Seçimi 'Kılıçdaroğlu doktrini' kazandı

Cuma, 5 Nisan, 2019
CHP’de yapılan ilk seçim değerlendirmesine göre kentli muhafazakarlardan oy almayı hedefleyen “Kılıçdaroğlu doktrini” başarılı oldu. “CHP sağa kayıyor” eleştirilerine karşın ısrarla sürdürülen politik tutum ve söylem değişikliği ile halktan aralarında İstanbul ve Ankara’nın bulunduğu çok sayıda büyükşehiri yönetme izni alındı.

CHP’nin 31 Mart seçim değerlendirmesine göre, Ekmelettin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi, Saadet Partisi lideri Necmettin Erbakan’ın anma törenine katılım gibi, “Sağa kayıyoruz” eleştirilerine yol açan politik tutum ve söylem başarı getirdi. “Kılıçdaroğlu doktrini” olarak nitelendirilen yaklaşım ile kentli muhafazakarlara ulaşıldı ve bu sayede birçok büyükşehir el değiştirdi.

YSK’nın resmi olmayan sonuçlarına göre CHP, Türkiye’nin üç büyük ili İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere toplam 21 şehirde yarışı önde tamamlayarak bu kentleri yönetme hakkını kazandı. Seçim sonuçlarıyla ilgili CHP’deki ilk değerlendirmelere göre 3 büyükşehirin yanı sıra aralarında Antalya, Adana, Mersin gibi hem nüfus hem de ekonomik büyüklükleri ile dikkat çeken bu illerin nüfusu Türkiye’nin toplam nüfusunun yarısından fazlasını oluşturuyor. CHP de bu durumu, “Türk halkı bize 81 milyonun 42.5 milyonunu yönetme izni verdi. Toplumun yarısından fazlası bize “sen yönet” diyor” şeklinde yorumladı.

MARX-LENİN’Lİ KILIÇDAROĞLU DOKTRİNİ

Seçim sonuçlarına yönelik ilk değerlendirmelere göre, Türkiye’yi bugünkü değişim noktasına getiren “Kılıçdaroğlu doktrini” oldu. Edinilen bilgiye göre bu doktrinin iki ideolojik temeli var. Birincisi Karl Marx’a dayandırılan, “Yenilmez iktidar, devrilmez lider yoktur. Onu yenilmez ve devrilmez gören, değişimin önündeki tıkaç onlar değil, sensin. Sen kendini değiştirirsen başarırsın” yaklaşımı. İkincisi Lenin’in otoriterizmle savaş stratejisi. Bu stratejide de demokrasiden yana bütün güçlerin bir araya getirilmesini içeriyor.

SAĞA KAYMA DEĞİL AMAÇ KARŞI MAHALLEDEN OY ALMAK

CHP’ye göre “Kılıçdaroğlu doktrini” adı verilen bu yaklaşımın adımı 2013 yılında atılmaya başlandı. 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimine MHP ile birlikte İslam İş Birliği Teşkilatı Genel Sekreterliği yapmış Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi bunun ilk adımıydı. Saadet Partisi Genel Başkanlığı yapmış Necmettin Erbakan’ı Anma Töreni’ne CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımı, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardından başsağlığı mesajı yayınlanması gibi “sağa açılma” olarak nitelendirilip eleştirilen birçok adım, aslında konjonktürel adımlar değildi. Geçen zaman diliminde “Parti sağa kayıyor” eleştirilerine karşın adım adım ve ısrarla yürütülen bu politik tutum ve söylemin amacı “karşı mahalle”den oy almaktı.

TUTUM VE SÖYLEM DEĞİŞTİ

Siyasal bir tutum olarak örülen bu çalışma kapsamında partide birçok odak-grup çalışması yapıldı. Bu çalışmalarda sağ-muhafazakar seçmenin tutumu, algıları, duyguları ele alınırken, bu doğrultuda dil ve söylem değişikliğine gidildi. Örneğin “çağdaşlık”, “özgürlük” ifadelerinin sağ-muhafazakar seçmende karşılık bulmadığının tespiti üzerinde sloganlarda buna çok fazla yer verilmedi. Son yerel seçimde olduğu gibi sağ-muhafazakar seçmende olumlu karşılanabilecek, onların dünyasına daha yakın ifadelere özen gösterildi. Yeni sistemi tanımlamak için kullanılan diktatör, padişah, kral ifadeleri tek tek ölçüldü, bazılarının kullanılmamasına karar verildi.

 

DOKTRİN KENTLİ MUHAFAZAKARLARDAN OY GETİRDİ

Partiye göre istikrarlı ve ısrarlı bir çalışmanın sonunda bugün “Kılıçdaroğlu doktrini” olarak tanımlanan tezin doğruluğu seçim sonuçları ile ortaya çıktı. Hedeflendiği gibi doktrin büyük, metropol şehirlerde, başta o şehirlerin periferinde yaşayan kentli muhafazakarlarda karşılık buldu ve oy alınmaya başlandı. 31 Mart seçimlerinde ortaya çıkan değişim de böyle sağlandı.

BELEDİYELERDE İLK İŞ ÜRETİM EKONOMİSİ, İSTİHDAM

Yerel seçimlerle ortaya çıkan tabloyu “iktidar inşasının ilk aşaması” olarak gören CHP, bundan sonraki süreci de bu iktidarı tam anlamıyla inşa ile geçirecek. Bu açıdan kazanılan belediyelerin tamamında o kentlerin birincil ihtiyaçlarını çözmeye dönük adımlar atılacak. Öncelik istihdamın arttırılması için yeni üretim ekonomisinin oluşturulması olacak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI