Siyasetin ötekisi kadınların bağımsızlık yönelimi

Perşembe, 31 Ocak, 2019
Direniş ve dayanışma, örgütlü kadın mücadelesinin ilkesi olmakla beraber uzun zamandır bireysel kadın davranışlarını da şekillendirme gücüne sahip olacak denli yaygınlaşmış halde. Her evde, örgütlü mücadeleden uzak olmasına rağmen kadınların kendi hayatlarına dair karar alma hakkını canları pahasına kullandığını biliyoruz. Direniş azmiyle siyasi partilerin kadın adayları görmezden gelişine karşı verilecek bağımsız adaylık başvuruları dayanışma kültürüyle desteklenebilir.

Sokak satıcılarının “büyüteç lazım mı abla?” sorusuyla karşılaşan hiç olmuş mudur, bilmem; ama “keşke olsa” dedirten günlerdeyiz. Siyasi partilerin yerel seçim adayları arasında kadın isimlerine rastlamak için listeleri büyüteçle gözden geçirmek gerekiyor. Siyasi partilere kendilerine başvuran aday adayları listesini cinsiyet analiziyle yayınlamadığı için verilere dayalı konuşmak mümkün değil. Ancak basına yansıyanları, kadın örgütlerine ulaşan bilgileri ve bireysel tanışıklık ve farkındalıklarımıza dayanarak konuşabiliyoruz. Buna göre kadın aday adayı sayısının hiç de az olmadığını rahatlıkla görebiliriz her birimiz. “Az” derken kast ettiğim 26 sayısı örneğin. 793 kesinleşen aday arasında sadece 26 kadın vardı Aralık 2018 bilgilerimize göre. O günden bu yana kadın temsili açısından anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Her seçimde olduğu gibi kadın temsil oranının yükselmesi için HDP listelerinin açıklanmasını beklemek gerekiyor. Siyasi partilerin kadın aday adaylarını görmezden gelme alışkanlığını kıran tek eşitlikçi aday politikasını yine Halkların Demokratik Partisinin sergileyeceği umudu sürüyor.

Diğer yandan kadınların arayışı ve buldukları çözüm yolları da tükenmiş değil. Kadın eşitlik mücadelesi tükenesi değil zira. Politik temsil için farklı yollardan biri olarak bağımsız adaylığı tercih eden kadınlar var. İzmir Çeşme Belediye Başkanlığı bağımsız adayı Esen Fatma Kabadayı Whiting, resmi başvurusunu gerçekleştiren ilk isim. “Partilerin kirli siyasi ilişkilerinden yorulmuş vatandaşlardan çok büyük destek” aldığını belirtiyor. Partilerin kadın adayları görmezden gelişine yol açan o kirli siyasi ilişkiler, kadınları bağımsız adaylığa itiyor. Ki, kadın özgürlüğünü sembolize etmesi bakımından da ayrıca kıymetli bağımsız adaylıklar umarım seçmenin teveccühünü kazanır.

Seçilmiş başkanların, gerek kayyum atanması gerek istifaya zorlanması yoluyla keyfi değiştirildiği, seçmen iradesinin yok sayıldığı şu dönemde seçmenin, siyasi parti desteğinin hiç de anlamlı olmadığını görmesi beklenir. İktidar, kimilerini terörle bağlantı ithamıyla yargıyı yanına alarak seçildiği görevinden uzaklaştırıp, siyasi rekabeti kendi açısından kolaylaştırmıştı. Kendi partisinden belediye başkanlarını ise yeterince kendi siyaseti için elverişli bulmayarak istifaya zorlarken kusurlarını yargıdan kaçırmıştı. Beşiktaş Belediye Başkanı ise yolsuzluk iddiaları karşısında kendi partisi CHP’nin politik desteğinden mahrum bırakılmıştı. Kısacası yerel yönetimlerde seçilmiş başkanların hangi partiden olursa olsun kendi partisinin destek ve gücünden yoksun ve bir başına kaldığı bir politik ortamda yaşıyoruz. Dolayısıyla eskisi gibi partileri arkasına alan belediye başkanlarının daha iyi hizmet edeceği varsayımı kıymetini yitirmiş durumda. Seçmen davranışının bu doğrultuda değişip bağımsız adaylara, geçmişe kıyasla daha fazla şans tanımasını bekleyebiliriz. Çeşme bağımsız adayı Esen Fatma Kabadayı Whiting, başka seçim çevrelerinde çok sayıda bağımsız kadın adayın seçimlere katılması yönünde teşvik edici olabilir. Kirli ilişkilerle kent yönetimini, rant aktarım aracına dönüştüren mevcut yerel yönetim politikalarından bezmiş seçmenin, farklılık arayışına kadın adaylarda karşılık bulması ihtimali de hiç düşük değil.

Direniş ve dayanışma, örgütlü kadın mücadelesinin ilkesi olmakla beraber uzun zamandır bireysel kadın davranışlarını da şekillendirme gücüne sahip olacak denli yaygınlaşmış halde. Her evde, örgütlü mücadeleden uzak olmasına rağmen kadınların kendi hayatlarına dair karar alma hakkını canları pahasına kullandığını biliyoruz. Boyun eğmiyor kadınlar, şiddetten ve sair baskılardan kurtulmak için kendi bireysel özgürlük ve eşitlik mücadelelerini direnişle gerçekleştiriyorlar. Bireysel direnişlerin örgütlü dayanışmayla güçlendiğini, çeşitlenerek yaygınlaştığını yaşayarak öğrendi kadınlar. Edinilmiş tecrübelerin politik tercihlere yansıması da beklenen sonuçlardan.

Direniş azmiyle siyasi partilerin kadın adayları görmezden gelişine karşı verilecek bağımsız adaylık başvuruları dayanışma kültürüyle desteklenebilir. Gerek belediye başkanlığı gerekse muhtarlık seçimlerinde sadece kadın seçmenlerin kendi yöresindeki kadın adayları desteklemesi bile siyasi atmosferde anlamlı bir değişim yaratma gücüne sahip. Siyasi fikri, hayat tarzı, inancı ne olursa olsun her kadının, mevcut kadın adayı oylarıyla desteklemesi, yaşadığı mahallede, köy ve kentlerde gündelik yaşama dokunan değişimler yaratacaktır. Apartman ve site yönetimlerinden pay biçerek bile anlayabiliriz değişim ihtimalinin kadınlarla mümkün olduğunu.

Günümüzde küçük ilçelerden büyük kentlere kadar yayılmış apartman yaşamı, insanların hayat tarzlarını kaçınılmaz olarak değiştirdi. Kararlarda ortaklaşmanın, ortak yaşam alanı olan apartman yönetimlerindeki eşitlikçi ve demokratik karar alma sürecinin hayatı ve birlikte yaşamayı kolaylaştırdığı herkesin malumu. Büyük kentlerden en küçük ilçelere doğru yayılmış haldeki apartmanlar, son yıllarda giderek artan oranlarda kadınlar tarafından yönetilir hale geldi. Kat malikleri toplantıları benim çocukluğumdaki gibi artık erkekler kulübü havasında değil. Yaşadıkları binanın ihtiyaçlarına ve o binanın dala iyi yaşanılır hale gelmesine kadınların karar verdiği apartmanlar, daha giriş kapısından fark ediliyor. Sadece mekanın estetik tasarımı bile son derece önemliyken kadın yönetimlerinin bu estetik katkıdan ibaret kalmadığını da söylemek gerek. İhtiyaç önceliğine karar verme ve bu öncelik listesini en ekonomik şekilde bütçeleyerek, eril ilişkilerin sığlığı dışına çıkıp maksimum fayda bakış açısıyla gerçekleştirdiğini görüyoruz kadın yöneticilerin.

Yaşadığımız il ve ilçelerin de kamu kaynakları birilerine peşkeş çekilmeden kentlinin maksimum faydası gözetilerek yönetilmesi için mevcut belediyecilik anlayışı değişmeli. Değişimi kadınların gerçekleştirmesi ihtimali de çok yüksek. Partiler tarafından görmezden gelindikleri için siyasi ilişkilerin kirine pasına bulaşmamış kadınları desteklemekle daha iyi yaşanılabilir kentlere kavuşmak ihtimali yüksek. Belediye başkanı ve muhtar adayları içinde kadınlara oy vererek, belediye meclisi ve il genel meclisi seçimlerinde ise listelerinde en fazla kadın üye adayı olan partilere yönelerek değişimin parçası olabiliriz.

Şimdi bir bakıma “kadın olsun da çamurdan olsun” yaklaşımını işaret ettiğim eleştirisi gelecektir. Demokratik yönetişim anlayışına sahip olmayan veya rant aktarım yöntemlerini sürdürecek kadınların da varlığı ileri sürülebilir. Temsilde adalet sağlanmadan demokrasinin gelişme ihtimali olmadığını herkes bilir. Farklı toplumsal kesimler için ötekileştirmeden uzak veya daha gerçekçi bir şekilde söylersek ötekini içeren bir temsil adaletinden söz ediyoruz. Ancak toplumun yarısını ötekileştiren ve her toplumsal kesimin de yarısını oluşturan kadınların siyasetin “ötekisi” konumundan çıkarılması anlamına gelen bu talebe itiraz için mevcut kirli siyasetin içinden bahaneler üretildiğini görmüyoruz. Liyakat, ehliyet vs. gibi demokratik tutum da sadece kadın adaylar söz konusu olduğunda yüksek sesle dillendiriliyorsa sizce burada bir yanlışlık yok mu?


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI