Aydın Selcen
Aydın Selcen

İflastan konuşsak mı canım?

Çarşamba, 13 Şubat, 2019
IMF defteri “bir daha açılmamak üzere” kapandı biliyorsunuz. Eyvallah, öyle olsun. Öyle olmak zorunda çünkü IMF ile gizli anlaşma eşyanın doğasına aykırı. “IMF ile anlaştım” diyeceksiniz ki, dünya sizinle iş yapsın. Pekiyi IMF olmazsa, kime giderim? Bakıyorum telefon fihristine İlham Bey var, Tamim Bey var.

Hani Salt n Peppa’nın doksanlı yılların başında bir şarkısı vardı “let’s talk about sex baby” (cinsellikten konuşalım yavrum) diye başlayıp, “let’s talk about all the good things and the bad things that may be” (olabilecek bütün iyi şeylerden ve kötü şeylerden söz edelim) diye devam ediyordu. Zamanına göre cesur bir parça sayılırdı.

Biz de öyle yapsak bugün, biraz para konuşsak, çil çil mangırlardan bahsetsek, uzatıp meraklı kafacıklarımızı bir örümcek ağları bağlamış tamtakır kasanın içine, sonra bir dönüp patronun abus çehresine, altları torbalanmış umutsuz ama öfkeli gözlerine baksak melül melül…

Varlık Fonu nedir? Üstelik “egemen” olan cinsinden bu. “Param fazla geldi, kârlılıktan yanaklarıma al bastı, tansiyon fırladı, kulak memelerim zonkluyor” dediğinizde, mahalle kasabının fazla gelen kuyrukyağları gibi, benjaminleri ütüleyip, istiflediğiniz kasa. Gelecek nesiller için. Parayı işletip, zenginliklere zenginlikler katmak, nakit içinde yuvarlanmak, altın sikkeleri avuç avuç havalara fırlatıp, histerik kahkahalar atmak için.

Bizimki yerli ve milli, hem de egemen, biz finansçıların İngilizce “sovırın” dediğimiz hadise. Varlık Fonu’nun içine ne varsa doldurduk. Siz de bakın, benim moreller bozuksa, açıyorum Varlık Fonu portföyünü http://turkiyevarlikfonu.com.tr/TR/Portfoy/5 full+full ekrana, seyrine dalıyorum. Öyle bir varlık, öylesine göz kamaştırıcı bir zenginlik ki, yok yok: THY, Ziraat Bankası, Türk Telekom vs vs.

Fakat sayfada arıyorum “Türkiye Varlık Fonu, Çin’den bir milyon avro tutarında ‘sendikasyon kredisi’ almak için iki uluslararası banka Citi ve ICBC ile anlaştı” diye bir haber  bulamıyorum. Anlamaya çalışalım: “En basit anlamda lider bir banka (genelde bir yatırım bankası) önderliğinde birden fazla banka veya benzeri ödünç veren kurum tarafından kurulan şirketler birliği tarafından, belli bir amaç için yine kurumlara (bankalar veya büyük holdinglere) büyük tutarlarda verilen uluslararası kredilere sendikasyon kredisi denir” -imiş.

.

Demek ben açıp bakıyorum portföye, mümtaz yönetim kurulu üyeleri de herhalde öylesine arada bir açıp bakıyor. Tevekkeli yatırım fonu değil adeta çiftlik(bank), yahut düpedüz millet bahçesi mübarek: yat yuvarlan, yat nemalan! “Sen hayırdır” diyorsunuz da, hepimizin varlıkları değil miydi bu fonda toplanan, ben mi yanlış mı şey ettiydim? Ben anlamam bu işlerden haklısınız ama iyi-kötü uluslararası ilişkiler konusunda toz yutmuşluğum, mürekkep yalamışlığım var elhamdülillah.

IMF defteri “bir daha açılmamak üzere” kapandı biliyorsunuz. Eyvallah, öyle olsun. Öyle olmak zorunda çünkü IMF ile gizli anlaşma eşyanın doğasına aykırı. “IMF ile anlaştım” diyeceksiniz ki, dünya sizinle iş yapsın. Pekiyi IMF olmazsa, kime giderim? Bakıyorum telefon fihristine İlham Bey var, Tamim Bey var. “Alo” desem, bir-iki atarlar da, artık kesmez. Çevir masadaki yerküreyi, dönsün rul rul rul. Kapat gözünü, bas parmağı, durdur. Evet, bildiniz, Çin’e hoşgeldiniz.

Yalnız sıkıntı var. Ortadoğu’da Rusya’yla iş tutayım deyince, hani nasıl diyor siz, “ayı ile dansa kalkan, ayı oturmadan oturamaz” ya, işte Çin’le akçeli iş yapayım derseniz, mevzu ondan beter. Ne yapıp edeceksiniz, gerekirse IMF kapısını bile elinizde dürüp büktüğünüz sekizgen kasketinizle aşındıracaksınız, ama aman sakın Çin’i kapıdan buyur etmeyeceksiniz. Yoksa ne olur? Cezayir olur, Pakistan olur, Sri Lanka olur, Zambiya olur vb.

.

Ha, ha, ha… Ben çil çil altın paraları havalara fırlatmadan atıyorum artık kahkahaları. Ne âlâ memleket. Bak o arada Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Demirören’in şirketi de bahis ihalesinde son ikiye kalmış meğer. Vallahi fırsatlar ülkesi, hisseli harikalar kumpanyası, yarasın. “Bak eşek kanatlanmış uçuyor” de, masmavi gökyüzünü işaret et, çek sezdirmeden pantulun arka cebinden cüzdanı.

Haydi ben kaçtım, Tanzim’e ucuz Boğazkere-Öküzgözü kırmızı gelmiş. Hem de garip doyuran boy, bir buçuk litrelik magnum. Balyemez topu gibi kucakla götür. Dönerken eve, al fırından bir somun tam çavdar köy ekmeği, kestir bakkaldan az eski Trakya delikli kaşarı yanına, daha da şikayet etme. Hepsi oldu, hepsi olacak, her şey gerçek. İçelim bu “post-truth” (gerçekötesi) şarabından kana kana.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI