Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Laika'dan ajan balinalara

Pazar, 5 Mayıs, 2019
Bu hafta gündemde yeteri kadar ön plana çıkmayan iki konuya değineceğiz. Kuzey Kore halkını bekleyen kıtlık ve Norveç’te gözaltına alınan ajan balina.

Kürenin yedi gününde bu hafta 25-27 Nisan’da Çin’de gerçekleşen II. Yol ve Kuşak Forumu’nun etkileri konuşuldu. Zirveye 150 ülkeden 5 bin kişi katıldı. Aralarında Vlamidir Putin (Rusya), Giuseppe Conte (İtalya), Sebastian Kurz (Avusturya), António Costa’nın (Portekiz) olduğu 37 lider de zirvede hazır bulundu.

Arjantin, Vietnam, Sri Lanka gibi örneklerle açık olan borç ve çevre sorunları Kuşak ve Yol Zirvesi’nde gündemin önemli maddelerindendi. Çin kendisine dönük eleştirilere “yeşil ve sürdürebilir bir yol” açılımıyla yanıt verdi. Borç eleştirileri karşısında Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’ndan (DB) yol göstermesi isteneceği söylendi. Nitekim IMF Başkanı Christine Lagarde’ın zirve için Pekin’de olduğu dikkate alındığında bu iddia güçlendi.

ABD ile Çin arasında Ocak 2019’dan bu yana devam eden ticaret müzakerelerinde sona yaklaşıldığı haberi geliyor. Ancak iki aktörün ticaret konusunda el sıkışmaya yakın olması Asya Pasifik’e baharı müjdelemiyor. Örneğin ABD yönetimi her fırsatta Çin’e karşı olduğunu ifade ettiği Tayvan’ın Boğazlarında hareketliliğe neden oldu. ABD donanmasına bağlı iki savaş gemisi 29 Nisan’da Tayvan Boğazlarından geçti. ABD bu eylemiyle yalnızca Tayvan’ın yanındayım demekle kalmadı, aynı zamanda Çin’e Asya Pasifik’te istediğim gibi geçiş yaparım mesajı verdi. Pekin’in bu eyleme bir yanıt verip vermeyeceği bilinmese de bölgede gerilim sürecek denebilir.

Bu hafta gündemde yeteri kadar ön plana çıkmayan iki konuya değineceğiz. Kuzey Kore halkını bekleyen kıtlık ve Norveç’te gözaltına alınan ajan balina.

Kapınızı çalan kıtlıktır

Küresel iklim değişikliği, dünyanın bazı bölgelerinde sele bazı bölgelerinde aşırı sıcaklık ve kuraklık yaşanmasına neden oluyor. Kuraklık tarımı, özelde tahıl üretimini olumsuz etkiliyor. Örneğin geçtiğimiz yıl Avrupa ve Avustralya buğday üretimi kuraklık sebebiyle ciddi düzeyde azaldı. Birleşmiş Miller (BM), bu durum için gerekli önlemler alınmazsa kıtlığın kapıda olduğunu ifade etti.

Kuraklık küresel olarak pek çok ülkeyi vurdu, ancak bunlar arasında öyle biri var ki, ortaya çıkan manzara vahim sonuçlara gebe görünüyor. Bahse konu olan ülke nükleer denemeleriyle gündeme gelen Kuzey Kore.

Kuzey Kore’nin 11 milyon nüfusu var. Bu nüfusun yüzde 40’tan fazlası köylerde yaşıyor ve temel geçim kaynakları tarım. Geçim kaynakları bir yana tarımsal üretim Kuzey Kore halkının hayatta kalması için olmazsa olmaz. Ancak Kuzey Kore “üretimim düştü o zaman ithalat yapayım” diyemiyor. Peki neden?

Yaptırımlar, yüksek çıkarlar ve kıtlık

Kuzey Kore nükleer denemeleri, nükleer tesisleri ve buna dönük faaliyetleri nedeniyle 1996’dan bu yana ABD başta olmak üzere pek çok ülkenin yaptırımlarına maruz kaldı. BM yaptırımları 2006’dan bu yana Kuzey Kore’ye uygulanıyor. Yaptırım başlıkları genişletilerek 2017’de güncellendi. BM Nisan 2019’da yaptırımları 2020’ye kadar uzattı.

BM yaptırımları doğrudan Kuzey Kore’nin tarım ürünü almasını engellemiyor. Ancak bazı kotalar var. Ayrıca gübre gibi alanlara dönük kısıtlamalar ülkeyi etkiliyor. Kotalar, kısıtlamalar bir yana Kuzey Kore ekonomisini hedef alan yaptırım başlıkları ülke ekonomisinin dibe vurmasına neden oldu. Yani Kuzey Kore ithalat için yeterli meblağı denkleştiremiyor. Çin, Kuzey Kore’ye en fazla ihracat yapan ülke. Ancak Pyongyang’ın gübre alımı dahil ithalatında düşüş var. Örneğin 2018’de ülkenin tarımsal ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 20’ye yakın azaldı. Fakat dert bununla bitmiyor. BM Gıda Programı 2019 verilerine göre Kuzey Kore’de tarımsal üretim son yılın en düşük seviyesine geldi. İşte bu durum 2019’da 11 milyonluk Kore halkı için kara günlerin kapıda olduğunu gösteriyor.

BM Gıda Programı Kuzey Kore’deki durum karşısında tüm ülkelere “politikayı bir yana bırakın insanlara yardım edin” çağrısı yaptı. Şimdilik Rusya ve Çin bu çağrıya olumlu yanıt verdi, 50 bin ton yiyeceği bölgeye yolladı. Ancak kıtlığın önlenmesi için bunun en az 10 katı sevkiyat gerekiyor. Avrupa’dan henüz yanıt gelmedi. ABD’li yetkililer yeni bir Trump-Kim görüşmesinde durumun ele alınacağını söylemekle yetindi. Üçüncü zirvenin tarihi bilinmiyor, o sırada ülkedeki insanları, özellikle çocukları bekleyenin hiç de iç açıcı olmadığını anlamak için süper zeka olmaya da gerek yok.

Şimdi dünya, politik, güvenlik ve ulusal çıkar gibi unsurlarla uygulamaya soktuğu yaptırımların etkileri konusunda ne yapacağına karar verecek. 11 milyon insanın kıtlığa teslim edilmemesi için Washington yönetiminin insafa gelmesi mi beklenecek? Aynı halkın mensubu Güney Kore ne yapacak?

Bu örnek açıkça politikacıları hizaya getirmek için uygulanan yaptırımların halklara etkisi açısından insanlık kavramı üzerinden ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Laika’dan ajan balinalara: Hayvanların insanla imtihanı

İnsanın doğa üstündeki hakimiyet mücadelesi ve bunun sonuçları konusunda literatürde zengin tartışmalar var. Mülkiyet kavramıyla beraber doğanın ve üzerinde yaşayan canlıların mülkiyet rejimine tabi kılınması ve bunun sonuçları dikkat çeken başlıklar arasında.

Karl Marx, meta kavramını ele alırken, bir şeyin alınıp satılır bir hal almasını ve bunun dinamiklerini inceler. Emek başta olmak üzere; din, ahlak, vicdan gibi kavramların da bu piyasanın insafına bırakıldığının altını çizer. “Katı olan her şey buharlaşmakta” ve insan, doğa ve ona ait ne varsa ticari ilişkilerin konusu haline gelmektedir. Bu ekonomiye dönük gibi duran yaklaşım aslında insan-doğa, insan-insan ilişkisine dönük derin sonuçlara işaret eder. Kapitalizm ve onun çıkarlarının sonuçları, dayatmaları…

İnsanın kendini biricik ve her şeyin üstünde tutması yine bu tartışma içinde ele alınır. Ancak bunun yüksek politikaya konu edilen bir unsuru daha var. Devletlerin çıkarları için hayvanları ajanlık başta olmak üzere kullanması. Bilinen bir örnekle başlayalım. 1957’de SSBC ile ABD arasındaki rekabet uzaya sıçramıştır. Tüm bu gelişmelerden habersiz bir köpek, sadece canlı olduğu için bu rekabete kurban verilecektir. Köpeğin adı Laika. Laika 3 Kasım 1957’de dünya yörüngesine gönderilen ilk canlıdır. Ancak Laika’nın orada ölümü, elde edilen verilerin yanında hiç değerinde görülmüştü. Yani iradesi elinden alınan bir canlı, rekabet ve birinci gelme hırsına kurban verildi. Deneyde görev alan bilim insanları Laika’nın ölümünden çok sonra vicdan azabından kurtulamadıklarını söylerler. Laika’nın adı Rusya’da bir sokağa da verilir. Ancak insanın kendine dönük bu ödüllendirmesinden Laika’nın haberi yoktur, zira artık Laika yoktur. Yaşasaydı da uzaya gitmek isteyeceğini hiç sanmıyorum.

Devletler ve şirketler Laika’nın ölümünü ve sonuçlarını vicdan muhasebesinden geçirmedi. Nitekim Laika’nın ardından başka canlılar da uzaya yollandı. Ancak zulüm için dünya yeter bir yerdi, herkes de uzaya gidecek değildi(!) Nitekim geçtiğimiz hafta Norveç, Rusya’ya ait olduğunu iddia ettiği beyaz balinayı gözaltına aldı. Suçlama ajanlık faaliyeti. Norveç’e “saçmalama ne alakası var” denemiyor zira bazı çok bilmiş devletler ve gizli servisler güvercinleri, kedileri, maymunlara, köpekleri ajanlık için eğitti ve kullandı. Karşı devlet bu faaliyeti anladığındaysa hayvanlar öldürüldü.

Devletlerin tecrübelerinden ve hayvanların haklarının olmadığından emin kolluk Ankara Ulus Meydanı’nda hayvan hakları savunucularını tartaklarken, Volkswagen’in emisyon gazları deneylerinde maymunları ve insanları kullandığı ortaya çıktı. İnsanlar için Volkswagen’e cezalar kesildi. Ancak deneylerdeki bu maymunlara ne olduğu, bu canlıların bu muameleye maruz bırakılma hakkının nereden geldiği sorulmadı.

Sırf insan olduğu için canlıları deneylerde, ajanlıkta kullanabileceğini sananların sayısı az değil. Üniversitelerde “canlıları deneyde kullanma” programları bile var. Laika’nın gözlerindeki acıyı gören bilim insanları bilimden uzak kalmayı seçti. Hayatımızda binlerce Laika var. Onları da kader diyerek devletlerin, şirketlerin ve insanların zulmüne mi bırakacağız…


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI