Rus basınında geçen hafta (2-8 Şubat): Moskova tampon bölgede Şam-Ankara ortaklığı istiyor

Cumartesi, 9 Şubat, 2019
Nezavisimaya'dan Stanislav İvanov'a göre Ankara, Washington ile tampon bölge konusunda mutabık kaldı. Moskova da bu plana ilgi duymakla beraber söz konusu bölgeyi TSK ile Suriye ordusunun ortaklaşa kontrol etmesini istiyor.

Nezavisimaya gazetesinde yayımlanan yazıda Rusya Bilim Akademisi uzmanlarından Stanislav İvanov, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Suriye’ye girmek için hukuki zemin bulduğu”ndan bahsetti.

Yazarın kastı, PKK ile savaşmak amacıyla Suriye’de 5 kilometreye kadar TSK’ye girme hakkını veren ve “kuşkusuz demode olan” 1998 tarihli Adana Mutabakatı’ydı. Halbuki o zamandan beri Suriye’nin PKK’yi desteklemediğini hatırlatan İvanov, PKK yönetim kadrosunun “Kürtlerden ziyade provokatör Türklerden ibaret” olduğunu iddia etti.

Yazar, Amerika destekli Suriyeli Kürtlerin, ülkede 2011’den bu yana süren sivil savaş boyunca bir kere bile Türkiye sınırını ihlal etmediğine ve Türkiye’ye yönelik herhangi bir düşmanca harekette bulunmadığına dikkat çekti. İvanov’un deyişiyle buna rağmen “Erdoğan Moskova, Washington ve dünya kamuoyunu PYD’nin PKK’ya bağlı olduğuna ve terör örgütü olduğuna ikna etmeye çalışmaktadır”.

2012 ila 2016’da Türkiye’nin “radikal İslamcıların üssü haline geldiğini” öne süren yazar şimdi de Suriye’de silahlı muhalefetin yanı sıra “Türkmen çeteleri”, İdlib, Halep ve Afrin’de “onlarca terörist İslamcı örgüt”e destek verdiğini iddia etti.

Bu arada Ankara, Washington ile tampon bölge konusunda mutabık kaldı. Moskova bu plana ilgi duymakla beraber söz konusu bölgeyi TSK ile Suriye ordusunun ortaklaşa kontrol etmesini istiyor. Ne var ki, “Esad iktidarda kaldıkça Suriye’de barış olmayacak” yönünde açıklamalarda bulunan Ankara buna sıcak bakmaz. Üstelik Moskova’nın planının gerçekleşmesi için Esad’ın bölgedeki Kürtlerle anlaşması gerekiyor. Halbuki ne Şam ne de onun “İranlı sponsorları” Kürtlerle görüşmek ister.

Bir şey daha var. Esad’ın, Suriye-Türkiye sınırına konuşlanacak yeterince askeri yok. Suriye’de savaşan İranlı Devrim Muhafızları, Hizbullah, Afganistan, Pakistan, Irak, Yemen ve diğer ülkelerden gelen Şii militanlarından ibaret seksen bin kişilik yabancı gücün de bu görevi üstlenmesi mümkün değil.

Yazıyı bitirirken İvanov, Ankara’nın “büyük ihtimalle” Adana Mutabakatı’ndan faydalanarak “bölgede Kürt ulusal hareketini bastırıp ve Suriye’nin kuzeyini kontrol altına alıp Şam’a askeri ve politik baskı uygulamayı” planladığını iddia etti.

Kommersant gazetesi için İran devriminin 40’ıncı yıl dönümünü derleyen Rusya’nın eski Tahran Büyükelçisi Aleksandr Maryasov, önümüzdeki süreçte İran’ın değişeceğini tahmin etti. 1979 olaylarına Moskova “antiemperyalist devrim”, Avrupa “demokratik devrim”, İranlılar ise “İslam Devrimi” dedi.

Rus diplomatın dediğine göre Ruhullah Humeyni’nin devrim arkadaşları yavaş yavaş giderken kalabalık, dinamik ve ülkenin geleceği ile ilgili farklı vizyona sahip genç kuşak dış dünyadan izole olmak istemiyor.

Bununla beraber Donald Trump’ın yaptırımlara yeniden hız vermesi gidişatı değiştirdi. “Radikal çevreler” yeniden heveslendi, İran yönetimi ABD ile uzlaşmanın mümkün olmadığı kanaatini güçlendirirken Amerika ise 40 sene önce uğradığı “küçük düşme sendromunu” unutamadığını gösterdi. Maryasov’a göre “iyi bir şey vaat etmeyen” bu gelişmeler zaten gergin olan Ortadoğu’daki durumu büyük ölçüde daha da kötüleştirebilir.

Regnum ajansı sitesinde Stanislav Tarasov, İran’ın Amerikan istihbaratına “destek verdiğine” dikkat çekti.

ABD Senatosunda konuşan Ulusal Güvenlik Ajansı Müdürü Dan Coats ve CIA Müdürü Gina Haspel dıştan gelen tehditler konusunda Beyaz Saray ile ters düşerek farklı görüşlerde bulundu. Onlara göre 2015’ten bu yana Tahran nükleer silah konusunda varılan anlaşmaya “teknik olarak” sadık kalıyor. Hatta ikisi de bu anlaşmanın ABD açısından yararlı olduğunu hissettirdi.
Bunun ardından ikisini “köşeye sıkıştıran” Trump, nükleer anlaşmanın “berbat” ve “sadece İran’ın işine geldiğini” açıkladı ama istihbaratçılarla çelişkiye düştüğünü itiraf etti.

Tarasov’un deyişiyle mevcut tablo, Trump’ın kendi istihbaratından değil, başka bir kaynaktan bilgi aldığını gösteriyor. Büyük ihtimalle söz konusu kaynak İsrail’dir. Bu bağlamda İran Dışişleri Bakanı Mohammad Cavad Zarif, Trump’a hitap ederek “kendi istihbarat servislerine güven!” çağrısında bulundu.

ABD Başkanı’nın sık sık blöf yaptığını hatırlatan Tarasov, Trump’ın İran meselesini kullanarak gizli servislerinin siyasi etkinliğini azaltmaya çalıştığını tahmin etti. Yazar, Trump istihbaratçılarına “tekrar okula gitmesini” tavsiye etti ama onlardan bir karşılık gelebilir, ifadesi ile yazıya nokta koydu.

EADaily ajansına konuşan Rusya Bilim Akademisi Slav Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı ve Sırbistan Senatosu Üyesi Yelena Guskova, “Büyük Arnavutluk” projesini anlattı.

1878 yılında Osmanlı devletine bağlı olan Arnavutluk’ta silahlı isyan ile başlayan bu proje Kosova bağımsızlık ilan edince son aşamaya girdi. 1913’te bağımsız Arnavutluk devleti kurulduğunda Kosova ve Metohiya bölgesi Karadağ ile Sırbistan’a katıldıktan bu yana Arnavutlar bu toprakları geri almak için harekete geçti. Bilim insanına göre cinayet işleyen ve etnik temizlik yapan Arnavutlar “suç işlemek yoluyla bağımsızlığa gidiyordu”.

Guskova’ya göre Arnavutların olası birleşik devleti AB’nin çıkarlarına ters gelecek. Sebebi, “Birleşik Arnavutluk’ta” iktidarda mafyanın olacağı. Söz konusu “terör devleti” uyuşturucu, silah trafiğini ele geçirmeye ve insan ticaretini artırmaya çalışacak. Hatta “Avrupa’da cereyan eden bazı süreçler AB siyasi kurumları tarafından değil Arnavutlar tarafından yönetilecek”.
“Büyük Arnavutluk” projesinin ABD’den destek aldığını öne süren Guskova, Washington’un olası yeni devlet vasıtasıyla AB üzerinde nüfuzunu artıracağını tahmin etti.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI