'Edepsiz' açıklamalar ve 'sicili bozuk'lar

Cumartesi, 21 Eylül, 2019
Sayın Ali Koç'un Fatih Terim üzerinde açıklamalar yapmasını eleştirebiliriz. Peki ya söyledikleri? Bazıları fazla büyütüyor mevzuyu. Ali Koç'un Fatih Terim hakkındaki açıklamalarında yanlış olan ne var? “Onların fıtratında var” sözü gerçekten ağır olabilir ama 'sicili bozuk' kavramında yanlış olan ne var?

Kaza eseri mi, kasıtlı mı? Artık gerçekten o kadar emin değilim. Art arda yapılan açıklamalar ve karşılıklı yapılan salvolar… Olayların merkezinde bu defa sadece bir isim yok. Topa giren çokça aktör var hikayenin can alıcı sahnesinde. Herkes her demecini “ortamın gerilmesine karşı olduklarını” beyan ederek tamamlıyor ama yangına benzin dökmekten de kendilerini alamıyorlar. Yazımızın başlığı da zaten Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un açıklamalarından alınmıştır.

Bu kez meselenin içinde Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da var. Bütün mevzu geçen hafta PFDK’nin Fatih Terim’e verdiği ceza ve açıkladığı saatle ilgiliydi. Aslında işin aslı Fatih Terim’in “organize, profesyonel ve örgütlü” gibi son derece tehlikeli üç kavramı içeren basın açıklamasından başlamıştır. Son olarak işte ceza verildi, saat ’19:05’te açıklandı. TFF Başkanı Nihat Özdemir’in eski Fenerbahçe yöneticisi olmasından ötürü bir sürü komplo teorisi oluşturuldu.

Fenerbahçe-Alanyaspor maçının ardından ‘kural hatası’ meselesi üzerine açıklamalar yapan Sayın Ali Koç’a, Fatih Terim’in cezası sorulduğunda yaptığı açıklamalar gündeme bomba gibi düştü. Bir göz atalım, Ali Koç ne demişti?

“Onların fıtratında olan bir şey. Dünya neler konuşuyor, biz neler konuşuyoruz. Bizim ülkemizde; yok efendim tweet 19:05’te atılmış. Biz şunu konuşalım; bir teknik adamın sicili neden bu kadar bozuktur, neden bu kadar çok ceza alır? Bunları konuşmuyoruz. Bizim üzerinde durmamız gereken şeyler daha farklı ama bizde bir kavga gürültü devam ediyor?”

Fatih Terim ise Şampiyonlar Ligi’nde Club Brugge maçı sonrasında düzenlediği basın toplantısında ‘cevap vermiyorum’ adı altında Ali Koç’un bu demecine bir cevap verdi;

“Burası sicilin, paranın, nüfuzun, reklamın geçtiği yerler değil. Burada olmayanlarla ilgili konuşmayalım isterseniz. Daha sonra bakarız, değerse cevabını veririz”.

Başkan Ali Koç ile Fatih Terim arasındaki olası gerilim zaten yaz başında Ali Koç’un Fatih Terim’in federasyondan aldığı tazminat üzerine yaptığı yorumlarla başlamıştı. O zaman da söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Bir kulüp başkanı neden rakip takımın teknik direktörü ile ‘direkt’ olarak muhatap olur? Şimdi bir kısım Fenerbahçe taraftarı sevgili Ali Koç’un doğru hareket ettiğini düşünebilir ama işin rasyonel tarafı öyle değil. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, bilmiyorum geçen sezon Şenol Güneş, Philip Coco veya Ersun Yanal hakkında herhangi bir yorumda bulundu mu? Hatırlamıyorum da. En son yanılmıyorsam Kadıköy’de oynanan ve yarım kalan kupa maçında Şenol Güneş’in kafasına sert bir madde gelip kafasının yarılmasıyla ilgili eski FB başkanı Aziz Yıldırım veya Mahmut Uslu yorumda bulunmuştu. Ama bu da sahalarında gerçekleşen bir durum olduğu için konuşulmuştur.

Sayın Ali Koç’un Fatih Terim üzerinde açıklamalar yapmasını eleştirebiliriz. Peki ya söyledikleri? Bazıları fazla büyütüyor mevzuyu. Ali Koç’un Fatih Terim hakkındaki açıklamalarında yanlış olan ne var? “Onların fıtratında var” sözü gerçekten ağır olabilir ama ‘sicili bozuk’ kavramında yanlış olan ne var? Fatih Terim’in ‘sportif sabıkası’ gerçekten konuşulmaya değer. Bu konuyu sol elinizde tutun, şimdi sağ elinize Başkan Mustafa Cengiz’in demecini bırakacağım ve böylelikle hepsini birlikte değerlendirebiliriz.

“İnsanı hayvandan ayıran şey edeptir. O edep sınırları içinde kalmamız lazım. Ne dedi hocamız? ‘Maçlar sahada kazanılır, masada değil’ dedi. Ben de buna katılıyorum. Buna cevap verenler masayı kurup, masa düzeni yaratanlardır.” Ve devam ediyor “Samimi söylüyorum bunlar hangi vizyon ile söyleniyor bilemiyorum. Saçmalamanın açıklaması olmaz. Biz bu konudan şiddetle rahatsızız. Önümüzdeki dönem Hollanda bizi geçerse Türkiye şampiyonu Şampiyonlar Ligi için ön eleme oynayacak. İnsanı hayvandan ayıran şey edeptir. O edep sınırları içinde kalmamız lazım.”

Şimdi adama sorarlar; geçen sezon Galatasaray’ın Başkanı Dursun Özbek değildi. Yine Mustafa Cengiz’di. Söz konusu edepten bahsediliyor, evet ama Galatasaray – Fenerbahçe maçından sonra başkanı olduğu kulübün teknik direktörü ve ekibinin sahaya girip Fırat Aydınus ile yaşadığı olaylar sonrasından neden ‘edep’ten bahsedilmedi? Ülke menfaatlerinden bahsediliyor, işte ülke puanları vesaire. Burası muz cumhuriyeti falan değil sonuçta, burada yaşanan bütün gelişmeler dünya basınında yer alabiliyor. Galatasaray-Fenerbahçe maçından sonra yaşanılanlar Avrupa spor basınında olumlu reklamımızın oluşmasına mı neden oldu?

Geçen sezonun sonunda Galatasaray-Başakşehir maçında yaşanılanlar hangi edep sınırları içerisinde değerlendirilebilir? Mustafa Cengiz, ilk göreve geldiğinde daha aklı başında, daha rasyonel açıklamalar yapıyorken artık görünüyor ki o da camianın genel yapısına ayak uydurmuştur. Bir kulübün lideri, bir camianın lideri, bir toplumun lideri başında olduğu kitlenin profiline şekil veren şahıslardır. Kimlik kazandırırlar. Örneğin Beşiktaş’taki ‘Beşiktaşlılık duruşu’ kavramı iki laf arasında uydurulmuş bir şey değildir. Bu efsane başkan Süleyman Seba’nın yönettiği kitleye kazandırdığı bir kavramdı, ilkeydi. Aksi takdirde o şahısların o kitlelerin başında olmasının bir anlamı yok. Belki de Sinan Engin’in Mustafa Cengiz hakkındaki esprisi de doğru. Eski futbolcu, şu anda Beyaz Futbol programı yorumcusu Sinan Engin, Mustafa Cengiz hakkında bir benzetme yapmıştı; “Adam geldiğinde monşerdi. Şimdi Malkoçoğlu gibi konuşuyor. Camia, Mustafa Cengiz’i de kendine benzetti.”

Fatih Terim’le ilgili sadece bu konuda bir kitap yazılabilir. Sırf 2006’daki Dünya Kupası elemelerinde İsviçre maçında yaşanılanları bile anlatabiliriz.

Altı boş holiganizm üzerinde okunmaya çalışılıyor konular. Daha doğrusu okutulmaya çalışılıyor. Ali Koç’un da yaptığı kendi taraftarına kısmen de olsa rüzgar yapmaktır. Ama bu söylediklerinin yanlış olduğunu göstermez. Fenerbahçe Kulübü başkanının rakip takımın teknik direktörünü direkt olarak hedef alması Fenerbahçe’nin vizyonu açısından da hoş bir görüntü değil. Yani aynı durum yaşandığı takdirde bu diğer kulüplerin ve yöneticileri için de geçerli.

Fatih Terim ve ‘bozuk sicili’ni geçelim. Soruyorum; hangi teknik direktörün yardımcısı veya yardımcıları maçtan atılıp ceza alır? Ben hatırlamıyorum başka bir örneğini. Düşünsenize; Aykut Kocaman’ın yardımcıları atılacak veya Şenol Güneş’in… Bu teknik direktörlerin yardımcılarını yolda görsek belki tanımayabiliriz. Yanlış anlaşılmasın, burada bu insanları yermek için değil ama işin düzeni açısından örneklemek istedim. Yani bir teknik direktörün yardımcıları ne kadar ön plana çıkabilir? Hasan Şaş ve Ümit Davala PFDK’ye sevk edilip cezalar alıyor.

Çok merak ediyorum; Fatih Terim ve yardımcıları ceza aldığında Mustafa Cengiz “ya hoca ne yapıyorsun?” diye hiç sormuş mudur? Yoksa kulübün resmi olmasa da fillen başkanı Fatih Terim midir? Çünkü aksi takdirde dünyanın her kulübünde her sezon 10 küsur maç ceza alan bu profesyonellere “ya bir sakin olun” denirdi.

Ben çok açık konuşuyorum; bu henüz başlangıç. Ligde henüz dört hafta oynandı ve halen Eylül ayındayız. Ali Koç ile Fatih Terim merkezli bu senaryoda gerginliğin çok fazla  artacağını düşünüyorum. Özellikle Galatasaray-Fenerbahçe maçının anormal zor geçeceğini ve mutlaka sonunda skandal birkaç olay yaşanacağını da şimdiden öngörebiliyorum. Muhtemelen sular durulmayacak bir süre daha.

 

 


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI