Ali Duran Topuz
Ali Duran Topuz

Kayyım banyosu, kan banyosu

Cuma, 19 Nisan, 2019
Diyarbekir’de kayyımın şatafatlı makamı hayli tepki topladı, aynı yerde parkta polisin bir cana kıyması aynı ilgiyi görmedi. Kürt’ün malı haram da canı helal mi? Kolayca öldürülebilir kişi statüsü ortadan kaldırılmadan hangi demokrasi gelecek, hangi özgürlük imkanı doğacak?

Amed’de, 14 Nisan günü sabaha karşı, bir parkta silahlar konuştu. Silahlar konuşunca insanlar ölür. Hele yer Amed ise, yani konuşma ruhsatı zaten verilmiş silahın muhatabı Kürt ise. Recep Hantaş öldü. Ensesinden giren kurşunla. Cinayet.

Yok, valiliğe göre cinayet filan yok, her şey normal. Valilik açıklamasına göre hadisenin özeti:

Yüzleri maskeli iki kişi parka giriyor. Efendim. Gece saat 03.20, karanlıkta maskeyle parka girmek de ne? Ama valilik böyle diyor madem kurcalamayalım. Birileri 155’i arıyor. Park kalabalık yani. E Diyarbekir koca şehir, yirmi dört saat hayat var. Sonra efendim, polis geliyor. Park içinde araştırma yapıyor. Tam o anda, iki maskeli şahıs “görevlilerimizin” üstüne geliyor. Tabii ki “Dur” ihtarı yapılıyor. İhtara uyan bir şahıs kurtulmuş. Ancak diğer şahıs “kaçmaya” devam etmiş. Kaçmaya? Hani “görevlilerimizin üstüne” geliyordu bunlar? Olsun. Valilik ne derse o.

Uyarı ateşi yapılmış. Havaya? Yere? Durmayınca “etkisiz hale getirilmiş”miş. Recep Hantaş durmadığı söylenen kişi, katledilen. “UYAP” incelemesi yapılmış, sonuç: “Hırsızlık, resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik belgelerini kullanma, basit yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal…” Şimdiye kadar vurmadığınız kabahat demeye getiren bir açıklama. UYAP, bir fişleme aracı imiş, onu da duymuş olduk.

VURULMAYAN DA VURULABİLİRDİ

Bir şahıs daha vardı hani, uyarı ateşine uymuş, durmuş, o yüzden vurulmamış. Onun da “UYAP”ı var elbet: ‘PKK/KCK terör örgütüne üye olmaktan, şahıs iş yerinden ve kurumdan hırsızlık, kasten yaralama, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma, kayıp şahıs ve terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarında kaydının olduğu anlaşılmıştır.” Ne iyi insanlarız biz, ne iyi bir valiliğiz, neler var neler ama vurmadık, demek ki öbürünü haklı olarak vurduk. Aferim bize.

Sonra? “Maktul”ün, yani vurduğumuzun yanında 1 kuru sıkı tabanca bulduk. Kuru muru, sıkı mıkı, tabanca mı tabanca, ne iyi ettik de vurduk. Bir daha, aferim bize.

Savcılık iki personeli, yani polisi mahkemeye sevk etti. Allah Allah?

Sonra, kamera görüntüleri girdi dosyaya. Görüntüler, valiliğin açıklamasına uymuyor: İki kişi parkta evet. Bankta oturuyor. Maske yok. Evet, kapüşonla yüz kapatma filan var, e soğuk. Saat 03.20. Kapüşon başa çekiliyor, atkı boyna dolanıyor filan. Parkta başka kimse yok ki birilerinden saklıyor olsunlar yüzlerini. Sonra, kaçtığı için ateş edilmiyor, ateş edilmeye başlayınca kaçmaya başlıyor. Ateş edilince kim kaçmaz?

SAVCILIK VERSUS VALİLİK

Sonra bir ifade var, valiliğin yüzü maskeli dediği, “UYAP’tan baktık, KCK/PKK var, hırsızlık var, yaralama var, uyuşturucu bulundurma var” dediği kişiye ait. Serbest bırakılan kişiye. E ne oldu sizin UYAP? “Bankın altına uzandım” diyor, uyarı filan yoktu diyor, Recep panikle koştu diyor, koşarken vuruldu düştü diyor.

Sonucun sonucu: Savcılık, vali gibi hareket etmedi. Bir polis memuru tutuklandı. Savcılık, valiliğin aksine işi ciddiye alıyor anlaşılan. Umarız devamı gelir.

MUHTEŞEM BANYONUN KAYIP KAYYIMI

Malum, Diyarbakır belediyesine kayyım atanmıştı, sonra aynı kayyım belediye başkan adayı oldu. Bir AK Parti becerisidir, bürokrattan siyasetçi, siyasetçiden bürokrat çıkarmak. Ama beceremedi bu sefer, kayyım kaybetti. Kazanan Selçuk Mızraklı mazbatayı alıp makama gidince şatafatlı bir mekânla karşılaştı. (Kayyım, ne Mızraklı’yı karşılamış, ne devir teslim yapmıştı. Düpedüz kaçmıştı. Arkasındaki şatafatı temizleyemeden.)

Kayyımın yaptığı o ihtişamlı banyo bir yanıyla iktidarın şatafat merakına uyum sağlamayı amaçlıyor elbette ama öte yanıyla da taşındığı düşünülen kirin aşırılığını ifşa ediyor: Ne kadar yıkanırsa yıkansın çıkmayacağından korkulan bir kir.

DOĞAL AFET OLARAK KAYYIM

Kanuna uymayan iş yapmaz kayyım. Kamu İhale Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre yapılmış her şey:

 

“Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden görülmeyen olayların ortaya çıkması …” halinde ihaleler ivedilikle yapılıyor. Dört ivedi ihale yapılmış, toplam bedel: 2 milyon 127 bin 725 lira… Doğal afet? İvedilik gerektiren afet? Yerin Diyarbakır olması mı afet? Kayyımın göreve gelmesi mi afetin kendisi yoksa?

İKİ İVEDİ İŞ

O zaman Amed’de iki ivedi iş var:

Biri günün hangi saatı, kentin hangi yeri olursa olsun ivedilikle ateş açmak. İkincisi, belediyeyi ele aldığın an ivedilikle kirleri arındıracak o ihtişamlı banyoyu yapmak. Buna göre Kürt’ün hem malı helal, hem canı. Yoksa kayyım kim ki böyle bir işe girişsin, vali niye savcıya sormadan açıklama yapsın?

Kayyımı halk evine gönderdi. Valiliği şimdilik savcılık boşa düşürdü. Ama bir eksik yok mu? Banyo için çok konuşan oldu, iktidarın “gösteriş, caka, yolsuzluk eğilimi” filan için delil olarak. Peki parkta canı alınan o genç insan? Kürt’ün kolayca öldürülebileceğinin delili değil mi o da? Ona ses yok mu? Malı haram ama canı helal diyerek, ikisini de kendisine helal sayanla mücadele mi edilir, işbirliği mi?

NOT

Valilik açıklaması şöyle:

14 Nisan 2019 günü saat 03.20 sıralarında Yenişehir ilçesi Sümer Park içerisine yüzleri maskeli 2 şahsın girdiği yönünde alınan 155 ihbarına istinaden ekiplerimizce park içerisinde yapılan araştırma sırasında 2 şahsın görevlilerimizin üzerine doğru koşarak gelmesi üzerine ‘dur’ ihtarı yapılmış, ihtara uyan R.Y. isimli şüpheli şahıs teslim olmuş, ancak diğer şüpheli şahıs R.H. kaçmaya devam etmiş, durması için uyarı atışı yapılmış ancak şüpheli şahıs durmamış ve vurularak etkisiz hale getirilmiştir. R.H. isimli şahsın yapılan UYAP sorgusunda ‘hırsızlık, resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma, basit yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal’ suçlarından çok sayıda kaydı olduğu anlaşılmıştır. R.Y. isimli şahsın yapılan UYAP sorgusunda ‘PKK/KCK terör örgütüne üye olmaktan, şahıs iş yerinden ve kurumdan hırsızlık, kasten yaralama, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma, kayıp şahıs ve terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarında kaydının olduğu anlaşılmıştır. Olay yerinde yapılan incelemede; maktulün yakınında 1 kuru sıkı tabanca, boş kovanlar, nüve ve gömlek parçaları elde edilmiştir. Konu ile ilgili 2 personel Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilirken, Diyarbakır Valiliği tarafından idari tahkikat başlatıldı.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI