Festival bir büyük dalgadır

Pazartesi, 1 Temmuz, 2019
Antalya'da bu yıl ikincisi düzenlenen Akra Caz Festivali, bir şehir festivali olarak kentin müzik meraklılarını uluslararası yıldızlarla buluşturdu. Akra, kamuya ya da yerel yönetimlere bağımlı kentin diğer festivalleri arasında, özgür ruhuyla da öne çıkan farklı bir etkinlik.

“Festival bir büyük dalgadır, gelip geçer ve o kenti değiştirir. Geride bıraktığı hep daha iyi olmuş bir kenttir. O kentte olanı değerlendirir, bir tiyatro binası gibi kalıcı değildir ama o kente aittir ve o kente hastır. Festival buluşturur. Sanatçıyla sanatçıyı, izleyiciyle izleyiciyi, izleyici ile sanatçıyı buluşturur… ve dönüştürür. Festival bir karşı çıkıştır. Olmayanı oldurmak, kısa süre için de olsa var etmektir. Ve mutlaka sorgulatır, o kentin tiyatrosu, müzisyenleri… izleyicileri, kendilerini sorgular, dünyayı sorgular ve değişirler.” Bu sözleri İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları departmanının Hollanda Büyükelçiliği ile birlikte düzenlediği ‘Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak’ toplantısından alıntıladım. ‘Şehir Festivalleri’ başlıklı oturumda konuşan tiyatro yöneticisi Job Rietvelt’in sözleri…

Şehir festivallerinin en iyi örneklerinden biri, tam da bu oturumun yapıldığı günlerde, tam da Rietvelt’in tanımladığı biçimde, Antalya’da sürüyordu. 2. Akra Caz Festivali Cumartesi gecesi, yaşayan en önemli caz şarkıcılarından Dee Dee Bridgewater’ın konseriyle kapandı. Bridgewater, Antalya Körfezi’ne bakan sahneden, geniş bahçeye yayılan iki bini aşkın dinleyici grubuna veda ederken, “Gezip göremedim ama biliyorum ki güzel bir kent Antalya. Çünkü bu kenti sizler oluşturuyorsunuz. Ve bilin ki çok müthiş bir festivaliniz var, tadını çıkartın” diyordu.

Bridgewater, organizasyonun mükemmelliğinden mi, birlikte çaldığı Türk müzisyenlerin kalitesinden mi yoksa iki gece sabahlara kadar caz barda Türkiye’den, Rusya’dan ve başka ülkelerden sanatçılarla birlikte çalıp söylemekten mi etkilendi bilmiyorum. Ama muhtemelen hepsi birden. Akra Caz Festivali daha bu ikinci yılında göz dolduran bir parlaklığa kavuşmuş görünüyor.

Festivalin son günü düzenlenen ‘Caz Konuşmaları’nda öğrendik ki caz festivalleri için ortak projeler ve sanatçı buluşmaları çok önemli. Yekta Kopan’ın yönettiği oturumda Aksanat’ı yöneten Derya Bigalı, Londra Caz Festivali’nin direktörü Pelin Opçin ve caz sanatçısı Önder Focan konuştular. Caz yapmanın dertleri ve zevkleri kadar festivallerden söz edildi. Bulunduğu şehri dönüştürmüş, Montrö Caz Festivali gibi müthiş örneklerden de bahsedildi. Akra Caz Festivali’nin ise mesela yepyeni bir ‘big band’ kurarak nasıl önemli bir adım attığının altı çizildi. Dee Dee Bridgewater ile birlikte çalan, yirmiden fazla çok iyi Türk müzisyenden oluşan o büyük orkestra, Akra Big Band öğrendiğimiz karıyla bundan sonra her yıl sahneye çıkacak…

Akra Caz’ın sanat yönetmeni daha önce kente bir piyano festivali kazandıran Kadir Dursun. Bu festivali ‘bir şehir festivali’ olarak kurgulayarak yola çıktıklarını anlattı. Yani öncelikle Antalya’da ve yakın çevresinde yaşayanları, yerli ya da yabancı bu kentin bir parçası olanları hedefliyorlar. Turizm acenteleriyle toplu satış yapmak yerine Biletix aracılığıyla kendi dinleyicilerine ulaşmak istiyorlar. Biletlerin tamamının satılması ve hakikaten Antalya’da yaşayan, üreten, caza meraklı neredeyse herkesin festivale katılması da işlerin yolunda gittiğini gösteriyor. Barut Otelleri, sahibi olduğu Akra Otel’i kentin kültür haritasında önemli bir durak olarak tanımlamak için çeşitli başka etkinlikler de yapıyor. Yıl boyu faal, canlı müzik yapılan bir caz bar ve edebiyat sohbetleri bunlardan bazıları. Ama en önemli ve büyük adım Akra Caz Festivali. Bu yılki festivalde Monica Molina, Roberto Fonseca, Iyeoka, Fazıl Say, İgor Butman ve Moskova Caz Orchestra, Dee Dee Bridgewater, Önder Focan Group çaldı. Festival seneye 10 Haziran’da tekrar sahnesini kurmak üzere veda etti. Kadir Dursun bir sonraki yılın programının da önemli oranda belli olduğunu söylüyor.

Türkiye’de İstanbul dışında kültürel merkezlerin oluşması, uzun soluklu festivallerin kültür kurumlarının ortaya çıkması zorlu bir mesele. Antalya bu bakımdan avantajlı bir kent. Piyano Festivali, Aspendos Opera ve Bale Festivali ve bu yıl tekrar eskisi gibi ulusal yarışmasına kavuşmasını beklediğimiz Film Festivali gibi Türkiye çapında ilgi gören organizasyonlara sahip. Şimdi bunlara Akra Caz Festivali de eklendi. Belli ki bu festival izleyicisinde de, sanatçılarda da iz bırakacak, etkili ve belki de çok uzun ömürlü olacak. Akra’nın gündeme getirdiği bir şey de ‘kamu’dan, ‘belediye’den bağımsız tamamen özgür bir festival olması. Siyasi çalkantılardan, belediye başkanlarının vizyonuna bağımlı kalmaktan kurtulmuş, sanatsever bir ailenin öncülüğünde kentin müzikseverlerine yaslanarak ilerlemeyi hedefleyen bir festival. Türkiye’de İstanbul dışında kültür sanat hayatının yerel yönetimlere bağımlı olması acı gerçeğine de bir karşı çıkış gibi. Böylesi çok çok az festival düzenleniyor ülkemizde. İşte tam da bu nedenle Akra Caz Festivali iki kere kıymetli, hepimizin daha şimdiden göz bebeği…

YAZARIN DİĞER YAZILARI