Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

KYK İnşaat A.Ş. ODTÜ’de

Cuma, 12 Temmuz, 2019
Ortada 2,5 milyon metrekare beton, yüzlerce milyon liralık ihaleler, çalışma kampına dönen bir yurt anlayışı ve beraberinde getirilen bir ekonomik model var. Ama kimse gerçekleri konuşmazsa, herkes olaylar gelişirken kafasını çevirmeye devam ederse yalanlarla dolu bir ülkede sadece inşa edeceğimiz tek şey “hocam o ağacı niye kesiyorsunuz?” diye soran kızın üzüntüsü olacak.

Pazartesi sabahı ODTÜ’ye iş makineleri polis denetiminde üçüncü kez girdi ve yine binlerce ağacı kesti. 55 gündür bekleyişte olan öğrencilerin itirazları arasında hızarlar kavak ağaçlarının boğazına dayandı ve onları uçurdu. Polisin girmesinin bu seferki gerekçesi ODTÜ’ye Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu, kısa adı KYK adına öğrenci yurdu yapılmasıydı. Yapım için önce ODTÜ’nün seçilmemiş rektörü polisi öğrencilerin üstüne salacağını hocalara iletti ve birkaç gün sonra o çirkin görüntüler yaşandı.

Polis 2013 yılında ODTÜ’ye ilk girdiğinde ormanın doğu kenarından kocaman bir otoyol geçirildi. İkinci girdiğinde ODTÜ’nün batı kenarından otoyol geçirildi. Üçüncü olacak bu girişinde üniversitenin ortasına hançer saplandı.

Olay hiç de ODTÜ meselesi değildi. Olay daha çok Ankaralıların meselesiydi. Hatta bir rejim meselesiydi. Yurt yapacağım diyenler için tek elverişli yer ağaçların bulunduğu yerdi.

Karşı çıkanlar “öğrenci yurduna” karşı çıkıyorlar, “ekolojik yıkım” olacağını, projenin KYK hinliklerini sokarak aslında “bir Truva atı” olacağını söylüyorlardı. Ayrıca “ODTÜ’nün bir bilim yuvası” olması ve “AKP’nin ODTÜ’yü parçalamak istemesi” konusunu öne çıkartan, “ODTÜ’nün dokusunun bozulmak istendiğini” söyleyenler de oldukça fazlaydı.

OLMAZ AMA EVET

Karşı çıkılan noktalar akla yatsa bile aslında pek de doğru olduğu söylenemez. Aslında öğrenciler yurda değil, KYK yurduna karşıydı. O yüzden bir ay evvel #KYKDeğilODTÜYurduİstiyoruz kampanyası yapmışlardı. Öyle çelişkili bir durum ki KYK değil ODTÜ yapınca oluyordu ama ODTÜ’nün başındaki kişi için daha yeni “Verşan Kök ODTÜ’ye rektör olamaz” diye kampanya yapıldığı unutuluyordu. Kaldı ki ODTÜ’ye yapılacak her türlü bina zaten bir ekolojik yıkım olacaktı.

Öğrenciler “KYK yapıyorsa olmaz ama yurda evet” diyorlardı. İşte bu durum bütün ekolojik ya da diğer argümanları zeminsiz kılıyordu.

Ancak daha büyük bir dizi sorun vardı. Öğrenciler yurda karşıydı ama yapılan yurt değildi. Yapılan 9 binadan oluşan tam 50 bin metrekare beton bir mabetti. İçinde bir değil 5 öğrenci yurdu, yönetim binası, kafeterya binası, atölye binası ve konferans salonunun olduğu bina vardı. Bu başka bir şeydi. Ama kimse bunları konuşmuyordu.

KYK ODTÜ yurtları Kaynak: KYK

Aslında konu ODTÜ değildi. Konu başka bir ekonomik modeldi. İtiraz edenler bir yurda itiraz ederken gerçekte olan 3. Köprü, Şehir Hastanesi, Osman Gazi Köprüsü, imar barışı gibi bir şeydi. Ama kimse bununla ilgilenmedi. KYK yurdu tartışması buzdağının görünen yüzünün sadece bir köşesiydi.

KYK İNŞAAT A.Ş.

KYK’nın raporlarına göre 2017 yılı itibariyle yaklaşık 625 bin öğrenciye yurt hizmeti sağlanıyor. Bu kapasitenin yarısı kendi yurtları, bir o kadarı da kiraladığı binalar. KYK 2017 yılında 14 bin 690 kişilik 23 yurt açıyor. 23 bin 200 kişilik 14 projeye arsa tahsis ediliyor ve 104 bin 350 kişilik 127 projenin çalışması yapılıyor. Yani ODTÜ KYK yurdu 2017 yılından bu yana konuşulan, çalışılan ve içinde ODTÜ yönetiminin de olduğu bir iş. Yeni değil.

KYK’nın 2017 Yılı Yurt İnşaat Projeleri, kaynak: KYK

2018’de bir ihale patlaması yaşıyor. KYK 2010’dan bu yana toplam 175 ihaleye çıkmış. Bunların 20 kadarı onarım, tadilat ve klima gibi ihaleler. 138 tanesi ise yurt yapım işi. Bu 138’in içinde 250 kişilik yurtlar da var, 6 bin kişilik yurtlar da var. 2017’de 11 ihale yapmış. 2018’de 60 ihale ile rekor kırmış, 2019’da ise 17 ihale yapmış. Çok kabaca topladığında 100 binden fazla öğrenciyi içine alan çalışma kampı gibi yurtlardan bahsediyoruz. ODTÜ’deki verilerle orantılarsak karşımıza 2,5 milyon metrekarelik devasa bir inşaat çıkıyor.

ŞEHİR HASTANESİ GİBİ ŞEHİR YURTLARI

Aslında “ne güzel devlet yurt yapıyor” diyebilirsiniz. Örneğin Rize’nin Fındıklı ilçesindeki 250 kişilik yurt. 17 bin nüfuslu Fındıklı’daki yüksekokulun zaten 193 öğrencisi varken şimdi 250 kişilik bir yurt yapılıyor. İş yurt ile bitmiyor. 250 öğrencinin bütün sosyal ihtiyaçlarını karşılıyor musunuz, yoksa onları yurtlara mı hapsediyordunuz? Yurt ilçenin bir parçası olabiliyorsa harika. Ama değilse?

Başka bir örnek verelim. Ankara’nın Çubuk ilçesi, köyleri ile beraber nüfusu 90 bin kadar. Ama oraya 3 bin kişilik yurt yaptınız mı o kadar gence üniversite adına kafeterya, çalışma salonu ve konferans salonu dışında ne verebileceksiniz? En yakın tiyatro, sinema, söyleşi kaç kilometre uzakta? Hadi onu da geçelim. İzmir’de her türlü altyapı var değil mi? Ama İzmir’e tek bir yurt kompleksi yapıp oraya 6 bin öğrenciyi koyarsanız bu nasıl bir denklemdir?

İktidarın çalıştığı bu modele göre öğrencileri tıkıştırıp inşaat projeleri için alanlar açıyor. Sanki şehir hastaneleri gibi şehir yurtları çıkartmış durumda. Böyle bir resim varken konuyu “ODTÜ’yü parçalamak” diye tartışamazsınız. AKP her sorunu paraya çeviren bir parti. Aynı zamanda paraya çevirmek için de sorun yaratan bir parti.

Demek ki sorun ODTÜ değişmiş. Yurt inşaatının ekonomiye kazandırılması, mevcut sosyal ilişkilerin bozulmasıymış.

Şubat yılında Sivas’ta açılan 10 bin kişilik Mega-KYK yurdu inşaatından.

PASİF İTİRAZLAR

Şimdi karşımıza bir başka resim daha çıkıyor. Madem böyle bir sorun vardı, bu sorun neden baştan çözülmedi? Mesela 2017’den bu yana ODTÜ’lüler ve KYK bir dizi pazarlık yapıyor. Neden ODTÜ’nün haberi olmuyor. Bir kişi bile ağzından kaçırmıyor mu? Basit bir sorgulama ile projenin kapasitenin başlangıçta 4 bin kişilik olduğunu sonradan 2 bine indiğini öğrenebilirsiniz. Bu süreçte  hiç bir bilgi sızmadı mı? Ya da 21 Mayıs 2018’de arazi KYK’ya devrederken protokol imzalanırken işin aslını neden kimse ortaya koymadı? 23 Ocak 2019’da ihale ilan edilirken, 25 Şubat 2019’da ihale yapılırken neler yapıldı? Çok açık ki işin geliştirilme aşamasında yapılmayanları son aşamadaki itirazlar hiç kurtaramaz.

Bu pasif itirazlar, eksik anlatım,, konunun ODTÜ özeline indirgenmesi sadece iktidarın işine yarar. Ama bu durum aynı zamanda itiraz edenlerin beton ile bir sorunu olmadığını gösterir. Yoksa 2,5 milyon metrekarelik, 100 bin kişilik bir projenin bir parçası olarak şimdiye kadar tartışılırdı. ODTÜ Kavaklık’a 8 km, Meclis’e 5 km mesafedeki KYK binasından bu kadar habersiz olmamız başka türlü imkânsız.

ODTÜ’YÜ ODTÜ’LÜLER PARÇALIYOR

Neo-liberalizm ile gelişen kurum kültürü o kadar yayıldı ki artık kuruma laf edilmesin diye kimse gerçek suçlulara dokunmuyor, sorumlulara laf etmiyor. Kurum kültürü öyle bir hâl aldı ki örgüt ya da yapı için kollama kültürüne dönüştü. Hatta cezasızlık iyice oturdu. Mesela 2013 yılında ODTÜ’den yol geçiren projenin hazırlıklarında katılanlar arasında ODTÜ inşaat mühendisliğinden altı ve şehir planlamadan iki hoca da vardı. Yol güzergahının yer aldığı koruma amaçlı imar planını bakanlığa sunan rektör de ODTÜ mezunu Prof. Dr. Ahmet Acar’dı. İkinci yolun devrini yapan Verşan Kök de ODTÜ mezunu. KYK ile ODTÜ’de yurt pazarlığı yapanlar da ODTÜ mezunuydu. Ama hiçbiri sır vermedi. ODTÜ’yü değil betonun, asfaltın çıkarlarını korudular.

BİLİMİN DEĞİL NEO-LİBERALİZMİN KALESİ ODTÜ

ODTÜ’de bilime gönül vermiş, sorgulayan, araştıran çok isim var. Ama onlar ODTÜ’yü temsil edemiyor. Onlar bilime bir katkı yapıyorsa, bu ülkenin kapitalistleşmesine milyar katkı koyan isimler var. Kimse konuşmaz ama bugünlerin popüler ismi Ali Babacan ODTÜ mezunudur ve bugün yaşanan ekonomik krizin altyapısını kurmak için 13 yıl bakanlık yapmıştır. Ya da ODTÜ mezunu CEO’lar. Örneğin Erman Ilıcak. ODTÜ İnşaat mezunu ve okula bir kütüphane yapacak. Ama sakın “ne güzel kütüphane işte” demeyin. Çünkü kendisi halk arasında kaçak saray olarak bilinen AOÇ’nin ortasına yapılan komplesin müteahhididir. Yakın bir zamanda ODTÜ’de yine ağaç kesilirse şaşırmayın, şimdiden söylemiş olayım.

ODTÜ’YÜ ODTÜ’LÜ OLMAYANLAR KORUR

Bahar aylarında ODTÜ’de çok başarılı bir LGBTİ+ eylemi yapıldı ve Verşan Kök çıldırdı. Öğrenciler bunu Kavaklık bölgesine yapılacak yurtlar kompleksine bağlayamadılar. Aynı dönemde bahar şenliklerini engellemeye kalkan atama rektöre karşı öğrenciler “Verşan Kök ODTÜ’ye rektör olamaz” kampanyası ile müthiş bir cevap verdiler. Mezunlar gününde ise ODTÜ’lü hocalar tek bir pankart ile çıktılar ve “öğrencime dokunma” mesajı vererek Verşan Kök’ün arkasında yürürken bütün velilerin alkışlarını aldılar. Ama öğrenciler tek bir pankart ile “Ağacıma dokunma” ya da “Kavaklığa dokunma” diyemedi. Diyebilseydi binde bir oy farkı nedeniyle İstanbul seçimleri tekrarlanıyorken yüzde 25 eksik oy ile rektörlük yapan Kök de giderdi. Diğer yandan 1995 yılında yol yapımını engelleyen iki kişi, Prof. Dr. Gönül Tankut ve Prof. Dr. Gönsel Renda’yı kimse bilmez. İkisi de ODTÜ mezunu değildir.

ODTÜ, BETONUN KALESİ Mİ?

ODTÜ’de bir yurt meselesi yok, bir betonlaşma meselesi var. Bunun tek sorumlusu AKP değil. 100 bin öğrencinin kalacağı mega yurtlar örgütleniyor. 2,5 milyon metrekare beton yığınları parça parça ihale ederken kimsenin bu detayları konuşmaması oldukça garip. Hele Konya’da 2 bin kişilik yurt için 90,8 milyon TL, İzmir’de 6 bin kişilik yurt için 236 milyon TL dönerken olayı ODTÜ’ye indirgemek çok büyük bir sorundan öte kasıtlı bir durum. Daha ilginci ise 2 bine yakın ağaç kesilirken birilerinin inşaatı durdurduk demesi. Çankaya Belediye Başkanı’nın “gerekirse mühürleriz” deyip ertesi gün kurulan barakalara dokunmak yerine yoksulların gecekondusunu yıkması çok absürt bir durumdu.

KYK ODTÜ yurtlarının yerleşim planı Kaynak: KYK

Ağustos 2013’te bir toplantıda dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç “Yapacağınız yatırımlarda bütçeye yük oluşturmayacak bir yol bulmanız lazım. İki yurdun arazisi ile ilgili modeller üzerinde çalışmalar yapılıyor. TOKİ’yle değerlendirmeler olabilir, kat karşılığı değerlendirme olabilir, arsalar doğrudan satışa da arz edilebilir” demişti. İşin rengi baştan beri belliydi ama kimse bu politikayı tam konuşmadığı gibi iş modelini de açık etmiyor.

Ortada 2,5 milyon metrekare beton, yüzlerce milyon liralık ihaleler, çalışma kampına dönen bir yurt anlayışı ve beraberinde getirilen bir ekonomik model var. Ama kimse gerçekleri konuşmazsa, herkes olaylar gelişirken kafasını çevirmeye devam ederse yalanlarla dolu bir ülkede sadece inşa edeceğimiz tek şey “hocam o ağacı niye kesiyorsunuz?” diye soran kızın üzüntüsü olacak.


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI