Kadının nafakasına göz dikme!

Perşembe, 21 Mart, 2019
Nafaka ödemek istemeyenlerin tekil örneklerle kopardığı yaygarayı önemseyenler, nafakanın ödenmeyişi ile kadın ve çocuklara yapılan eziyeti de tekil örneklerden görebilirler. “Almak için bu kadar zorlandığım nafakama göz dikmeyin” diyen Emine’yi duydukları takdirde.

İlk cümlesinde bile birden çok yanlış bilgi ve yönlendirme içeren haberle nafaka, yine gündemin başköşesinde. Önder Yılmaz gibi deneyimli bir Ankara gazetecisinin haberi, nafaka konusunu, tarafların tümünün yaklaşımlarını içermeden kurgulanmış. Yoksulluk nafakasının taraflarından sadece birisinin iddialarını gerçeğin tümü gibi sunarak yazılan bu yanlış ve yönlendirici bilgiler içeren haber de yıllarca basınımızın başköşesine yerleşmiş Milliyet gazetesinde yayınlandı. Kanunun değişmesini isteyenlerin dilini, söylemini kullanarak, konuyu açıkça çarpıtan iddialarını gerçekmiş gibi sunuyor. Milliyetçi Hareket Partisinin, yoksulluk nafakasına süre sınırı getirilmesini öngören bir yasa teklifi hazırladığını bildiren haberin ilk cümlesi şöyle:

“MHP, milyonlarca aileyi ilgilendiren ve boşanmalarda eşlerin ölünceye kadar “SGK” gibi maaş ödemesine yol açan süresiz nafakaya karşı yasa teklifi hazırladı.”

.

İlk cümledeki “milyonlarca aileyi ilgilendiren” bilgisi tümüyle uydurma bir iddia. Uydurma çünkü yoksulluk nafakası yükümlülerinin sayısını ilgili makamlar aylardır defalarca sorulmasına rağmen açıklamadı. Sayısal veri Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulmadı. Israrla kaçınıyor hâlâ yetkililer veriye dayalı bilgi sunmaktan. Dolayısıyla resmi, kayıtlı veriye dayandırılmadığı için havada uçuşan her türlü sayı, açıkça uydurmadır. Uydurma sayıları bilgi gibi sunarak başlayan haberin bu ilk cümlesi “ölünceye kadar” ifadesiyle gerçeği çarpıtmakta. “SGK gibi maaş ödemesi” söylemini, slogan olarak kullanan nafaka karşıtlarının iddialarını yoksulluk nafakası konusunu izah eden bir gerçekmiş gibi sunarak da kamuoyunu yanıltmaktadır. Bir gün içinde bütün gazetelerin kaynak göstererek yaygınlaştırdığı bu çarpık bilgilerle yüklü haber nedeniyle Önder Yılmaz’ın ve Milliyet gazetesinin nafakasına göz dikilen kadınlardan özür dilemesi gerekir.

.

Haber MHP Genel Başkan Yardımcılarından Feti Yıldız’ın açıklamalarını içeriyor. Tıpkı Adalet Bakanlığı’nca konunun 100 günlük eylem planına alınırken yapıldığı gibi MHP adına konuşan Feti Yaşar da söylediklerinden anlaşıldığına göre konunun sadece erkek tarafını dikkate almış. Sadece nafaka yükümlüleri dinlenmiş. Ülkemizde kadın yoksulluğunun boyutunu, kadın istihdamının oranlarını, eğitim ve meslek sahibi olma oranlarının içerdiği açık eşitsizlikle yoksulluk nafakası arasındaki bağlantıyı hiç dikkate almamış görünüyor. Tüm bu eşitsizliklerin üzerine toplumsal gerçekliğin de kavranmadığı anlaşılıyor. Eğitim hayatından koparılarak erken yaşta, çocukken evlendirilen kadınların, evlilik yürümediği takdirde yoksulluk nafakasına muhtaç kılındığını görmezden geliyor, nafaka karşıtları. Diğer yandan işgücü piyasasına dahil olmuş kadınların TÜİK 2017 verilerine göre işi bırakma nedenleri doğrudan evlilikle ve iş gücü piyasasının emek sömürüsü düzeniyle ilişkili. Kocası istemediği, çocuk ve hasta, yaşlı bakım yükü sadece kadının üstüne kaldığı için çalışma hayatından ayrılan kadınların oranı çok yüksek. Evlenirken kadının çalışmasına karşı çıkan erkek, boşanınca nafaka ödememek için “gitsin çalışsın” diyor bu ülkede. Çalışma yaşamından onca süre uzak kaldıktan sonra tekrar iş bulma şansının çok düşük olduğunu idrak eden yok. Kadın işsizlik oranının yüzde 30’ları aştığını düşünen de. Evlilik süresince görünmez kılınarak sömürülen ev içi emeği gibi iş yaşamı, emek sömürüsüne karşı çalışanı korumadığı için de çalışamaz hale geliyor pek çok kadın. Kadının çalışabilmesi için ücretsiz kreş ve diğer bakım hizmetlerini karşılayacak kurumsal destek olmadığı da kimsenin umurunda değil.

Ve iktidar ortağı MHP ülke kadınlarının gerçeklerinden tümüyle habersiz olarak, yoksulluk nafakasını insan hakları ihlali sayıyor. İlk cümlesinden itibaren sorunlu olan bu haberde Feti Yıldız ismiyle yapılan açıklamalar doğruysa tabii. Zira haber üzerine MHP içerisinde kendi kaynaklarımdan aldığım bilgi, bu yönde partide görüşler olduğu ancak somutlaşmış bir çalışma gerçekleştirilmediği yönünde. Bana verilen bilgi gerçeği yansıtıyorsa haber gerçeği yansıtmıyor demektir. Konunun hükümet eylem planına girmesi, sürekli ötelenerek gündemde tutulması bu ülke kadınlarına, ekonomik ve psikolojik şiddet uygulanması anlamını taşıyordu zaten, defalarca yazdığım gibi. İrili, ufaklı pek çok basın yayın kuruluşunun uygulanmasına taraf olduğu bu şiddet, dozu arttırılarak sürdürülüyor. Kadının nafakasına göz dikenlerin ağzıyla hem de.

.

Nafakanın kadın tarafını dinleyenlerin, konuyu tüm boyutlarıyla değerlendirmeleri halinde, mevcut kanun maddesini değiştirmenin büyük sosyal sorunlar yaratacağını görmeleri mümkün. Gerçek ve yaygın nafaka sorunu, ödenmeyen nafakanın yarattığı mağduriyetler. Nafaka ödemek istemeyenlerin tekil örneklerle kopardığı yaygarayı önemseyenler, nafakanın ödenmeyişi ile kadın ve çocuklara yapılan eziyeti de tekil örneklerden görebilirler. “Almak için bu kadar zorlandığım nafakama göz dikmeyin” diyen Emine’yi duydukları takdirde. Üç evlilikten dört çocuk sahibi olup da babalık ve kocalık sorumluluğunu üstlenmekten aciz, olgunlaşmamış bu oğlan çocuğunun sorumsuzluğunun bedelini vergi mükelleflerine ödetmeye kimsenin hakkı yok!

.

Bu tekil örnekler pek çok. Aynı zamanda kadın çalışmaları yürüten, sosyolojik ve ekonomik çalışma yürüten akademisyenlerin, kadın hareketinin ve baroların konuyla ilgili görüşleri dikkate alınmalı. Sadece “nafaka ödemek istemezük” çığlıklarına itibar edilmesi büyük hata. İzmir Barosu nafaka çalıştayı sonuç bildirgesi, konuya ilişkin görüşlere son örneklerden birisi olarak dikkate alınmalı. Aile mahkemesi hakimlerinin, avukatların, akademisyenlerin, sivil toplum gönüllülerinin ve basın mensuplarının da yer alarak görüş bildirdiği bu çalıştayda konu, tüm yönleriyle ele alınarak hazırlanmıştı sonuç bildirgesi. Gerek kadın ve çocuk özelinde gerekse toplumsal dengeler ve ekonomik şartlar dikkate alınarak oluşturulan görüş, nafaka düzenlemesinin gerçekleştirildiği ilgili kanun maddelerinde hiçbir değişiklik yapılmaması gerektiği yönünde. Ayrıca ileri sürüldüğü gibi değişikliklere yönelinmesi halinde anayasanın, kadın için pozitif ayrımcılığı da içeren eşitlik maddesinin ihlal edileceği bilinmeli.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI