazen bir oyuncu on binlerce sayı atsa ve sayısız şampiyonluk kazansa da NBA tarihine yön veremeyebilir. Ama bir oyuncu düşünün ki sadece valizini toplayıp başka bir şehre taşınması lig tarihinin akışını baştan aşağı değiştirdi. Evet, onun adı Shaquille O’Neal. 2004 yazında NBA liginin gidişatını ve seyrini tek başına tamamen değiştirdi. Valizini topladı ve hikaye başka bir yöne doğru akmaya başladı.

14 Temmuz 2004. Bu tarih Los Angeles için kara bir gün olarak hatırlanırken Miami şehri için adeta ulusal bayram niteliğinde. Los Angeles Lakers, yıldızı ve ligin en dominant oyuncusu Shaquille O’Neal’ı Lamar Odom, Caron Butler, Brian Grant ve birinci tur draft hakkı karşılığında Miami Heat’e takas etti. Bugün o yüzden eski Lakers genel menajeri Mitch Kupchak bir meczup, Pat Riley ise bir dahi olarak görülüyor. Bu takas çok şeyin kaderini değiştirdi. Peki nasıl oldu bu iş? Bu konuyla ilgili çok argüman vardır ve esasında tamamı doğrudur. Çünkü çok yönlü bir konudur bu.

Konuya öncelikle güneşli günlerden başlayalım, yani en başından. Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant, Los Angeles Lakers’ı 2000-2001-2002 yıllarında üst üste üç sene şampiyon yaptılar. Lige adeta ambargo koymuşlardı. Lakers, ligin en iyi takımı değildi ama ligin en iyi iki oyuncusuna sahipti. Bu da onları durdurulmaz kılıyordu. Düşünsenize takımınızda NBA tarihinin belki de en dominant oyuncusu var. Yardımcısı ise Michael Jordan stilinde, henüz o yaşlarda onun seviyesine ulaşamamış olsa da onun kapasitesinde bir oyuncu yani Kobe Bryant… Ama bu iki oyuncunun arası pek iyi değildi. Hatta o kadar kötüydü ki insanlar artık Lakers’la ilgilenmeye bırakıp bu iki oyuncunun pembe dizi kıvamındaki ilişkisini takip ediyordu.

İkilinin arasının başlarda iyiyken sonradan kötüleşmesinin birkaç nedeni vardı. Bunlardan birincisi Shaq’ın her yaz sonunda kampa 10-15 hatta bazen 20 kg. alarak gelmesi, Kobe’nin ise her yazını aralıksız antrenman yaparak geçirmesiydi. Bu düzende devam eden Lakers’ta büyük çatlaklar oluşuyordu. Medya üzerinde laf atmalar, sataşmalar… Bir ipte iki cambaz oynayamazdı. Ama koç Phil Jackson ne yapıp edip onları bir arada tutmayı başarıyordu ve o iki cambazın karşılıklı oynamasını sağlıyordu. Kazanırken, her şeyin üstü örtülüyordu, her şey unutuluyordu.  Çünkü zafer sarhoşluğu hiçbir şeyin mesele olmasına meydan vermiyordu. Sonra ne oldu?

2003 yılında NBA playoff’larında Batı Konferansı Yarı Finali’nde San Antonio Spurs’e elenince oklar bir anda Shaq ve Kobe’ye döndü. Tabii ki daha çok Shaq’e. O yaz Lakers, bir sonraki sezon yeniden ligi domine eden bir takıma dönüşebilmek adına, kadrosuna Gary Payton ve Karl Amlone gibi iki efsaneyi katmıştı. Ama hesaba katılmayan birçok şey oldu.

2003 yazında Kobe Bryant’ın ‘Colorado olayı’ yaşandı, diğer bir adıyla ‘tecavüz skandalı’. Kobe Bryant, hapis cezası ile yargılanıyordu. Hatta birçok okuyucum bu konuya köşemde yer vermem konusunda istekte bulundu. Bu konuyu bir gün her boyutuyla inceleyeceğiz. Sevgili okuyucularımıza söz olsun bu.

Bu kaotik sezonda takım içi olağanüstü sakatlıklar oldu bir de. Neyse, uzatmayalım. Lakers, adım adım şampiyonluğa yürüyordu bir şekilde ama NBA Finali tam bir fiyasko ile sonuçlandı. Doğu’nun temsilcisi Mehmet Okur’un da kadrosunda olduğu Detroit Pistons, Lakers’ı 4-1 geçerek NBA şampiyonu oldu. Yani Türkçesi, üst üste kaçan iki şampiyonluktu. Birileri günah keçisi olacaktı ve cadı kazanı kaynamaya başlamıştı. Lakers, buzdağına çarpmış Titanik gibiydi. Su alıyordu ve hatta batmak üzereydi.

Önce medyaya olaylar şöyle sızdı: Phil Jackson, Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant aynı anda Los Angeles şehrinden ayrılacaktı ve Lakers yeni bir başlangıç yapacaktı. Hatta gazetelerde ‘Leaving California’ (California’ya Elveda) diye manşetler atıldı bu üç isimle beraber. Bence de plan böyleydi ama plan içinde plan da vardı. Gizli ajandaları olan şahıslar vardı Lakers’ta. Phil Jackson görevi bıraktı. Bekleniyordu. Shaq, Miami’ye takas oldu. Birkaç gün geçmedi ve Kobe Bryant, Lakers ise altı yıllık bir sözleşme imzaladı. Bu tabii ki medya üzerinde Kobe’yi daha da antipatik yapmıştı. Korkunç egoist tavırlarının üstüne tecavüz skandalı zaten onun imajını yerle bir etmişti. Ama bu olay onu daha da affedilmez bir noktaya getirdi. Kobe, Los Angeles’ta kalmıştı ama Lakers taraftarları Shaq’ın gidişi ile öyle bir şok yaşıyordu ki Kobe’nin kalışına sevinemedi bile. O an Lakers’ın kaderiyle oynandığını hissetti bütün camia.

Shaq, 32 yaşındaydı. Kobe ise 26. Lakers’ın Kobe ile devam etmesinden daha normal bir şey olamazdı. Ama mesele Shaq’ın gidişi değil; nasıl gittiği. Daha doğrusu nasıl gönderildiği, ne uğruna feda edildiğiydi. Herkes biliyordu ki Lakers’ı kötü günler bekliyordu.

Shaq, 14 Temmuz’da Miami şehrinde taraftarla buluştu. Eline mikrofonu aldı ve şunları söyledi; “Benim adım Shaquille O’Neal ve Miami’ye bir şampiyonluk getireceğime söz veriyorum.”

Shaq, Dwyane Wade ile beraber 2006 yılında Miami Heat’i şampiyon yaptı. Takım tarihinin ilk şampiyonluğuydu bu. 2005’te Doğu Konferansı’nın finallerinde Dwyane Wade sakatlanmasaydı, belki de 2006’da üst üste ikinci şampiyonluklarını kazanmış olacaktı. Shaq, Miami’nin imajını tamamen değiştirdi. Ligin elit takımlarından biri haline getirdi. Popülarite anlamında, mali anlamda ve sportif anlamda. Emin olabilirsiniz ki Shaq gelip Miami’yi değiştirmeseydi 2010 yılında LeBron James de bu şehre gelmezdi. Domine etkisi o kadar enteresandır ki. Shaq, Miami Heat forması giyene kadar ligin asla en popüler takımları arasında yer almıyordu.

Shaq Lakers’tan ayrılınca Lakers, ilk sezonunda bırakın playoff’ları, ligi son sıralarda bitirdi. Sonraki iki sene ise playoff’larda ilk turda elendi. Kobe Bryant, Shaq’sız ancak 2008 yılında Pau Gasol’un gelmesinin ardından NBA Finali’ni gördü. Sonraki sezonlarda da şampiyonlukları.

Shaq, Lakers’ta kalsaydı Kobe ile beraber belki de rekor şampiyonluk sayılarına ulaşacaklardı. Ama o zaman bugünkü Miami efsanesi olamayacaktı ve Kobe Bryant asla Michael Jordan ile aynı cümle içinde yer alamayacaktı. 2004’teki ‘Shaq takası’ işte bu kadar önemliydi. Hatırlanması lazım, hatırlatılması lazım.


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI