Onur Salman
Onur Salman

Spor siyasetle el ele mi?

Pazar, 12 Mayıs, 2019
Spor asli görevini bile yapmaktan uzak kalıyor bu topraklarda. Değil ki siyaseten bir yön gösterici olsun. Sporun içindekiler gerçek fikirlerini açıklayamıyorlar. Yakın zamana kadar da zaten çok az kişi memleketle ilgili gerçek düşüncesini açıklayabiliyordu.

Spor ve siyaset ne kadar iç içe? Bunun bir ölçümlemesi var mıdır bilemiyorum? Ama sanırım herkesin kendine göre bir tahmini vardır. Mesela cumhurbaşkanına sorsak bu soruyu ya da ne bileyim Devlet Bahçeli’ye, Kemal Kılıçdaroğlu’na ya da herhangi bir siyasiye acaba ne cevap alırız? Benim bazı tahminlerim var ama sanırım en doğru yaklaşım olayları tek tek incelemek. Aslında niyetim tek tek hangi siyasi bu durumda nasıl cevap verir buna girmekti ama vazgeçtim. Tek tek olaylara bakmak daha doğru olacak sanırım.

Kişisel fikrim sporla siyasetin iç içe olmadığı yönünde. Şimdi demeyin ki Ankaragücü’nün düşememesinden spor kulüplerinin borçlarının göz ardı edilmesine, ‘Güçlü Türkiye için ben de varım’dan Galatasaray Divan Kurulu’na, stat isimlerinden Beşiktaş’ın yeni stadına asılan seçim pankartına kadar örnekler verebiliriz diye.

Bütün bu örnekler bizi sporla siyasetin omuz omuza olduğuna ikna etmemeli. İkna etmesi gereken şey siyasetin sporu da tek tipleştirmeye çalıştığıdır. Yani siyaset sporu ilhak etmiştir Türkiye’de.

O sebeple spora siyaset bulaşmaz. Spor tamamen siyasete boyanır bu topraklarda. Mesela bir federasyon başkanının kürsüden açık açık, bir seçim kampanyasında muktedirleri selamlaması ve destek vermesi siyaset değildir. Olsa olsa aynı zamanda iş insanı olan bu kişilerin mevcut siyasi iradeden korkma emareleri ya da para ilişkisinin ispatıdır.

Ya da futbol yorumcusundan, arkadaşına kampta silah çeken futbolcusuna, hastaneyi silahla basanından karısını döven futbolcusuna kadar herkesin tuzlukla anayasa değişikliği referandumunda ‘Evet’ kampanyasına koşmasının da başlıca sebebi tabii ki siyasi düşünceleri değildi.

Zira siyasi düşünce tek bir olay ya da kişi karşısında kendisini göstermez. Bir bütündür. Ama bu kişilerin İstanbul seçimleriyle ilgili düşüncelerini bir türlü göremedik, duyamadık. Evet kampanyasında her yerde videolarına rastladığımız sporcular, şu an yoklar. Halbuki en az anayasa değişikliği referandumu kadar önemli bir seçim İstanbul seçimi.

Ama tık yok. Demek ki sporla siyaset el ele değilmiş. Siyaset sporu ele geçirmiş o kadar. İstediği anlarda kullanmış ve yine ihtiyacı olacağı zaman kullanacak.

İsterim ki sporcular daha önceki kritik dönemeçlerde olduğu gibi yine fikrini beyan etsin. Desin ki bu seçimde hile var ya da bu seçimde hile olduğuna pek inanmıyorum. Sonuçta herkes güçlü bir Türkiye istemiyor mu? Eğer seçimde şaibe varsa güçlü Türkiye’ye vurulmuş bir darbe olur mu? Karşısında dimdik durmak lazım. Yok eğer bir şaibe yoksa, yine güçlü Türkiye imajı yerle bir oluyor. Neden? Çünkü bu kez de güçlü Türkiye’nin güçlü halklarının iradesi hiçe sayılıyor. Yani önceki örneklerden siyasi olmasını beklediğimiz sporculardan, bu durumla ilgili ne düşündüklerini duymak isteriz. Sadece sporcuları değil tabii, yöneticileri de duymak iyi gelir. Türkiye halklarının bu konudaki kafa karışıklığına belki yeni bir açı getirebilirler. Daha önce yaptıkları gibi.

Ama dedim ya pek umudum yok. Zira spor asli görevini bile yapmaktan uzak kalıyor bu topraklarda. Değil ki siyaseten bir yön gösterici olsun. Sporun içindekiler gerçek fikirlerini açıklayamıyorlar. Yakın zamana kadar da zaten çok az kişi memleketle ilgili gerçek düşüncesini açıklayabiliyordu. Ne oldu bilmiyorum ama bir şekilde zincir boşalmış gibi duruyor. Susanlar bile yavaş yavaş konuşuyor. Önemli olan şimdilik konuşuyor olmaları. Daha sonra neyi nasıl anlattıklarına da bakacağız kuşkusuz. Spor dünyası da fikir beyan etsin diye bekliyorum. Onlar konuşana kadar taktık kulaklığımı. Arkadan ince ince Athena çalıyor:

Her şey güzel olacak.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI