Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Adalet 'ırkçı' olur mu?

Pazar, 13 Ocak, 2019
Dört sanıktan biri, daha duruşmaya çıkmadan linç edilir. Diğer üç sanıksa henüz duruşma salonundayken siyahların evleri, mahalleleri yakılır, toplu nefret ayininin kurbanları haline gelirler. Yargılama sonunda üç sanıktan ikisi idam, biri müebbet hapis cezasına çarptırılır. Ancak yıllar sonra dava yeniden gündeme gelir ve sanıkların suçsuz oldukları, çünkü tecavüzün hiç gerçekleşmediği anlaşılır...

Kürenin geçen yedi gününde ABD’deki ek harcama tartışmasında uzlaşmanın ufukta görünmemesi en öne çıkan konuların başında geldi. Neredeyse her yönetim döneminde buna benzer anlaşmazlıklar sonucunda hükümet kapansa da bu yılki sorunu öncekilerden ayıran, sürenin 50 güne kadar uzamış olması. Bu da sürtüşmenin ABD tarihine geçmesine neden oldu. Avrupa’da Almanya Maliye Bakanı’nın ekonomik tedbirler alınacağına dönük açıklaması Almanya için on yıllık altın dönemin bittiği yorumlarına neden oldu. Çin ile ABD arasında devam eden ticaret savaşına verilen mola ve hız kesmeden başlayan görüşmeler küresel gündemin üst başlıkları olarak dikkat çekti.

Bu hafta küresel gündemde yeteri kadar yer bulamayan iki konuyu ele alacağız. İlk konumuz ABD’de tecavüz davasından yargılanan dört siyahın suçsuzluğunun 70 yıl sonra anlaşılması ve yetkililerin sanıkların ailelerinden özür dilemesi. Söz konusu dava her ne kadar 1950’lerde görülmüş olsa da ABD’de bugün de siyahlara dönük devam eden ön yargılı yaklaşıma ışık tutuyor.

İkinci konumuz ise plastik konusunda Avustralya’nın bulduğu yaratıcı çözüm. Küresel düzeyde artan çevresel farkındalık ve buna dönük önlemler söz konusu fikrin ortaya çıkmasına zemin yarattı. Türkiye’de 2019’da plastik poşetlerin ücretli olmasının ardından toplumsal tepkinin yükseldiğine tanıklık ediyoruz. Avustralya’nın hikayesi bu anlamda yol gösterici.

ADALET ‘IRKÇI’ OLUR MU?

Scout, evlerinin uzağında yer alan ve Maycomb halkının yığıldığı mahkeme salonunda nihayet kendisine yer bulur. Herkes son günlerde kasabadaki en fazla konuşulan konunun duruşmasını izlemek için yer savaşı yaşarken, Scout davada sanığı savunan babasının keskin gözlerinden kaçmak için arka sıralara sığınır. Küçük bir kız çocuk için sarsıcı olan dava, beyaz bir kadının tecavüze uğraması ve aslında yeterli kanıt olmamasına rağmen bir siyahın bu konuda itham edilmesini konu alır. Scout, bir yandan davayı dinleyip konuyu anlamaya çalışırken bir yandan da siyah çocuklara dönük öğretmenlerinin ve yöneticilerin okuldaki ayrımcı davranışlarını düşünür.

Sanık avukatı, tarihe geçen bir konuşma yapar. Konuşmanın ardında da mantık sorularıyla sanığa yöneltilen suçlamayı çürütür. Belki de ilk defa bir avukat siyah olmanın suçlu olmanın ön koşulu sayılmasına karşı çıkar.

‘Scout’ isimli bir kız çocuğun gözünden küçük bir kasabada siyahların sınıfsal konumu, itilmişliği ve potansiyel suçlu görülmesini konu edinen “Bülbülü Öldürmek” Harper Lee tarafından kaleme alınmış kült romanlardan. Bir roman olmanın ötesinde ülkedeki ön yargıları, ırkçılığı ve dışlanmayı açık eden eser bu nedenle de Pulitzer Ödülü kazanır. Lee, Bülbülü Öldürmek romanını 1957’de yazar. Roman ABD’de bir nebze de olsa geriletilen siyah düşmanlığına ışık tutan tarihi bir vesika. Ancak ABD’deki tüm siyahlar Lee’nin romanındaki sanık kadar şanslı değil. Bazılarının ömrü ithamların altında ezilmekle ve damgalanmakla geçer.

 

Dört sanıktan biri, daha duruşmaya çıkmadan şehir halkı tarafından linç edilir. Diğer üç sanıksa henüz duruşma salonundayken siyahların evleri, mahalleleri yakılır, toplu nefret ayininin kurbanları haline gelirler.

Bu durumun son örneği 1949’lerde Florida’da görülen bir duruşmada yaşanır. Lake Country’de 17 yaşında genç bir beyaz kadın, dört kişi tarafından kaçırıldığını ve tecavüze uğradığını söyler. Suçlamaların odağında dört genç siyah erkek vardır. Söz konusu dava “Groveland Four” olarak biliniyor ve bu isimle kitaplaştı. Kısaca Groveland Four’un hikayesine bakalım.

Dört sanıktan biri, daha duruşmaya çıkmadan şehir halkı tarafından linç edilir. Diğer üç sanıksa henüz duruşma salonundayken siyahların evleri, mahalleleri yakılır, toplu nefret ayininin kurbanları haline gelirler. Yargılama sonunda üç sanıktan ikisi idam, biri müebbet hapis cezasına çarptırılır. Ancak yıllar sonra dava yeniden gündeme gelir ve sanıkların suçsuz oldukları, çünkü tecavüzün hiç gerçekleşmediği anlaşılır. Buna rağmen Florida Valiliği tecavüzcü babaların çocukları olarak damgalanan ve dışlanan sanıkların çocuklarından ancak 2019’da özür diler.

Davanın üstünden 70 yıl geçti, sadece dört sanığın değil onların ailelerinin de hayatları mahvoldu. Geç gelen adalet tartışması bir yana, bu dava aslında ABD’de 1950’lerdeki siyah nefretini göstermesi açısından tarihi öneme sahip. Bunun gibi yüzlerce siyah sanık yeterli olmayan ve iknadan uzak delilerle hapse atıldı, idam edildi.

Bugün ABD’de siyahlara dönük ithamlar eskisi gibi “siyahsa yapmıştır” kolaycılığına dayanmıyor. Ancak ırkçılık da tamamen yok olmuş değil. Polis hâlâ siyahlara karşı daha sert, hâlâ suç mahallinde bir siyah ve bir beyaz varsa gözler ilkin siyaha dönüyor. Üstelik siyahların yanına bugün Hispanik ve yer yer Asyalı göçmenler de eklenmiş durumda. Yükselen ırkçılık insanlık tarihinde yeni değil ancak politik olarak harlanan bir utanç ateşi olarak yine gündemde.

Umarız, ırkçılığın nasıl bir suç ve utanç olduğunun anlaşılması 70 yıl sonra gelen adalet gibi uzun zamana yayılmaz.

POŞET DEYİP GEÇMEYENLER: AVUSTRALYA VE TAZMANYA

Petrol denildiğinde ilk akla gelenler mazot ve benzin gibi akaryakıt türleri oluyor. Petrol, damıtma işleminin ardından pek çok maddeye dönüşebilen bir niteliğe sahip. Soğuk kış günlerinde kullanılan vazelin petrolün kullanım alanına bir örnek. Ancak petrolün akaryakıt kadar yaygın olan bir diğer kullanım alanı daha var: Plastik! Poşetlerden, evlerdeki mandala, plastik bardaklara kadar pek çok ürün petrolden üretiliyor. Benzer biçimde ülkemizde medeniyetle bir tutulan duble yolların ham maddesi asfalt da yine petrolden üretiliyor.

Asfalt ile plastiğin ham maddesinin aynı olmasından yola çıkan Avustralya büyük bir sorun haline gelen plastik atıklar konusunda harekete geçti ve yaratıcı hatta bir o kadar da örnek alınabilecek bir çalışmaya imza attı.

Melbourne’deki Downer and Hume City Belediyesi, Ağustos 2018’de 200 bin plastik poşet, 63 bin plastik bardak ve 4 bin 500 kullanılmış yazıcı kartuşunu 50 ton geri dönüşümden elde edilen asfaltla karıştırdı ve 250 ton asfalt elde etti. Bu asfalt yine söz konusu bölgede yol yapımında kullanıldı. Melbourne’ü örnek alan Tazmanya da benzer bir yöntemle yol döşedi. Eyaletin Hobart şehrinde 173 bin 600 plastik poşet ve 82 bin 500 plastik bardak kullanarak 500 metrelik yol inşa edildi.

Avustralya’da her yıl inşa edilen yol uzunluğu dikkate alındığında bu adımlar denizde bir damla değil. Ancak yol yapımı çevre hassasiyeti ve plastik atıkları verimli kullanmanın ilk örneklerinden biri. Görüldüğü gibi dünyada bazı ülkeler sadece plastik poşetleri ücretli yapmıyor, aynı zamanda var olan atıklar konusunda da işlevsel adımlar atıyor. Benzer adımların Türkiye’de de hayata geçmesi dileğiyle.


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI