Sevenleri kimse ayıramaz ki: Ricardo Quaresma

Cumartesi, 31 Ağustos, 2019
Beşiktaş'ta bir devir sona erdi. Quaresma artık Beşiktaş forması giymeyecek. Ama çok uzaklarda değil. İki yan mahallede, Kasımpaşa'da. Uzaktan bakıp sevecek artık Beşiktaş taraftarı. Muhtemelen gözünü ondan bir an bile ayırmayacak. İlk Kasımpaşa-Beşiktaş maçında yaşanacakları gerçekten merak ediyor insan

Bir dönem resmen sona erdi. Kimileri için bu imkansız görünüyordu, kimileri için ise kaçınılmaz bir son. Bazı şarkılar hiçbir mutluluğun sonsuza kadar sürmeyeceğini anlatır bizlere. Beşiktaşlılar ise “Yağmurlu bir günde görmüştüm seni” ile başlar sevdiğiyle. Bu marşı bilen her Beşiktaşlı da çok iyi bilir: “Sevenleri kimse ayıramaz ki.”

O, gerçek bir dünya yıldızı. Saf kan bir star. Ricardo Quaresma. O dünyanın en büyük kulüplerinin formalarını da giydi ama gerçek anlamıyla sadece birinin sevgilisi oldu; o da Beşiktaş taraftarı. Ricardo Quaresma, artık Kasımpaşaspor forması giyecek. Taraftarın reaksiyonuna bakılırsa o meşhur marş doğru yazılmış.

Ricardo Quaresma’nın hayat hikayesi esasında hikaye içinde hikaye barındırıyor. Dönemlere göre ayırabilirsiniz örneğin veya yaşadığı ve yaşattığı olaylara göre. Attığı golleri, yaptığı asistleri, kestiği ortalar hafızalardan çıkmayacak muhakkak. Ama bir çırpıda sayabileceğiniz haybeye atıldığı maçlar da var. Hırsı, asiliği…bunlara bayılıyordu Beşiktaş’ın çocukları. Kimin aklına gelirdi sessiz sedasız takımdan ayrılacağı ve Kasımpaşa’yla sözleşmeye imza atacağı? Çünkü hikayenin kendisi böyle başlamamıştı. Yıldırım Demirören’in Beşiktaş’ın başkanı olduğu yıllarda, 2010 yazıydı, her şey taraftarın bir tezahüratı ile başlamıştı.

“Fener’den Cimbom’dan topçu almayın
Taraftarı çıldırtmayın!
Bu taraftar arkanızda
Gelsin artık Quaresma!”

Aslında kimse hatırlamaz Beşiktaş taraftarı ile Ricardo Quaresma’nın hikayesi 2007 sonbaharında başlamıştı. 2007-2008 sezonunda Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ediyordu. Grubunda yer alan Porto ile maçında Beşiktaş yenilmesine rağmen maçın sonunda Ricardo Quaresma, Beşiktaş taraftarı tarafından tribüne çağrıldı. Havasından mı, trivela’sından mı ya da ilk görüşte aşk mı bilemiyorum ama Ricardo Quaresma da tepkisiz kalamadı ve Beşiktaş tribünlerine adım attı. Formasını çıkardı ve Beşiktaş tribünlerine fırlattı. 2010 yazında İnönü Stadı’ndan düzenlene imza töreninde çok hatırlanmaz ama Ricardo Quaresma şöyle bir cümle kurmuştu: “Formamı attığım taraftarın takımına geldim” Ben hatırlıyorum, oradaydım.

Dönelim şimdi günümüze. Bu süreci birkaç yönden ele almak lazım. Öncelikle Beşiktaş yönetimini bir konuda kutluyorum ve bir konuda şiddetle eleştiriyorum. Bir konuda çok profesyonelce hareket ettiler, bir konuda da olağanüstü amatörce.

Sayın Başkan Fikret Orman’ı ve ekibini, Ricardo Quaresma ile yollarını ayırmasından dolayı tebrik ediyorum. Kolay değil böylesine bir neşter vurmak. Takdir etmek gerekiyor. Hele Quaresma’nın ayrılış şekli ayrıca çok şık. Ne yangın var ne enkaz. Zordur bu tip süreçleri yönetmek. Böylesine büyük yıldızlarla iyi ayrılmak o kadar kolay değildir. Bu tip hikayeler hiçbir zaman peri masalı gibi sonlanmaz. Genellikle Fenerbahçe’deki “Alex mevzusu” gibi olur. Zamanında Fenerbahçe taraftarı da Aziz Yıldırım’a ve Aykut Kocaman’a çok büyük tepkiler vermişti ama işler öyle göründüğü gibi değildir. Yani elbette Aziz Yıldırım ve ekibi o dönem o süreci doğru yönetmemişlerdi ama bunu samimiyetle söylüyorum; dünyada da genel olarak buna benzer yaşanır süreçler. Yıldızlarla iyi ayrılmak o kadar kolay değildir. Genellikle hikayeler kalp kırıklıklarıyla sonlanır. O yüzden Quaresma süreci iyi yönetildi denilebilir.

Bu konuyu kısaca da olsa açalım bence biraz. Peki neden yıldızlarla iyi vedalaşılamıyor? Evet, asıl soru bu. Şimdi bu tür yüksek profilli, olağanüstü yetenekli büyük yıldızlar kariyerlerinin belirli döneminde olağanüstü performans gösterirler. Ama o futbolcunun ve hatta taraftarın bile bilmediği ve bazen unuttuğu bir gerçek vardır bu hayatta: Zaman. Zaman, insanın belirli bir yaşa kadar kovaladığı, belirli bir yaştan sonra kaçmaya başladığı bir kavramdır. İşin kötü tarafı eninde sonunda bizi yakalayacaktır bir şekilde, bir yerde. Yani nasıl hiçbir insan hayatı boyunca tüm zamanlarında aynı insan değilse futbolcular da kariyerleri boyunca aynı düzeyde oynayamazlar. Bu tür büyük yıldızlar o kadar büyük işler yapmışlardır ki belirli bir dönemde bunu sonsuza kadar yapabileceklerine inanırlar. O noktaya geldiğiniz anda iki şey var yapabileceğiz. Ya kabulleneceksiniz ve orada başka bir role evrileceksiniz o takımda ya da çekip gideceksiniz. Evet, Quaresma’nın bu yaptığı iki doğrudan biridir.

Kariyeri boyunca sayısız hata yapan, sayısız kırmızı kart gören Ricardo Quaresma bu sefer doğru olanı yapmıştır. Çünkü değişmeyecekti, bunu biliyordu. Eskisi gibi de olamayacaktı, bunun da farkındaydı. Ya kalıp sözleşmesini tamamlamak isteyecekti ve performansından dolayı kötü adama dönüşecekti ya da bir karar verecekti. O kararını verdi. Kara Şövalye’deki o meşhur replik vardır ya; “Ya kahraman olarak ölürsün ya da kötü adama dönüşecek kadar uzun yaşarsın”. Quaresma’nın gerçeğini anlatan satır bu sanırım.

Beşiktaş yönetimini bu hamlesinden dolayı tebrik etmiştik birkaç paragraf öncesinde. Şimdi buradan Fikret Orman ve ekibine bir soru sormak istiyorum: Ricardo Quaresma ile yollarınızı ayırmak için ligin ilk iki haftasının oynanmasını mı beklediniz? Bu nasıl bir organizasyon, bu nasıl bir planlama? Yahu mayısta lig bitmiş, teknik direktör değişmiş. Abdullah Avcı ile beraber yeni bir yapılanmaya gitmeye karar verilmiş. İki ay kamp ve hazırlık dönemi geçirilmiş, hazırlık maçları oynanmış ve lig başlamış. Taksiciyi zorla trafiğe sokup hemen arabadan inmek kadar tuhaf. Yeni oyun planında düşünülmüyormuş. Abdullah Avcı ve sayın Fikret Orman bundan bir ay önce övüyorlardı Quaresma’yı “çok yardımcı oluyor” diye. Ne değişti? Kasımpaşa rekor bir bonservis teklifiyle mi geldi? Tabii ki hayır. Ricardo Quaresma’nın maaşı ne kadar sanki? Stoper Domagoj Vida’dan daha düşük bir maaş alıyor. Bakın yanlış anlamayalım konuyu, yanlış değerlendirmeyelim. Gönderilmesi normaldir ve uygundur. Sonuçta 37 yaşına girmiş bir oyuncu. Güzel de yönetilip bitirilmiş süreç. Peki böyle bir karar ve manevra için neden bu kadar beklendi? Gerçekten çok manasız ve plansız.

Fikret Orman, tüzük gereği son başkanlık dönemini yaşıyor. Yeni bir teknik adam Abdullah Avcı ile çalışmaya karar verdi ve yola çıkıldı. Transferler de yapıldı. Lige çok iyi de başlanmadı. Yani kötü oynamaktan ziyade Beşiktaş’ın halen ne oynadığı bile belli değil. Birkaç tökezleme yaşanırsa bu sefer taraftar Quaresma’nın gönderilmesinin protestosunu, ertelemeli de olsa yapacaktır diye düşünüyorum. Tabii ki bu hesaplar olumsuz gidişte geçerli. Beşiktaş, ritme girip bir seri yakalarsa bu sefer de “ne doğru karar” diye gecikmeli de olsa takdir edecektir taraftar.

Beşiktaş’ta bir devir sona erdi. Quaresma artık Beşiktaş forması giymeyecek. Ama çok uzaklarda değil. İki yan mahallede, Kasımpaşa’da. Uzaktan bakıp sevecek artık Beşiktaş taraftarı. Muhtemelen gözünü ondan bir an bile ayırmayacak. İlk Kasımpaşa-Beşiktaş maçında yaşanacakları gerçekten merak ediyor insan. Sevenleri kimse ayıramaz zaten, bunu konuşmuştuk. Ama unutulmaması gereken bir şey daha var. Bunu kesinlikle bir yere not etmemiz gerekir, kayıtlı kalsın. Ricardo Quaresma, Beşiktaş kulüp tarihinin gelmiş geçmiş en ikonik ve en sembolik yabancı futbolcusudur.

 

 

 


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI