Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Dünyanın iklimini değiştiriyoruz!

Cuma, 19 Nisan, 2019
Sera gazları envanteri çok politiktir. Türkiye’nin atmosfere saldığı sera gazlarının envanteri basit bir şey söylüyor. AKP ve yerel iktidarlar iklimi değiştirmeye çalışıyorlar. Toplumu ve doğayı gözeten kimse yok. Bilim ise bir şey daha söylüyor: Artık kömür, petrol ve gaz bacalarını kapatma zamanı. Buna belediyelerin asfalt plentleri, beton santralleri ve çimento fabrikaları da dâhil.

Türkiye 2017 yılında iklimi ne kadar değiştirdiğine dair karnesini BM İklim Değişikliği Sekretaryası’na verdi. Karne aslında kötünün kötüsü. Türkiye’nin iklimi değiştirdiğini ve son dönemde her şeyi ile iklimi değiştirmek için çalıştığını, yenilenebilir enerjinin yalan, enerji verimliliğinin hikâye olduğunu söylüyor. Hatta enerji ihtiyacı söyleminin, ekonominin, üreticiliğin asıl rolünün ne olduğunu ortaya koyuyor.

Baştan başlayalım. Türkiye uluslararası yükümlülükler gereği 1990 yılından bu yana atmosfere verdiği sera gazlarının envanterini teslim ediyor. Bu envanter bir metodoloji çerçevesinde hazırlanıyor ve oldukça teknik bir çalışma. Ancak raporu politik olarak okuyabilmek, politikalar ile çözümlemek çok önemli.

Geçen günlerde teslim edilen son envantere göre 2017 yılında gerçekleşen bütün faaliyetlerin sonucunda Türkiye atmosfere 526,3 milyon ton sera gazı salmış. 1990 yılında bu ülkeyi düşünürseniz o zaman 219,2 milyon ton sera gazı saldığımızı ve aradan geçen sürede bunun üstüne 307,1 milyon ton daha eklediğimizi göreceksiniz. Yani bu ülke 27 yılda eğitimini, sağlık sistemini batırdı ve iyi şeylerde pek bir ilerleme kaydetmedi ama atmosfere saldığı sera gazlarını yüzde 140 arttırdı. Yani 100 birim olan seragazlarına bir 140 birim daha ekleyerek 240 birime çıkardı.

Grafik- Türkiye’nin yıllara göre atmosfere saldığı sera gazları (Kaynak: Ulusal Envanter Raporu)

Daha ilginç olan nokta, bu 27 yıl içinde miktar olarak en fazla artışı AKP iktidarı zamanında yapmış olması. Sadece 2017 yılında 2016’ya göre 27,8 milyon ton daha fazla, atmosfere sera gazı verilmiş.

Böylece yıllık artışta en kötü üçüncü yıl olmuş. İlk sırayı 2007 alırken onu 2011 yılı takip etmiş. 2017 yılını ise 2016 ve 2005 yılı takip etmiş. Yani Türkiye 2017 yılında, 2015’te aşırı iklim olaylarında, 2010’da sıcaklıkta rekor kırdığını bildiği halde sera gazını azaltmak yerine 27,8 milyon ton daha arttırmış. Böylece hükümet nasıl bugün soğanı bile ithal ediyorsa ve soğan üreticisine değil ithalatçısına çalışıyorsa, o gün de halkı iklim felaketleri ile boğuşsun diye petrol, gaz ve kömür ithalatçısına çalışmış.

Grafik 2- Türkiye’nin yıllara göre sera gazı salım artışları (Kaynak: Ulusal Envanter Raporu)

ASFALT-BETON POLİTİKALARI REKOR KIRMIŞ

Madem yerel seçimler geçti, pek çok belediye el değiştirdi, biz de bunun karnesini verelim. Türkiye 1990 yılında atmosfere 100 birim sera gazı salıyorken 2017’de yüzde 140 arttırarak 240 birim salıyor. Aynı hesabı karayolu ulaşımı kaynaklı karbondioksit salımı için de yapalım. 1990’da karayolu taşıtları 24,1 milyon ton karbondioksit salarken bu miktar 2017’de tam 77,1 milyon tona çıkmış. Yani devletin ve belediyelerin asfalt yatırımları ve onların coşturdukları otomobil ulaşımı ile 1990’da 100 olan karayolu ulaşımı kaynaklı karbondioksit miktarına 219 eklenmiş. Yani yüzde 219 artmış ve 1990’da bu ülkede ücretsiz ulaşım veren belediye başkanlarımız varken 100 olan araçlar kaynaklı karbondioksit salımı, şimdi asfalt ve otomobil diyen belediye başkanları ile 319 olmuş!

İş betona gelince daha trajik. Çimento üretimi kaynaklı salımlar 104 milyon ton iken şimdi 37,3 milyon ton. Neredeyse 26,8 milyon ton artmış. Yani yüzde 257’lik bir artış var. 1990’da 100 olan çimento üretimi kaynaklı salımlar 2017’de kentsel dönüşüm, AVM, şehir hastaneleri, İstanbul Havalimanı, köprüler ile 2017’de 357 olmuş.

GEÇMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI DA SUÇLU

1990’da 219,2 milyon ton sera gazı salan Türkiye’nin üstüne 307,1 milyon ton katmasında hükümet kadar belediye başkanlarının da payı var. Karayolu ve çimento kaynaklı bu kadar yüksek artışa salon-salomanje odalı, parlak fayanslı, orantısız ama abartılı rezidanslar ve AVM’ler de eklenince ortaya çıkan kentlerde yakılan kömür ve gazı da bu listeye katalım. 1990’da 23,5 milyon ton karbondioksiti binalarda petrol, kömür ve gaz yaktığımız için atmosfere salıyorduk. 27 yılda üstüne 37,7 milyon ton daha ekleyerek yüzde 160 arttırdık. Böylece belediyeciliğin büyük payı olan karayolu ulaşımı, binaların çimentosu ve binalarda yakılan yakıtlar nedeniyle tam 117,4 milyon ton daha fazla sera gazı salındı.

Tablo: Kentleri ilgilendiren sektörlerde sera gazı salımlarında değişim

Ortada çok net bir politika var. Bu ülkede iktidarlar halk ve doğaya değil, kömüre, petrole ve gaza çalışmışlar. AKP ise daha çok kömür, petrol ve gaz tüketilsin diye betona ve asfalta çalıştı. Böylece kömür, petrol ve gaz ithalatını patlattı. 1990-2003 arası 13 yılda kömürcü, petrolcü ve gazcı iktidarlar bir birim daha fazla sera gazı salınmasına neden olurken 2004-2017 arası tamamen AKP’nin belirlediği o 13 yılda iki birim daha fazla sera gazı salınmasına neden oldular.

AKP’nin iklim değişikliğine rağmen inatla iklimi değiştirme çabası ile bugün kişi başına çeyrek ton buğday üretip soğanı ithal ediyoruz. Ama kişi başına her yıl bir ton çimento üretip neredeyse kişi başına bir ton da asfalt döküyoruz. Böylece kişi başına tam 6,6 birim sera gazını atmosfere salıyoruz. Bu yüzden de aşırı iklim olaylarında rekor üstüne rekor kırıyoruz.

Sera gazları envanteri çok politiktir. Türkiye’nin atmosfere saldığı sera gazlarının envanteri basit bir şey söylüyor. AKP ve yerel iktidarlar iklimi değiştirmeye çalışıyorlar. Toplumu ve doğayı gözeten kimse yok. Bilim ise bir şey daha söylüyor: Artık kömür, petrol ve gaz bacalarını kapatma zamanı. Buna belediyelerin asfalt plentleri, beton santralleri ve çimento fabrikaları da dâhil.

 


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI