NBA'in 'en değerli oyuncusu' kriteri

Çarşamba, 23 Ocak, 2019
Bu sezon istatistiklere bakılırsa James Harden bu ödülü hak etti gibi görünüyor. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil! Bence kimsenin hiç saymadığı LeBron James bu ödülü James Harden'dan daha fazla hak ediyor.

Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda gelgit yaşadığımı itiraf etmeliyim. Dünya spor medyası ve özellikle Amerikan spor medyası NBA konusunda sosyal medyadaki goygoylara ayak uydurmak adına saçma sapan algılar oluşturuyorlar. Tavla oynarken “vur kaç yok” deyip bir sonraki oyunda vur kaç yapmaya benziyor. Yani yarattığın kuralı aklına estiği gibi, daha doğrusu işini geldiği gibi bir rafa kaldırıyorsun, bir uygulamaya koyuyorsun. NBA’de birçok ödül var. Şampiyonluk gibi, yılın çaylağı gibi… Şampiyonluğun dışındaki en önemli, özellikle bireysel anlamdaki ödül hiç tartışmasız MVP ödülüdür. ‘NBA Most Valuble Player’ yani ‘en değerli oyuncu’ anlamına gelen bu ödül normal sezon ödülüdür. Yani playoffları kapsamaz.  Ama tabii ki o oyuncunun takımını playofflarda nereye taşıdığı ödülü alma konusundaki önemli bir kriterdir. Daha doğrusu biz öyle zannediyorduk. Asla eskiden hiç de öyle bir şey yoktu. Biraz karışık, biliyorum ama yazımızın konusu zaten bu. Konjonktüre göre kriterleri değiştirmek, olmayınca bir daha değiştirmek, hiç olmadıysa suyu iyice bulandırıp kimsenin bir şeyi anlamamasını sağlamak.

Bu sezon Houston Rockets’ın ele avuca sığmaz süper yıldızı James Harden, sayı makinesi gibi rekor üstüne rekor kırıyor. Olağanüstü istatistiklerle oynuyor. Şu anda NBA’in muhtemel MVP’si olarak gösteriliyor. Daha doğrusu ödül ona verildiği takdirde hiç kimsenin şaşırmaması için gerekli algı ve ortam oluşturuluyor. James Harden, zaten geçtiğimiz sezonun MVP’si seçilmişti. Takımını Batı Konferansı Finali’ne taşımıştı. Bu sezon aynı noktaya taşırsa veya playofflarda daha önceki turlarda elenirse takımı adına ne gibi bir fark yaratmış olacak? Şimdi bu soruyu katlayıp sol iç cebimize koyalım. Gidelim biraz geçmişe…

2004 yazında Los Angeles Lakers’ı üst üste üç şampiyonluğa taşımış Shaquille O’Neal, Miami Heat’e takas oldu. Bir önceki sezon hasbelkader playofflara giren ve ikinci turda elenen Heat, Shaq’ın gelmesiyle ligin en flaş takımı olmakla birlikle Doğu Konferansı’nı lider bitirdi. Playofflarda ise Doğu Konferansı finaline ulaştılar ve NBA Finali’ni kıl payı kaçırdılar. Shaq, normal şartlarda MVP ödülünün tek adayıydı. Çünkü gelişiyle yarattığı fark onu ligin en değerli oyuncusu ilan etmişti. Nitekim yanında Dwyane Wade gibi bir süper yıldız adayı olması dolayısıyla ödülü Phoenix Suns gardı Steve Nash’e verdiler. Steve Nash de takımını Batı Konferansı’na taşımıştı. Nash, Shaq kadar büyük bir yıldız değildi ama istatistiklerde Shaq ile mukayese bile olmamasına rağmen takımını Batı Konferansı’na taşıdığı için ödüle layık görülmüştü. Yani oyları verenlere göre Nash’ın Suns’ta yarattığı fark Shaq’ın Miami’da yarattığı farktan fazlaydı. Takımını da playofflarda derinlere kadar taşımıştı. Yani kriterlere bu şekilde yeni ayar verilmişti. Peki o zaman 2002’de MVP ödülü Shaq yerine neden Tim Duncan’a verildi? Shaq, 2000-2001-2002 yıllarında ligin tartışmasız en dominant, en etkili, en fark yaratan oyuncusuydu. 2001’de Allen Iverson’a verilmesini anlayabiliyorum. Sonuçta 1.83 m’lik bir adam tek başına sizin bizim gibi sıradan adamlarla takımını NBA Finali’ne taşıdı. Bu olağanüstü bir başarı. Ama 2002’de? Shaq’li Lakers, Duncan’lı Spurs’ü playofflarda sahadan silmişti.

2005-2006 sezonunda ise mevzu daha garip sonuçlandı. 2006 sezonundan akılda kalacak iki mesele vardır esasında. Biri Shaq’ın Miami Heat’i şampiyonluğa taşımış olması. Diğeri de normal sezonda olağanüstü performans gösteren ve hatta bir maçta 81 sayı atarak tarihe geçen Kobe Bryant. Kobe Bryant normal sezonda 35 sayı ortalaması tutturmuştu ve bir maçta 81 sayı atarak MVP ödülünü alacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Ama ödülü Lakers’ın playofflarda birinci turda eşleştiği Phoenix Suns’ın gardı Steve Nash’e verildi. Yeniden. Steve Nash, yine aynı takımla, aynı oyunla, yeniden playofflarda takımını Batı Konferansı’na taşıyan Steve Nash’e. Peki Steve Nash’ın bir önceki sezona göre takımı için yarattığı fark neydi? Hiçbir şey. Bu yüzden Steve Nash’ın 2005 ve 2006 sezonlarında kazandığı MVP ödülleri “çalınmış” olarak değerlendirilir. Ödülü Steve Nash’e vermek adına ‘takımı nereye taşıdığı’ kriterini yarattıysan iki sezon önce 2017’de bu ödülü Russell Westbrook’a neden verdin? Ne yapmış Russel Westbrook? Tripple -Double istatistikleri yüzünden mi? Kriter, normal sezonda ne yaptığınsa madem öyle geçmişten çalınan ödüllerin hesabını kim verecek?

Bu sezon istatistiklere bakılırsa James Harden bu ödülü hak etti gibi görünüyor. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil! Bence kimsenin hiç saymadığı LeBron James bu ödülü James Harden’dan daha fazla hak ediyor. Los Angeles Lakers, geçen sezon playofflara bile kalamazken bu sezon LeBron’un gelmesiyle “acaba Golden State’i yenerler mi?” ya da “Houston’ı geçebilirler mi?” diye düşünmeye başladı herkes. Yani bu sadece bir adamın takıma dahil olmasıyla oluştu. Düşünebiliyor musunuz? Düşünün ki LeBron’un etrafında Harden’ınki gibi oturmuş bir takım ve kadro da yok. Ona yardım edebilecek oyuncu yine bir genç, gelecekte çok büyük bir potansiyel olarak görülen Kyle Kuzma. Açık konuşmak gerekirse geçmişte LeBron da hak etmeyip bu ödülü haybeye kazanmıştı. Ve LeBron, kariyerinin en iyi oyununu oynadığı yılları geride bırakalı da bence dört sene oldu. Ama bu ödülü bu kadar hak ettiği başka bir sezonunu hatırlamıyorum. Ligi çok daha fazla domine ettiği dönemler varsa da bu kadar fark yarattığı başka bir zaman olmadı. Lakers, o varken Batı’da dördüncü sıradaydı bir dönem. Üç haftadır sakat ve Lakers şu anda playoffların dışında kalacak pozisyona düştü. Gerisini siz düşünün.

James Harden bu sezona inanılmaz damga vurdu. Burası şüphesiz. Ligde gerçekten bir James Harden fırtınası esiyor. Başka takım taraftarları bile telefonlarından ‘bu gece kaç atmış’ diye bakıyor. Durum bu noktaya geldi. Bu bir James Harden veya LeBron James yazısı da değil. Sadece bu ödülün neye göre verildiğiyle ilgili bir kavgam var. Ve görünen o ki sadece benim değil bu kavga. Bu tartışma çok uzun yıllar devam edecek.


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI