YAZARLAR

Türkler oylarını satar mı?

Muhtemelen Erdoğan ihtiyaç duyduğu için Samsun’daki bu kare oluşturuldu ama bu, Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle gizli bir anlaşma yaptığı, CHP’lilerin AKP’ye oy vereceği anlamına gelmiyor, gelmez. O halde avukatlarının Öcalan’la görüştürülmesi neden HDP’li Kürtlerin 23 Haziran için AKP’yle anlaştığı anlamına gelsin?

Kürtlerin en çok merak ettiği şey, 23 Haziran'da Türklerin nasıl bir tavır takınacağı.

19 Mayıs vesilesiyle Samsun’da buluşan Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve diğerleri ister istemez akıllarda “yeni bir milli mutabakat mı kuruluyor” sorusunu getiriyor. Acaba Türk siyasetinin yönetici elitleri-erkekleri verdikleri pozla tam olarak kime, ne mesaj veriyorlar?

Samsun'daki fotoğraf, “Türk-İslâm milli mutabakatının" bir işareti mi? Perde arkasında ne tür pazarlıklar yapıldığını bilmiyoruz ama öyle anlaşılıyor ki CHP, 31 Mart’ta kendisine destek veren Kürtleri bazı hesaplar uğruna satıyor.

Yoksa içinde Kürtleri temsilen hiçbir siyasetçinin olmadığı bu kareyi Kürtler başka nasıl okumalı?

17 yıldır AKP’yi, bir kısım sağcı Kürdün de desteğiyle ayakta tutan Türkler, maruz kaldıkları bunca baskıya rağmen bir kez daha AKP’ye can simidi mi atacak?

Daha düne kadar maruz kaldığı linç girişiminden yine kendisini sorumlu tutan ve bir geçmiş olsun mesajını bile çok gören Bahçeli ve Erdoğan’ın “solunda” saf tutan Kılıçdaroğlu’nun bu karede yer alması, CHP’lilerin 23 Haziran İstanbul seçimi için AKP-MHP’yle anlaştığı anlamına mı geliyor?

CHP’liler 23 Haziran’da, 31 Mart’tan farklı olarak bu sefer İmamoğlu yerine Binali Yıldırım’a mı oy verecek?

CHP’liler bu sefer oylarını küçük çıkarlar için satacak mı?

Gezi isyanının yıldönümüne yaklaşılırken verilen bu poz, Türklerin Gezi’de maruz kaldığı onca zulmü unuttukları anlamına mı geliyor?

Sonuçta CHP’li Türkleri de anlamak lâzım; reel siyaset diye bir şey var…

Elbette yukarıdaki yazı, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi üzerine bazı CHP’liler tarafından dillendirilen ve tıpkı yukarıdaki yazı gibi rahatsız edici olan soruların 31 Mart’ta İmamoğlu’na oy veren Kürtlerde yarattığı rahatsızlığı tersinden bir okumayla yansıtması için yazıldı.

Dolayısıyla yukarıdaki soru görünümlü itham dolu, Türkleri homojen-tektip gören ifadeler, Kürtlere karşı aynı dili hiçbir çekinceye, ihtiyat payına yer vermeden rahatlıkla kullanırken bir kez daha düşünmeye sevk etmeyi amaçlıyor.

Muhtemelen Erdoğan ihtiyaç duyduğu için Samsun’daki bu kare oluşturuldu ama bu, Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle gizli bir anlaşma yaptığı, CHP’lilerin AKP’ye oy vereceği anlamına gelmiyor, gelmez. O halde avukatlarının Öcalan’la görüştürülmesi neden HDP’li Kürtlerin 23 Haziran için AKP’yle anlaştığı anlamına gelsin? “Kürtler oylarını satar mı?” “Kürtler AKP’ye can simidi atar mı?” gibi toptancı, rahatsız edici soruların neden en az “Türkler oylarını satar mı”, “Türkler AKP’ye can simidi atar mı” soruları kadar toptancı, ötekileştirici, tektipleştirici, rahatsız edici olduğu görünür olamıyor?


İrfan Aktan Kimdir?

Gazeteciliğe 2000 yılında Bianet’te başladı. Sırasıyla Express, BirGün, Nokta, Yeni Aktüel, Newsweek Türkiye, Birikim, Radikal ve birdirbir.org ile zete.com web sitelerinde muhabirlik, editörlük veya yazarlık yaptı. Bir süre İMC TV Ankara Temsilciliği’ni yürüttü. "Nazê/Bir Göçüş Öyküsü" ile "Zehir ve Panzehir: Kürt Sorunu" isimli kitapların yazarı. Halen Express, Al Monitor ve Duvar'da yazıyor.