Aydın Selcen
Aydın Selcen

Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe

Pazar, 14 Temmuz, 2019
Şimdilik S-400’de henüz gelmeyen “namluya sürülecek merminin” kendi, yani füzeler. Sistemin, Ekim ayına dek tam faaliyete geçmeyeceği de söyleniyor. Türkiye ve ABD savunma bakanlarının dünkü telefon görüşmelerinin ardından ABD’nin yaptırım açıklaması ötelenmiş görünüyor. Neden, piyasaların açılması mı beklendi, görüşmenin içeriği neydi, bilgimiz yok.

Bugün “milli duruş sergilemek” eşittir dünkü “askeri meselelerdir”, yenilik yok, rahat olunuz. Hani vesayet rejimi sona ermişti? Biraz daha üstelerseniz “vatan mevzu bahis ise gerisi teferruattır.” “Vatan neden senin tekelinde”, yahut “benim de beynim yok mu” diye soramazsınız, yasaktır. Kendi, Anglikan inancı güçlü bir vatansever olan Samuel Johnson ünlü, “vatanseverlik, ikiyüzlünün son sığınağıdır” sözünü te 1775’te söylemişti.

Örnekse, Mogadişu’da neden bu denli geniş bir askeri üsse gereksinim duyulduğunu sorgulayacak olmuştum bir zaman. Vatan savunmasının Kızıldeniz’den başladığını bilmeyecek denli cahil olduğum yanıtını almıştım dudak büken bir uzmandan. Bugün, S-400 bataryalarının teslimatı nihayet başladı, Fırat’ın Doğusu’na tek yanlı askeri müdahalenin yığınağı sürüyor. “Ne yapmak, nereye varmak istemek” diye soracak olsam alacağım yanıt “alamazsın dediniz aldık, giremezsin dediniz girdik” düzeyinde kalacak, biliyorum.

Şimdilik S-400’de henüz gelmeyen “namluya sürülecek merminin” kendi, yani füzeler. Sistemin, Ekim ayına dek tam faaliyete geçmeyeceği de söyleniyor. Türkiye ve ABD savunma bakanlarının dünkü telefon görüşmelerinin ardından ABD’nin yaptırım açıklaması ötelenmiş görünüyor. Neden, piyasaların açılması mı beklendi, görüşmenin içeriği neydi, bilgimiz yok. Yaptırımdan anladığımız ise artık F-35 programından çıkarılmanın ötesi, o ilk yaptırımı zaten “satın almışa” benziyoruz. Belki gizlice hoşnutluk duyanlar da var hatta, bilvesile F-35’ten “kurtulmuş” olmaktan.

Fırat’ın Doğusu kısmına gelince, anlaşıldığı kadarıyla yapılan yığınak Akçakale üzerinden Tel Abyad’a girmeye yönelik. Amaçlanan, “Zagroslardan Amanoslara uzanan” muhayyel Kürt/terör (Kürtle terör aynı şey değil mi?) koridoruna son bir gedik daha açıp, rahata ermek. Tabiatıyla, benim yaptığım, oturduğum koltuktan teknik direktörlük. Benimki öyle de, gerçekten askeri yığınağın yoğunluğunda belirgin bir artış varsa, günümüz dünyasında bunun müttefik ve hasımlarca bilinmemesi olanağı yok. Hoş, müttefik kim, hasım hangisi orası da artık epeyce karışık.

Irak Kürdistan Bölgesi’nde Hakurk bölgesinde devam eden Pençe Harekatı’nın, orada durmayıp Kandil, Şengal ve Mahmur’u kapsayacak biçimde yayılmasından söz ediliyor. Evet, Erbil’in banliyösünde bir kasaba görünümlü Mahmur takıntısı yine nüksetti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, MSB Akar ve MİT Başkanı Fidan, Iraklı mevkidaşlarıyla Ankara’da bir araya geldiler. İran’ın IKB içinde resmen doğrulanmasa da PEJAK hedeflerine yönelik olduğu söylenen bombardımanı Ankara’da sevinç yarattı.

Doğu Akdeniz’e evelallah bayrağı diktik. KKTC’de hükümet değiştirtildi, daha ileri gidip topyekün ilhaktan söz edenler çıktı, BMGK’nın 550 (1984) sayılı (ABD’nin çekimser oy verdiği) kararıyla iskâna kapatılan Maraş’ın (Varoşa) açılması gündemde. Avrupa Birliği de havanda su dövme kabilinden bazı yaptırımları görüşüyor. Kahire, Tel Aviv ve Şam’la ilişki yok. Libya’ya silah sevkiyatına hız verildi. Hafter Trablus, Esat Idlip önlerinde sayemizde durduruldu.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, atılan taşın ürkütülen kuşa değip, değmediğini sorup, yanıt alamıyor. Sorduğu, ulusal savunma mimarimizde S-400 alımının F-35 kaybının bıraktığı boşluğu doldurup, doldurmadığı: Yetmez ama evet. Aciz amadeniz gibi bölücü hainler ise özelde Suriye Kürtleri ve genelde Kürtler ve yakın çevremiz için münhasıran güvenlikçi politikalar yerine daha düşük maliyetli diplomatik yaklaşımların ulusal çıkarlarımızı korumak için daha etkin yöntem olup olmayacağını (ilaveten) beyhude soruyor.

Tüm ülkeler dış ve savunma siyasetlerini biçimlendirirken doğru harmanı, dengeyi tutturmak için kafa patlatıyor. Bizim kafa patlatmak gibi bir derdimiz yok, çünkü biz zaten “biliyoruz”. Öyle olunca da, onlardan Petrus, bizden Derdalan şarabı çıkıyor. Hesap vermek zorunluluğu yoksa modern bilanço çıkarmayı geçtim, muhasebe tutmaya dahi gerek kalmıyor. Sahi, AKP iktidarında giderek sivilleştiği söylenen ve nihayet Genelkurmay’ın MSB’na bağlanmasıyla zirveye çıktığı ifade edilen süreçte savunma bütçesinin bütünü, harcama kalemleri, tehdit algılaması vb. konularda saydamlık oluştu mu?

Unamuno’yla tartışmasını “yerin dibine batsın akıl, yaşasın ölüm!” haykırışıyla noktalamıştı Millan Astray. Erdoğan ise yine “Allah bizlere de şehitlerimizle anılmayı nasip etsin” söylemine sarıldı. Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe (“coup permanent”): Bu sarmaldan ülkeyi kurtaracak ortak akıl CHP, İYİP, SP, “BabacanP.” ve HDP’de var mı? Muhalefet “barış daima”, “yaşamak esastır” diyebilecek mi? Maksat, üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi, ısrarla ve çekinmeden sorulması gereken soru bence bu.

* Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat’ı kaybettik. Konuşması, yürümesi, duruşuyla kendiliğinden saygı uyandıran tam bir beyefendiydi ve olumlu düşünsel anlamda hep delikanlı kalmayı başardı. Erbil’i ziyaretlerinden tanışma ayrıcalığım olmuş, Ankara’da da görüşmüştük. Vefatı, Kürt siyasal hareketi için olduğu denli, ülkemiz siyasetinde de boşluk bırakacak. Değerli ailesine başsağlığı ve metanet, müteveffaya Tanrı’dan rahmet dilerim.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI