Aydın Selcen
Aydın Selcen

Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar

Çarşamba, 23 Ocak, 2019
Yerel seçimler 31 Mart’ta yapılmadan, hem meteorolojik hem diplomatik havalar bir nebze aydınlandığında, en azından Süleyman Şah eski yerine geri gitse, Münbiç yol haritası uygulansa, hiç yoktan Tel Abyad/GreSpi ile Serkani/RasElAyn arasından şöyle 10-15 km. derinliğe tanklar girse… Herhalde Ankara’nın Suriye “stratejisi” bu.

“Maksimalist politikalardan kaçının.” İngilizceden eğri büğrü bir çeviri gibi dursa da, Irak Kürtlerine 2003’ten sonra ABD komşumuza yerleştiğinde senelerce yineleyegeldiğimiz konuşma notumuz buydu. Aradan on beş sene daha geçti, halen aynı yemeği ısıtıp ısıtıp, servis etmiyor muyuz?

Suriye Kürtlerine de, Irak Kürtlerine de, kendi Kürt yurttaşlarımıza da Türkçesiyle biteviye söylediğimiz: “Fırsatçılık yapmayın.” “Selden kütük kapma gayretinde olmayın.” (Hariciyede de benim gibilerin çok duyduğu) “İcat çıkarmayın kardeşim!” “Bulanık suda balık avlamayın.” İran Kürtleri mi? Onların yeterince sağlam ve kalıcı bir boyunduruk altında düşündüğümüzden olsa gerek, o tarafa bir şey demiyoruz – henüz.

Maçlarda rakip tribünlere bağırırdık: “Hoplama, zıplama, otur yerine…” Devamını yazmıyorum, yanaklarımıza al basmasın. “Politika” deyince siyaset anlıyoruz da, “politikalar” deyince siyasa sözcüğünü kullanıyoruz. O da pek tutmadığı için nedense, “politikalar” deyip geçiyoruz işte. Sözde aklıselime davet eden bu söz konusu politikalarımızın dayanağı da salt bilek gücü.

Yani diyoruz ki, “bak güzel kardeşim, bak sana ‘güzel kardeşim’ diyorum, yarın öbür gün Amerika çeker gider, biz yine baş başa kalırız, ona göre ayağını denk al.” İşte Suriye’deki sevgili Kürt kardeşlerimizin şakağına da çektik piştovu, horozunu kaldırıp, dayadık. Yine o replik: “Ya aklınızı başınıza alırsınız, ya da…”

Kürtler de el mecbur gitmiş Şam’a. Suriye bayrağının yanında kendi özerk bölgelerine de bayrak (paçavra tabii), anadilde (de) eğitim, bunlara karşılık barajlar, petrol sahaları vb. kaynakların kullanımı ve YPG/YPJ’nin Suriye ordusuna katılması ve ülke sınırlarını savunmasını önermişler özetle. Bizdeki ruh ikizlerini mumla aratacak kafadaki Suriye Baasçıları bunları kabul etmeyecektir. Suriye Arap’tır, Arap kalacak.

Kürtlerin önerileri, girizgahta anımsattıklarıma koşut nedenlerden kabul göremez, zira altı aya ABD yolcu. Şam’ın tek yapması gereken beklemek. Daha önce de yazdım: “Adam kazandı.” Esat, mart ayında toplanacak Arap Ligi Zirvesi’ne resmi daveti de cebine koydu. Esasen ne Soçi’ye, ne Astana’ya, ne Cenevre’ye ihtiyacı kalmadı. Sofra artık Şam’da kurulacak, mutfakta da Esat olacak. Ve ekleyelim, İsrail ilk kez gündüz gözüyle ve resmen duyurarak Suriye’deki Kudüs Tugayı (İran) hedeflerini havadan vurdu.

Irak Kürdistanı’nda ise yeni bir sahne kuruluyor. Yeni nesil iki liderden Mesut Barzani’nin oğlu Mesrur federe bölgenin başbakanlığına, yeğeni Neçirvan başkanlığa geliyor. Irak’ın Kürt Cumhurbaşkanı Dr. Barham Salih’in Ankara’ya resmi ziyaretinin ardından Süleymaniye’ye uçuşlar başlıyor. Kerkük petrolü Ceyhan’a sorunsuz akıyor. Bağdat’la anlaşmalı olarak, peşmergenin Kerkük’e geri dönüşü gündeme geliyor.

Türkiye’nin elinde Irak’a da, Suriye’ye de karşı güçlü bir su kartı var: Suya karşı güvenlik, suya karşı petrol. Irak önümüzdeki yaz mevsimini olağanın üstünde yağan yağmurlarla idare edebilecekse ötesi belirsiz. ITC boru hattına IKB’nin yaptığı “by-pass kaynağın” kullanımından ötürü Irak’ın başvurduğu uluslararası tahkim kararı da nisan ayında belli oluyor. Muhtemelen o karara göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat’a iade-i ziyareti ve yeni görevini devralacak Neçirvan Barzani’nin Ankara’ya gelişi konuları somutlaşır.

Bu arada, Lavrentiev’in, Bogdanov’un, haydi onlar bürokrat diyelim, hatta Lavrov’un racon kestiğini, muhataplarına ayar verdiklerini, atar gider yaptıklarını hiç gördünüz, duydunuz mu? Bizdeyse maşallah mikrofonu kapan tavana sıkıyor: Başdanışman Kalın, Sözcü Altun, iki bakan Çavuşoğlu ve Akar. Sessiz durabilen tek Başkan Fidan var. Sorarsanız, Bolton’un defteri dürüldü, McGurk’ü biz gönderdik, zaten o da saçmalamaya başladı, Trump iyi çevresi kötü. Sanırım Trump’a darbe girişimini de biz bertaraf ettik.

Sessiz sedasız perde gerisinden çalışıp, Kuzeydoğu Suriye’ye gidip gelerek Ankara ile Vaşington arasında ortak zeminin koşullarını arayan ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey beğeniliyor. Şimdi, kıdemli senatör Graham da beğenilenler arasında katıldı. Ankara’daki yoğun ve kapsamlı temaslarının ardından adı geçen “ABD’nin kaotik çekilme planını” eleştirerek üç hedef ortaya koydu: “YPG’nin silahsızlaştırılması, IŞİD’in yenilmesi ve İran’ın çevrelenmesi.” Üçü bir arada olacaksa bunlara “eşeklerin de kanatlanıp uçması” diye bir ek yapılabilir.

Yerel seçimler 31 Mart’ta yapılmadan, hem meteorolojik hem diplomatik havalar bir nebze aydınlandığında, en azından Süleyman Şah eski yerine geri gitse, Münbiç yol haritası uygulansa, hiç yoktan Tel Abyad/GreSpi ile Serkani/RasElAyn arasından şöyle 10-15 km. derinliğe tanklar girse… Herhalde Ankara’nın Suriye “stratejisi” bu. Strateji deyince, önce nasıl girileceği değil nasıl çıkılacağı planlanır diye öğretilir ama benimki masa başı kurmaylığı.

Ankara hem Esat’lı Şam’a, hem PKK uzantısı YPG’ye düşman. Gelinen aşamada, Astana ortağı Rusya Idlip’te Türkiye ile Suriye’nin, NATO müttefiki ABD ise Fırat’ın doğusunda Türkiye ile PKK’nin arasını bulmak derdinde. Galat-ı meşhurlardan biri de “Kürtlerin dağlardan başka dostu yoktur.” Suriye’de Kürtlerin dağı yok. Tepelik, engebeli arazi olan Afrin de TSK denetimine geçti.

Dolayısıyla Suriye’nin “ova Kürtleri” topografik değil diplomatik avantaj tesisi uğraşında. Yeni BM Özel Temsilcisi kıdemli Norveçli Büyükelçi Geir Pedersen’in de Şam’dan Moskova’ya geçtiğini ve iyimser olduğunu not edelim. Türkiye ise “Kürt düşmanlığı” mesajını almış, Afrin’de getirilen sağlık hizmetleri gibi unsurları öne çıkaran kamu diplomasisi hamleleri peşinde. Sahada yaşananlar, Kürt nüfus tehciri, kollanan silahlı milislerin etnik Arap ve selefi İslamcı kimlikleri ortada olduğundan sempati yaratmak zor.

Bu yazının çıktığı gün Erdoğan mevkidaşı Putin’le görüşüyor olacak. Idlip’te üstlenip yerine getirmediğimiz yükümlülüğün faturası herhalde önümüze sürülecek. Ruslar, “Idlip’ten çekilin, orayı dümdüz edeceğiz” mi der? Münbiç’te Rus-YPG ortak devriyesi görüntüleri, Tel Rifat’tan Bab cebine ateş açılması sorgulanır mı? Fırat’ın doğusuna olası TSK askeri harekatı tam Kürt meyvesi dalında olgunlaşıp, Esat’ın kucağına düşecekken Ruslar tarafından da beklemeye alınır mı? Göreceğiz.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI