Onur Salman
Onur Salman

Kıyasla kıyasla nereye kadar?

Pazar, 7 Temmuz, 2019
Fransa Bisiklet Turu, bir bisiklet yarışından mı ibaret? Tabii ki değil. Tour de France dediğimizde aslında bir kültürden bahsediyoruz. Bir bisiklet kültüründen, bir spor kültüründen ama en önemlisi bir ülkenin kendi değerlerine verdiği önemin kültüründen bahsediyoruz.

“Biliyorsunuz, sadece bir tane var.” Bisiklet efsanesi Eddy Merckx, Fransa Bisiklet Turu’nu işte bu sözlerle açıklamıştı. Gerçekten de öyle. 21 etaplık bir bisiklet ibadeti. Bisiklet takviminin en büyük organizasyonu. Bu ne demek? Malum bisiklet dünya üzerinden en fazla takip edilen sporlardan biri. Sadece UCI’ın takvime giren her kategoriden toplam 763 yarış var. Dolayısıyla aynı ana denk gelen irili ufaklı yarışlar olabiliyor. Kuşkusuz ki bunca yoğunluk için de Fransa Bisiklet Turu’yla çakışan yarışlar da oluyor. Ama bu dönemde bisikletseverlerin gözlerini çevirdiği tek bisiklet yarışı Fransa Bisiklet Turu. Çünkü dünyanın tüm önemli bisikletçileri bu yarışı istiyor, bu yarışı bekliyor ve bu yarışa hazırlanıyor. Üstelik 1903’ten beri de bu gelenek devam ediyor.

Bu sene de heyecan dün itibarıyla damarlarımıza girdi. Hayırlı uğurlu olsun. Genelde açılış günlerini diğer ülkelerde geçirme adetine de sahip olan tur, bu sene Brüksel’e uğrayacak. Daha doğrusu Paris’e giden yol bu kez Brüksel’den başlayacak. Ki her sene ortalama 250 şehir, Fransa Bisiklet Turu’nun bir etabına ev sahipliği yapabilmek için başvuruyor.

SOSYALCİLER KENARA

Diyoruz ya Fransa Bisiklet Turu namı diğer Tour de France, bisiklet dünyasının en büyük turu diye. Verilerle destekleme zamanı geldi. Kabul etmek lazım ki rakamlar büyüklüğün doğrudan kanıtı değildir ama ilginin doğrudan kanıtıdır. O sebeple bu bölüm biraz matematikçilere hitap ediyor. Benim gibi sosyalcilerden özür dilerim.

Bu sene 650 basın kuruluşundan 2 bin 500’ün üzerinde basın mensubu Fransa Bisiklet Turu’nu takip edecek. Bunların arasında 121 televizyon kanalı var. Ve bu kanallar toplamda 260 kameramanla 23 günlük serüveni takip edecek. Rakamların sonuncusu da kaç ülkenin bu bisiklet ibadetine kapılarını açtığını gösteren olsun. Tam 186 ülke, 23 gün ve 21 etap boyunca heyecanın ana paylaşanı olacak. Bu sayede de milyonlar Paris’te kimin sarı mayoyu üzerinde tutabildiğini de anbean izleyecek.

KÜLTÜRE SELAM ÇAKAN ORGANİZASYON

Peki, Fransa Bisiklet Turu, bir bisiklet yarışından mı ibaret? Tabii ki değil. Tour de France dediğimizde aslında bir kültürden bahsediyoruz. Bir bisiklet kültüründen, bir spor kültüründen ama en önemlisi bir ülkenin kendi değerlerine verdiği önemin kültüründen bahsediyoruz. Bisiklete sevdalı binlerce insanın sokaklarda sporcularla birlikte adeta pedal çevirdiği bir organizasyon bu. Doğasına, tarihine ve tarihi miraslarına saygı duyan bir ülkenin, spor kültürüne verdiği değerin bir yansıması bu organizasyon.

Yok yok. Aklınızdan geçirdiğiniz gibi Türkiye’den de Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’ndan bahsetmeyeceğim. Öyle büyük büyük kıyaslara da girişmeyeceğim. Derdim sadece büyük bir spor turu nedir, en büyük örneği Fransa Bisiklet Turu üzerinden anlatmaktı. En azından genel bir çerçeve sunmaktı.

Zaten illa bir şeyle kıyaslayacak olsam bugün 600 küsuruncu defa başpehlivanını bulacak olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile bir kıyas yaparım. Tarihse tarih. Gelenekse gelenek. Tamam Edirne’den çıkan görüntü ile Fransa’dan gelen görüntünün görselliği kıyaslanmaz. Ama neden Kırkpınar’ın sadece bu ülkede bilinip diğer ülkelere tanıtılamadığını belki Fransa Bisiklet Turu üzerinden sorgulamak lazım.

SORUNU DOĞRU TESPİT ET Kİ…

Sorunu spor ve ülke kültürü üzerine kurmaya başlarsak yani bir anlamda sorunu kabul edersek, çözüm sürecinin de ilk adımını atmış olacağız. Kim bilir yüklerimizden doğru şekilde kurtulduğumuzda tüy gibi hafifleyip uçmaya başlarız. Doğru sorunu gören doğru çözüm için de gidiş yolunu doğru bulur neticesinde.

Ama yok bunu yapmazsak, daha çok kıyaslamalara gireriz uluslararası organizasyonlarla Türkiye’deki organizasyonları. Kıyaslamak istemeyenimiz de oturur Paris’teki şampanyalı finişe kadar olanları ve şampiyonunun nasıl takdir edildiğini izler. En azından kafası rahat eder.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI