Edison’un ampulü Zuckerberg’in yolunu mu aydınlattı!

Cuma, 13 Eylül, 2019
Filmin bilerek ya da bilmeyerek ortaya çıkardığı şey, “kapitalizm ile bilim arasındaki” ilişkinin tarihsel dinamiklerine dair bir resim aslında. Amerikan sisteminde piyasaya ikame edilemeyen hiçbir bilimsel gelişmenin, paraya dönüştürülemeyen herhangi bir dâhiyane buluşun yaratıcısı dışında kimse için kıymeti harbiyesinin olmayacağını göstermesi açısından anlamlı film.

 

Gecikmeli de olsa bu hafta salonlarda gösterimi başlayan “Elektrik Savaşları”nın (The Current War) IMDB’deki sayfasında yer alan okur yorumları oldukça ilginç. Çünkü yorumların büyük kısmı asıl olarak elektrik akımını ticarileştirmeye çalışan Thomas Edison ve George Westinghouse arasındaki savaşa odaklansa da filmde yer alan Tesla’nın hakkının yeterince verilmediği üzerine. Üstelik Edison’un hırsızlığından, Tesla’nın ondan çok daha zeki olduğuna kadar birçok gerekçenin sıralandığı tuhaf bir ‘tarafgirlik’ gözlemleniyor yorumlarda.

Yazıya böyle bir giriş yapmak garip kaçabilir ama bir filmi kendi içinde değerlendirmeyip, filmin karakterleri arasında bile ‘taraf tutma’ zorunluluğu hissedilen bir zamanda olduğumuz gerçeğiyle karşılaşmak şaşırtıcı. Evet, Edison ve Westinghouse arasındaki mücadele arasında Tesla’nın hakkının yeterince verilmediği doğru ama filmin böyle bir iddiası da yok zaten. Kaldı ki, Tesla karakteri filmden tamamen çıkarılsa filmin değerinden bir şey kaybetmeyeceği söylenebilir. En fazla filmin senaristi Michael Mitnick’in o karakteri filmin içine yedirmekte başarısız olduğunu, işlevsizleştirdiğini söyleyebiliriz ama “Tesla, Edison’u döverdi” türünden yorumlar gerçekten ilginç.

Daha önce bizim salonlarımıza uğramayan iki uzun metraj (The Town That Dreaded Sundown, 2014- Me and Earl and the Dying Girl, 2015) filme imza atan, televizyon dizileri yönetmiş, Martin Scorsese ve Alejandro Gonzalez Inarritu gibi yönetmenlerin asistanlığını üstlenmiş Alfonso Gomez-Rejon’un yönettiği “Elektrik Savaşları” bilimsel/ teknolojik gelişme ile piyasa arasındaki ilişki üzerine düşünmemize fırsat veren yapımlardan.

1800’lü yılların son çeyreğinde ampulü icat eden ve büyük sükse yaratan Thomas Edison ile trenlerin fren sistemini geliştirdikten sonra elde ettiği geliri elektrik alanında yatırım için harcayan George Westinghouse arasındaki savaşın asıl nedeni kimin daha yaratıcı olduğundan çok, kimin daha çok para kazanacağı gerilimi üzerine inşa ediliyor. Edison, parayı daha az önemsiyor görünse de çalışmalarını büyütebilmek, Westinghouse ise aydınlatmanın yarattığı ekonomik potansiyeli paraya çevirebilmek için kıyasıya bir rekabet içine giriyor. Zaman zaman belden aşağı hamlelerin yapıldığı, karşılıklı suçlamaların dile getirildiği sert bir savaş bu. Asıl sorun ise aydınlatma değil. Elektriğin nasıl üretileceği ve uzak diyarlara taşınacağı. İkili arasındaki farklı yaklaşımların düğümünü çözen de Tesla oluyor nihayetinde. Kazanan ise tabii ki dönemin ünlü iş adamı J.P. Morgan…

Filmin bilerek ya da bilmeyerek ortaya çıkardığı şey, “kapitalizm ile bilim arasındaki” ilişkinin tarihsel dinamiklerine dair bir resim aslında. Amerikan sisteminde piyasaya ikame edilemeyen hiçbir bilimsel gelişmenin, paraya dönüştürülemeyen herhangi bir dâhiyane buluşun yaratıcısı dışında kimse için kıymeti harbiyesinin olmayacağını göstermesi açısından anlamlı film. Dinamikleri böyle şekillendirilmiş bir düzende bilim adamlarının da kendilerini finansal hezeyanlar, zengin edecek icatlar ve tabii birbirlerini boğazlamaya kadar varacak sert savaşlar içinde bulması anlaşılır hale geliyor.

Dikkat çekici bir diğer nokta da Tesla da dâhil olmak üzere filmdeki bilim insanlarının çalışmalarını yürütebilmek için, bilimsel keşfi nakde çevirecek bir yatırımcıya ihtiyaç duymak zorunda kalmaları. Bu tuhaf kısır döngünün bugün vardığı yeri düşündüğümüzde film biraz daha anlam kazanıyor sanki. Üniversitelerin piyasanın ihtiyaçlarına göre bilim ürettiği, ticari getirisi olmayan ama insanlığın yararına olabilecek keşiflerin kasalarda saklandığı yolun taşları da o dönemlerde atılmış belli ki. Edison’un dahi bir bilim insanından hezeyanlı bir girişimciye dönüşümü ile Mark Zuckerberg’in çığır açıcı bir gençten hepimizin verilerini şirketlere satan bir tüccara dönüşümü arasında tarihsel bir bağ olduğunu da anlıyoruz böylece. Ki ikisinin de kendilerini öne çıkaran ‘icat’larını başkalarından (hadi çalmak demeyelim) esinlenerek yarattıklarına dair söylenceler bile benzer.

Belki de yazının girişinde andığım okur yorumlarının bir haklılık payı vardır. Onca buluşa rağmen bir otel odasında yoksulluk içinde ölen Tesla’nın yeri ayrıdır kim bilir. Ama kapitalizm sizin bilim ahlakınıza bakmaz neticede. Buluşlarınızı paraya tahvil ederken, adınızı da bir araba markasına verir!

ELEKTRİK SAVAŞLARI

ORİJİNAL ADI: The Current War
YÖNETMEN: Alfonso Gomez-Rejon
OYUNCULAR: Benedict Cumberbatch, Michael Shannon, Nicholas Hoult, Katherine Waterston, Tom Holland
YAPIM: 2017 ABD
SÜRE: 105 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI