Sinema kavgasında ilk dalga çekilirken

Cuma, 18 Ocak, 2019
Fırtınanın ilk dalgası atlatılıp sular çekilmeye başladıkça görüntü daha da netleşmeye başladı. Bir yanda 2016’nın kuruyla 800 milyon dolar vererek Mars Grup’u satın alan CJ CGV, diğer yandan sektördeki büyümenin sonsuza kadar süreceğini düşünüp kredi ile yatırım yapan sinema salonu işletmecileri, öte yandan da her ikisine de para kaptırmak istemeyen yapımcılar.

Yılbaşının hemen öncesinde yerli sinemanın büyük yapımcıları ile Mars Grup’un sahibi CJ CGV Grup arasında patlak veren kriz derinleşerek devam ediyor. Büyük yerli yapımcıların, belli ki bir süredir kulis faaliyetlerini yürüttükleri ‘sinema yasasında değişiklik teklifi’nin apar topar Meclis’e getirilmesiyle ülke sinemasına dair başka sorun daha görünür hale gelmişti: Sansür.¹ Çünkü yeni yasa ciddi bir sansür tehdidi içeriyor. Bir yanda Mars Grup, diğer yanda yapımcılar, öte yandan bağımsız sinemacılar, yasa için Meclis koridorlarında lobi çalışmaları yürüttüler.

Aradan geçen zamanda, sektörün aktörlerinin tavırlarına bakarak manzarayı daha da net görebilir hale geldik. Hem ‘popcorn krizi’ gibi görünen tartışmanın altında yatan daha derin krizi görme fırsatı bulduk, hem de tarafların soruna yaklaşımı hakkında fikir sahibi olduk. Hepsine dair söyleyebileceğimiz tek şey, bu yasa teklifinin sorunlara kalıcı çözüm bulmaktan uzak olduğu ve bir süre için rahatlatsa da krizi derinleştireceği şeklinde.

Türkiye’nin kalburüstü yapımcılarını bünyesinde barındıran, sitesinde üyelerinin 70 ülkeye film ihraç ettiğiyle övünen Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği’nin (TESİYAP) 16 Ocak’ta bir açıklama yayınlayarak “teklifin ülkemiz sinema sektörünü çok daha ileri seviyelere taşıyacağını, şeffaflık sisteminin gelmesi ile beraber üretimin ve verimliliğin artacağını, film endüstrisi içinde güvenin tazeleneceği ve tüm tarafların yasanın yeni haliyle kenetleneceği kanaatindeyiz” deyip, dört gözle (tanımlama kendilerine ait) kanun teklifinin yasalaşmasını beklediklerini ifade ettiler. Bu açıklamalarının üzerinden 24 saat geçmeden, sektörün başka bir tarafı yeni bir rahatsızlık dile getirdi.

Sinema Salonları Yatırımcıları Derneği (SESAY) da, 17 Ocak’ta bir toplantı yaparak, krizin “Yerli ve milli” (vurgu kendilerine ait) sinemacıları büyük bir yıkıma sürüklediğine dikkat çektiler. Mars Grup dışındaki sinema salonu sahiplerinin bu açıklamasında, sorunun her iki tarafıyla da görüştükleri belirtiliyor ve anlaşılıyor ki, yalnızca Mars grup değil, büyük yapımcılar da uzlaşmaya pek yanaşmıyor. Sinema salonu sahipleri, 10 yılda yapım ve gösterime ilişkin yatırım giderlerinin 10 kat, bilet fiyatlarının yüzde 53 arttığına da dikkat çekerken aynı dönemde dövizle ödenen kiralar ve donanım maliyetleri yüzünden yüzde 240 artış yükü altında kaldıkları iddia ediyor. Açıklamada dikkat çeken nokta ise şu: “Bu süreçte kar düşüşüne rağmen bilet fiyatlarını artırmadık. Büfe gelirleri, reklam sponsorluk ve jetonlu oyuncaklar kurtarıcımız oldu.” Yani Mars Grup ile benzer promosyonları yaptıklarını belirtiyorlar. Ancak, görüşmelerde şeffaf ve adil paylaşım sözü vermelerine rağmen yapımcıların filmlerini çektiklerini, en yüksek sezonda yaşanan bu gelişmeler nedeniyse seyirci sayısının düştüğünü, yatırımcıların kira ve kredi ödemelerinde zorluklar yaşamaya başladığını da ekliyorlar.

SESAY açıklamasında yeni kanuna dair de açık bir destek söz konusu değil: “Yeni kanunun bu konuda çözüm olmasını diliyoruz” deniliyor.

Salon sahiplerinin belirttiği gibi, sektörün büyük oyuncuları için yaşananlar bir ‘süreç’ken, küçük balıklar için ‘felaket’e dönüşmek üzere. Ancak, SESAY’ın açıklamasından çıkarılabilecek başka sonuçlar da var. Örneğin, büyük yapımcıların “Gerekirse yolumuza sizsiz devam ederiz” efelenmelerinin o kadar da gerçeği yansıtmadığı. Açıklamadan da anlaşılıyor ki, Mars Grup dışındaki sinema işletmeleri promosyon bilet payları da dâhil olmak üzere büyük yapımcılarla anlaşmaya dünden razı. Ancak filmlerini erteleyenler de biliyorlar ki, Türkiye’de bugünkü salon işletmesi sahipliği ve bu salonların lokasyonları nedeniyle Mars Grup salonlarına filmleri girmezse hayalini kurdukları seyirciyi yakalamaları imkânsız. Bu yüzden yasanın sansüre cevaz veren bu haliyle çıkmasında beis görmüyorlar. Bu yasadaki sansür maddelerinin tıpkı tekelleşme gibi önünde sonunda onları da vuracağı gerçeğini bir yana koyarak, sorunun yalnızca ‘popcorn’ değil ciddi bir ekonomik daralmadan kaynaklandığına dair birkaç cümle ile bitirelim.

2018 ve 2019’un ilk on günü karşılaştırıldığında gişelerde satılan bilet adedinin 1 milyon 100 bin düştüğü görülüyor. Yüzde 35’lik bir gerileme söz konusu. Ama bu tür haftalık oynamalar sezon içinde değişkenlik gösterebiliyor. Sektörün ciddi bir ekonomik kriz içinde olduğunu Yapımcı Serkan Çakarer kişisel blogundaki yazıda² çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Çakarer özetle, sektördeki büyümenin Euro bazında yerinde saydığını grafiklerle açıklıyor. Dikkat çekici bir bilgi daha veriyor Çakarer, bilet fiyatının 2.25 Euro’ya düştüğünü ve bunun son on beş yılın en düşük rakamı olduğunu anlıyoruz. Bu rakamlara bakınca Mars Grup’un gelirini artırma çabası da SESAY bileşenlerinin feryadı da daha anlaşılır bir hal alıyor.

Fırtınanın ilk dalgası atlatılıp sular çekilmeye başladıkça görüntü daha da netleşmeye başladı. Bir yanda 2016’nın kuruyla 800 milyon dolar vererek Mars Grup’u satın alan CJ CGV, diğer yandan sektördeki büyümenin sonsuza kadar süreceğini düşünüp kredi ile yatırım yapan sinema salonu işletmecileri, öte yandan da her ikisine de para kaptırmak istemeyen yapımcılar. İlk dalga çekildikçe başka bir görüntü daha ortaya çıktı. Mars Grup’a karşı çıkan isimler arasında imzası bulunan “Ayla” ve “Müslüm” filmlerinin yapımcısı Mustafa Uslu “Çiçero” filmini Mars sinemalarında vizyona soktu bile.

Çekilen sulardan kalan birikintilerde nefes alarak çaresizce bekleyen iki şey daha var: Teklifin bu şekilde yasalaşması halinde sansür kemendini iyice hissedecek olan ‘sanat sineması’ ve süreç nasıl ilerlerse ilerlesin film seyretmek için daha fazla ücret ödemek zorunda kalacak olan seyirci. İkinci dalganın yalnızca bu ikisine hasar vereceğini düşünenler fena halde yanılıyor.

¹ Bu konuya dair daha önce kaleme aldığım iki yazının linkleri şöyle:
https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/12/28/perdede-sezon-finali-tekeller-kapisiyor-ya-da-hepiniz-oradaydiniz/
https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/01/04/yeni-sinema-yasasi-kriz-erteleniyor-sansur-kurumsallasiyor/

² https://plus90.blogspot.com/2019/01/2018-yl-sonu-degerlendirmesi.html?spref=tw&m=1

YAZARIN DİĞER YAZILARI