Tarihi kazananlar yazar: Kevin Durant

Cumartesi, 4 Mayıs, 2019
Normal sezona damga vuran James Harden ve playoff'lara adını yazdıran bir Kevin Durant. Golden State Warriors – Houston Rockets serisi sadece iki takımın kaderini etkilemeyecek. Bence bu iki oyuncunun da kaderini değiştirecek bir bakıma. Bu erken final gibi bir şey.

NBA’de konferans yarı finalleri hız kesmeden son sürat devam ediyor. Bütün seriler heyecanlıdır elbette ama kesin olan bir şey varsa o da herkesin gözünün Golden State Warriors – Houston Rockets serisinde olduğu. Çünkü bu seri muhtemel erken final niteliği taşıyor bir bakıma. Tabii ki basketbol bu. Her an her şey olabilir. Golden State, seriye ev sahibi avantajıyla başladı ve seride 2-0’a getirdi. Houston’un üçüncü maçı kendi evinde kazanması gerekiyor. Elbette eğer şampiyonluk hedefinden bahsedeceklerse. Ayrıca üçüncü maçı kazanmaları da yetmez, çok büyük bir darbe indirmeleri gerekiyor Warriors takımına. Bir mesaj vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde açık konuşayım, bence bu işin Türkçesi “Evet sevgili izleyiciler, Houston Rockets’a ayrılan sürenin sonuna geldik”tir. Başka türlü açıklanamaz. Gelelim yazımızın başrol oyuncusu Kevin Durant’a. Bugüne kadar kimse düşünmüyordu aslında ama artık yüksek sesle tartışılmaya başlandı. Kevin Durant, sizce NBA’in gelmiş geçmiş en büyük 10 oyuncusu listesine girmiş midir? Biz mi farkında değiliz?

Kevin Durant, bence bu jenerasyonun, bu dönemin Kareem Abdul-Jabbar’ıdır. Baştan söyleyeyim; Kevin Durant, asla Kareem kadar büyük oyuncu değildir. En azından henüz. Ama dikkatinizi dağıtmayın sakın, odaklanın konuya. Gerçekten enteresan. Kevin Durant’ın orta mesafe şutu tam tanımıyla “durdurulamaz”. Atışına engel dahi olamıyorsun. Ancak kaçırmasını umut edebilirsin, hepsi o kadar. Tıpkı Kareem gibi. Kareem, NBA tarihinin en durdurulmaz atışına sahipti; “skyhook veya hookshot (kanca atışı)” Kareem’in atışını kullanmasına asla engel olamazdın. Ancak kaçırmasını umut ederdin. Zaten ikisi arasında baştan böyle paralel bir özellik var.

İkisi de asıl takımlarından ayrılarak ikametgah adreslerini değiştirdiler. Çünkü rahat ve mutlu değillerdi. Kareem Milwukee’de şampiyonluk kazandı, Kevin Durant Oklahoma City’de kazanamadı. Olabilir. İkisinin de medya ile ilişkileri tuhaf ve zayıf. Kendilerini ifade etme sıkıntıları yaşıyorlar tartışmasız.

NBA basketbolu o kadar değişti ki aslında artık tam anlamıyla başka bir oyuna dönüştü. Şu anda özellikle “pivotsuz” bir dönem yaşandığı için kriterler ona göre şekillendirilmeye çalışılıyor. Gelmiş geçmiş en büyük oyuncudan bahsedildiğinde veya bu tartışmalar sürdüğünde kimse Kareem Abdul-Jabbar’ın ismini telaffuz etmiyor. NBA’de altı kez şampiyonluk kazanmış, altı kez ligin MVP’si (En Değerli Oyuncusu) seçilmiş, lig tarihinin en çok sayı atan oyuncusu, üniversitede o kadar iyiymiş ki smaç vurmayı yasaklamışlar, sırf bir rekabet oluşabilsin diye. Şimdi değişen oyunla beraber LeBron James’in ismi telaffuz edilirken kimse Kevin Durant’ın LeBron’la aynı dönem oynadığından, son iki NBA Finali’nde LeBron’la karşılaştığından ve onu yendiğinden bahsetmiyor. Boş verin hangisinin daha iyi takıma sahip olduğunu. Son iki NBA Finali’nde sahadaki en iyi oyuncuydu Kevin Durant. Bence bu fazlasıyla pas geçiliyor, bilgisayar ekranımıza çıkan uyarı kutusundaki “yok say” tuşu gibi.

Mesele daha sonra şu şekilde devam ediyor: 1980’lerdeki “Showtime Lakers”ı düşündüğünüzde o takım kimin takımıydı? Muhtemelen herkesin vereceği cevap Magic Johnson’dır. Peki bu Kevin Durant’ın iki şampiyonluk kazandığı Golden State takımı kimin takımı? Steph Curry. Hayat işte bu kadar enteresan. Kareem ve Durant neredeyse aynı evrende, farklı devirlerde, farklı bedenlerde, aynı kaderi yaşıyorlar. Çok garip.

Sezon bittiğinde yaz aylarında bolca vaktimiz olacak bu konularda ama size şimdilik küçük bir “teaser” vermek istiyorum. NBA tarihinin gelmiş geçmiş en büyük 10 oyuncusunu düşündüğümde şöyle bir liste çıkarıyorum; bu arada bu liste sıralı değildir, karışıktır. Çünkü bu konuları başka bir yazımızda tartışacağız. “Teaser” demiştik ya!

1 – Michael Jordan
2 – Kareem Abdul Jabbar
3 – Shaquille O’Neal
4 – Kobe Bryant
5 – Magic Johnson
6 – Bill Russell
7 – LeBron James
8 – Larry Bird
9 – Wilt Chamberlain
10 – Tim Duncan

Kevin Durant, bu listedeki oyuncuların ortak olarak yaptığı bir şeyi gerçekleştiriyor. Kendisini ligden ayrıştırıyor. Yani ligin en iyi oyuncusu olmakla bitmiyor. İkinci en iyi oyuncuyla arasındaki mesafe açılıyor. Düşünün ki; Kevin Durant bu sezonun sonunda üçüncü şampiyonluğunu kazandığında ve üst üste üçüncü kez NBA finallerinin MVP’si seçildiğinde bu, onun en azından Tim Duncan kadar iyi olduğunu göstermez mi? Tim Duncan, çok büyük bir oyuncuydu. Ama Duncan bugün oynasa, bugünün oyununda ne kadar etkili olurdu? Tamam, Duncan tüm zamanların en iyi “uzun forvetiydi” ama Duncan aslında kim ne derse desin bir pivottu. Pota altı oyuncusuydu. Kendi döneminde etkiliydi ve hatta bazen çok dominant performanslar ortaya koyardı ama bugünün oyununda sahada nasıl bir görev edinebilirdi kendine? Bu gerçekten enteresan bir tartışma konusu.

Şimdi meseleye başka bir bakış açısı getirelim. Yukarıda yazdığım listeden pivotları çıkartalım. Yani uzunları listeden kaldıralım, bir şeye bakmak için. Çünkü onlar benim tabirimle “genetik milli piyango”yu vuranlar. Uzunları çıkardığımızda gelmiş geçmiş en büyük 10 oyuncu listesi nasıl şekillenir?

1 – Michael Jordan
2 – Kobe Bryant
3 – Magic Johnson
4 – LeBron James
5 – Larry Bird

Benim için pivot olmayan gelmiş geçmiş en büyük beş oyuncu budur. Peki bu listeye Kevin Durant girmeyecek mi TOP 10 yaptığınızda? Elbette. Hatta hemen efsane Charles Barkley’i ekler devam edersiniz. Kevin Durant, lige geldiğinden beri gelişimin sürdürüyor. Bu listede Steph Curry de yerini alır.

Her oyuncu tartışılabilir bir de. Örneğin Magic Johnson’ın şutu yoktu. Charles Barkley neredeyse zaten antrenman yapmıyordu. LeBron James’in ise kariyerinin ilk dokuz yılında “alçak post” oyunu bile yoktu. Ayrıca istikrarsız bir üç sayı atışı var hâlâ. Michael Jordan’ın ise şut olarak menzili uzun değildi. Jordan, NBA’in en iyi “drive” (penetre) eden oyuncusuydu. Daha sonra orta mesafe oyununu ve üç sayı atışını biraz geliştirdi. Kariyerinin sonlarına doğru ise mükemmel bir “post oyuncusu”na dönüştü. Yani herkesin bir “şey”i vardı.

Bu güne adapte etmeye çalışırsak Kevin Durant, eski döneme göre “small forward” (kısa forvet) olarak çevrilir. Pozisyonuna göre anormal uzun ve mükemmel şutuyla oyunu muhtemelen domine ederdi. Tim Duncan’ı günümüzün devrine ve oyununa çevirip adapte edebileceğimizi düşünmüyorum. LeBron ise eski dönemlere çevrilemezdi. Çünkü eskiden boyalı alanda bir pivot ve bir uzun forvet olacaktı. LeBron ise kariyerinin uzun bir döneminde şutu tam olarak olmadığı için bir hayli zorlanabilirdi. Daha atletik bir Magic Johnson olacaktı muhtemelen. Michael Jordan, tarihin en iyi penetre eden oyuncusuydu. Oynadığı dönemde pota altında öyle in cin top oynamıyordu. Sert ve gaddar uzunların dayaklarıyla kararttığı bir bölgeydi boyalı alan. Michael, bunun üstesinden geldiği için bugünkü oyunda çok daha verimli olabilirdi açıkçası. Çünkü uzunların bile üç sayı çizgisinin gerisine kadar uzandığı bir dönemdeyiz. O yüzden bugünün oyununda Michael Jordan ve Kobe Bryant’ın muhakkak yeri olacaktı ve hatta daha da verimli olacaklardı.

Normal sezona damga vuran James Harden, playoff’lara adını yazdıran bir Kevin Durant. Golden State Warriors – Houston Rockets serisi sadece iki takımın kaderini etkilemeyecek. Bence bu iki oyuncunun da kaderini değiştirecek bir bakıma. Bu erken final gibi bir şey. Artık hepimiz biliyoruz. Ya Kevin Durant, üst üste üçüncü şampiyonluğu kazanacak ve başka bir boyutta tartışılacak ya da James Harden son yıllarda görülmüş en büyük başarı hikayesine imza atacak. Bertolt Brecht’in dediği gibi ve ne yazık ki “Yenilenlerin tarihin, yenenler yazmıştır.” Konuşulacak çok şey var, tartışılacak çok mesele… Özellikle Kevin Durant’ın tarihteki yeri ve akıbeti ne olacak? Sadece bekleyip göreceğiz. Olanlar olsun, yeniden mevzunun tam kalbinde buluşuruz biz.

 


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI