Hani vermiştik Lefter'e, yazmıştık deftere?

Cumartesi, 9 Mart, 2019
1959'dan önceki şampiyonlukların sayılması gerektiği görüşündeyim. Hangi takımın kaç şampiyonluğu olduğu inanın çok önemli bir mesele değil bu konuda. 1959'dan önce yazılmış bir tarih var, yazılmamış gibi davranılamaz. Sevinilmiş goller, sokakları bayrama çevirmiş şampiyonluk kutlamaları hiç olmamış gibi hayatımıza devam edemeyiz.

Türkiye’de 1959’dan önce futbol oynanmamış. Top denilen namıdiğer meşin yuvarlak, 1959’da gökyüzünden bir anda İstanbul’un göbeğine düşmüş. Türk halkı, o günlerde tanışmış futbol ve futbol topuyla. Öyle ya! Hatta Süper Lig’e bu sezon adı verilen Lefter Küçükandonyadis, eski bir politikacı, maliye bakanı falan, futbolla bir alakası yok. Çünkü 1959’dan önce kimse gol atmamış. Kimse yeşil bir sahada koşarak sevinmemiş, hiç tarih yazılmamış. Tribünler hep beraber “Ver Lefter’e, yaz deftere” derken herhalde ekonomiyle ilgili bir duruş gösteriyordu.

Türkiye’ye gelen bir turistin tesadüfen Vodafone Park’ın oradan geçerken bir Beşiktaş maçına denk geldiğini düşünün. Gürültü, kıyamet, yol trafiğe kapalı, panayır gibi bir ortam… Bir maç izleyelim dedi ailesiyle, girdi stada. Maç başlarken sahanın göbeğinde açılmış kocaman bir branda, üzerinde şöyle yazıyor; “2018-2019 Lefter Küçükandonyadis Sezonu”. Turist “kim bu adam acaba?” derken elbette telefonunda Google’dan bir arattıracak. Bir de bakacak ki “eski bir futbolcu, bir şampiyonluğu yok ama efsane, yok aslında şampiyonluğu var, var da yok, nasıl ya, anlamadım” gibi yorumlar oluşacak kafasında.

Ben her zaman olduğu gibi lafı dolandırmadan son söyleyeceklerimi en baştan söyleyeyim: 1959’dan önceki şampiyonlukların sayılması gerektiği görüşündeyim. Hangi takımın kaç şampiyonluğu olduğu inanın çok önemli bir mesele değil bu konuda. 1959’dan önce yazılmış bir tarih var, yazılmamış gibi davranılamaz. Sevinilmiş goller, sokakları bayrama çevirmiş şampiyonluk kutlamaları hiç olmamış gibi hayatımıza devam edemeyiz. Güzel hikayeler olduğu kadar olumsuz hadiseler de gerçekleşmemiş midir? Sakatlanmış o kadar oyuncu boşuna mı tekmeye kafa uzattı.

Aslında bu konu gerçek anlamıyla uzun bir mesele. Yerel ligler, milli küme, bölgesel turnuvalar… Çok karışık bir durum. Ama o kadar da anlaşılması zor bir durum değil. 1959’dan önce federasyon görevindeki oluşumlar bütün kayıtları neden tuttu zaman? Ulusal seviyede maç oynatıp nasıl kupa verebildi? O kupa bir anlam teşkil etmiyorduysa o kadar çaba niye? Çok uzatmayalım. Ben onu bunu anlamam. Çünkü yaşanmış bütün bu gerçekler.

Çok uzağa gitmeyin. Beşiktaş tribünlerinin çok meşhur bir tezahüratı vardır:

“Bir, iki, üç gol yetmez.
Dört, beş, altı olsun.
Metin, Ai, Feyyaz atsın,
Beşiktaş’ım şampiyon olsun”

Bu tezahüratı sadece Beşiktaşlılar değil, bütün Türkiye ezbere bilir. Çünkü halkın yarattığı bir slogan, aslında bir dönemi anlatmak için tarihe ışık tutar. Beşiktaş’ın o yıllarda çok gol atarak şampiyon olduğu yılları anlatır bu tezahürat. Bu gerçi 80’li yılların sonunda ve 90’lı yılların başında çıkmış bir mevzudur ama örnek teşkil etmesi adına bir ara pası olarak bıraktım yazının ortasına.

“Ver Lefter’e, yaz deftere” sloganı Fenerbahçelilerin bir söylemidir. Ama yine sadece Fenerbahçeliler değil, futbolla alakalı alakasız herkesin kulağında çınlayan bir satırdır bu. 60 yıl geçmiştir, bugün küçücük çocuklar bile bilir bu sloganı. Neden? Yani neden bugünlere kadar hatırlanıyor? Çünkü bu aslında tarihe ışık tutan, o yıllardaki Fenerbahçe’nin ihtişamını hatırlatan bir tezahürattır. Halbuki vermiştik Lefter’e ve yazmıştık deftere. Şimdi birileri onu silmeye çalışıyor. Ama silemezler. Dolanmış dilimize bu satır bir kere…

Bizi biz yapan bunlardır aslında. İstatistikler sadece sayılardır; şahit değildir. İstatistikler, göz veya kulak hiç değildir. Bu özelliklere sahip olan tek şey insanın kendisidir. Ve tarihe tanıklık eden insanlar, hiçbir şeyi unutmaz. İstatistiklerin yazmadığı bir çok şeyi anlatır babalarımız, dedelerimiz… Onlar, 1959’dan önce sokağa dökülüp şampiyonluklara sevindiler.

Televizyonlarda yorumcular ikiye bölünmüş durumda. Aslında trajik olan da bu. Bugün yorumculuk yapan eski futbolcuların bazıları kendi mesleki atalarına saygısızlık yapmakla kalmıyor, onlar hiç yaşamamış muamelesi yapıyor. Fenerbahçe’nin mevcut şampiyonluk sayısı 19. 1959’dan önceki şampiyonluklarını eklediğinizde 28 oluyor. Beşiktaş’ın ise 15, önceki şampiyonluklar eklenirse 20 oluyor. Galatasaray’ın ise mevcut şampiyonluk sayısı 21. 1959’dan önce tek şampiyonluk kazanan Galatasaray’ın toplam 22 oluyor. Yani bütün yaygara buradan kopuyor diyebiliriz. Tamam, taraftar nezdinde insanlar birbirini kızdırmak için tartışabilirler. Ama futbol adamları, sözde yorumcu diye geçinen şahısların ait oldukları camianın tribünlerine şirinlik yapmak adına insanları yanlış yönlendirmeye hakları yok.

Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray… Bu kulüplerin tarihinden çok önemli insanlar geçmiştir. Beşiktaş’ta Hakkı Yeten namı diğer Baba Hakkı, Şükrü Gülesin, Fenerbahçe’de Lefter Küçükandonyadis. Say say bitmez. O kadar çok ki. Bu camiaları büyük yapan, bu takımlara kimlik veren bu insanlar. Çok önemli, çok büyük sembol haline gelmiştir bu efsane futbolcular. Bazılarının aileleri ve akrabaları halen hayattadır. Onların kazanmış oldukları şampiyonlukları saymamak her şeyden önemlisi, bırakın kulüpleri ve camiaları, o birçoğu merhum olan efsanelerin ailelerine saygısızlıktır.


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI