Leyla kî ye?

Pazartesi, 31 Aralık, 2018
Öğrendiğimiz kadarıyla ciddi kilo kaybı olan Leyla Güven’in tansiyon düşüklüğü, baş ağrıları, baş dönmesi, ses koku ve ışığa karşı hassasiyet, dikkat dağınıklığı, uyuyamama, mide rahatsızlıkları gibi sorunları artmış durumda. 23 ranzası bulunan ama 28 kişinin kaldığı koğuşun ısınma sorununun Güven açısından ne kadar zorlayıcı olduğunu tahmin etmek mümkün. Fakat belki de Güven açısından şimdilik esas zorlayıcı olan o koşullar değil, sesinin, direnişinin ve mağduriyetinin HDP dışında hiçbir mecrada yankılanmaması.

Olağan koşullarda kanunların koruyucusu ve uygulayıcısı misyonunu devlet ve yargı üstlenir ve muhalefet de kanunların dışına çıkmakla veya onun hudutlarını zorlamakla itham edilir. Gerçekten de muhalefet kanunlardaki antidemokratik unsurların elenmesi, değiştirilmesi için mücadele eder. Fakat artık Türkiye’de muhalefet, antidemokratik yasaların değiştirilmesi, onun hudutlarının zorlanması şöyle dursun, mevcut yasaların uygulanması için bile mücadele yürütmek zorunda.

Mevcut antidemokratik yasaların bile iktidar için geniş göründüğü bu dönemde, yasanın dışındaki fiillere itiraz ettiğinizde aldığınız yanıt şu: “Uygulama böyle.” Bunun manası şu: “Yasanın değil, canımın istediği olur.”

HDP Hakkâri milletvekili Leyla Güven’in maruz kaldığı hukuksuzluğun dayanağı da kanunlardan ziyade rejimin bu yeni parolası.

Türkiye’nin Afrin’e gireceğini açıklamasından sonra yaptığı açıklamalar nedeniyle 22 Ocak 2018 tarihinde gözaltına alınan Leyla Güven, dokuz günlük gözaltı sürecinden sonra, 31 Ocak’ta çıkarıldığı Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt yöneticiliği”, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet” ve “örgüt propagandası” yapmak suçlamalarıyla tutuklandı.

Fakat iddianamesinde, gözaltına alınırkenki gerekçelerin ötesine geçildi ve eşbaşkanlığını yaptığı Demokratik Toplum Kongresi’ndeki faaliyetleri de kapsama alındı. Güven için katıldığı taziyeler, mevlitler, basın açıklamaları gibi etkinliklerde yaptığı konuşmalar ya da sadece bu etkinliklerde bulunmasından dolayı 40 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

LEYLA GÜVEN KİMDİR?

Şair Cegerxwîn, Leyla şiirinde şöyle diyor:

Şêr şêr e, mêr e yan jin e (Dişisiyle, erkeğiyle aslan aslandır)

Leyla çî ye? Leyla jin e (Leyla nedir? Leyla kadındır)
Leyla kî ye? Leyla min e (Leyla kimdir? Leylamdır)

Cegerxwîn’in Leyla’sı gibi Leyla Güven’inki de başından bugüne kadar uzun ve meşakkatli bir kadın direniş hikâyesi aslında.

54 yaşındaki Güven, Konya doğumlu, çiftçi bir ailenin en küçük kızı. 16 yaşında evlendirildiği teyzesinin oğlundan 30’lu yaşlarında boşandıktan sonra eve kapanmak yerine siyasete girdi, iki çocuğunu yetiştirdi.

1994 yılında Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) Kadın Kolları’nda siyasete başlayan Güven, 2004 yılındaki yerel seçimlerde Adana-Küçükdikili beldesinin belediye başkanı seçildi. 2009 yerel seçimlerinde ise Viranşehir Belediye Bakanı seçildi. Fakat belediye başkanlığı sırasında, o tarihlerde Fethullahçılar tarafından yapıldığı ileri sürülen KCK operasyonları kapsamında, 2009 yılında tutuklandı ve 5 yıllık hapisten sonra, 2014’te tahliye edildi. Güven, bu davadan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. 7 Haziran’da HDP’den Şanlıurfa milletvekili seçilen DTK’nin eşbaşkanı Güven, 24 Haziran’da bu sefer Hakkâri milletvekili olarak seçildiğinde, Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeydi.

Güven’in, Anayasa’nın 83. maddesine göre dokunmazlık kapsamında olan meclisteki milletvekillerinden herhangi bir farkı yok. Parlamentonun diğer üyeleri gibi yasama görevini yerine getirme hakkına sahip. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 5 yıl 10 ay hapis cezası onanan Berberoğlu için infazının milletvekilliği sona erinceye kadar durdurulması ve salıverilmesi kararı vermişti ama Güven onanmış herhangi bir cezası olmadığı halde tahliye edilmiyor.

Gerçi Güven hakkında da milletvekili seçildikten hemen sonra tahliye kararı verildi. Fakat bu karar savcının itirazı üzerine derhal hükümsüz bırakıldı ve Güven henüz hapisteyken tekrar tutuklandı!

Bu arada bırakın kendisinin de mahpusluğuna kapıyı açan partisini, bizzat Enis Berberoğlu’nun bile şimdiye kadar Güven hakkında tek kelime etmemiş olması, 54 gündür açlık grevinde bulunan milletvekili için kılını kıpırdatmaması, hukuk mücadelesinde herkesin başının çaresine baktığı dönemin ayrı bir alameti olarak not edilebilir.

GÜVEN’İN AÇLIK GREVİ

Tabii mevcut iklime göre çok sert, ama hukuki sınırlar içindeki bir talebi dolayısıyla da açlık grevindeki Güven’in ismi pek anılmıyor. Güven’e destek verenlerin bile yarım ağızla söyleyebildiği “tecrit yasalara aykırıdır” sözünün işaret ettiği kişi İmralı’da bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan. Çözüm sürecinin bitirilmesinden bu yana Öcalan mutlak bir tecrit altında. Tek istisna, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası oluşan şüpheleri gidermek üzere kardeşinin adaya gidip beş-on dakikalığına görüşmesine izin verilmesi. Onun dışında Öcalan yıllardır ne avukatları ne de yakınlarıyla görüştürülüyor. Peki hukuk mu bunu emrediyor yoksa “uygulama” mı? Artık bunu tartışmak bile bedel gerektiriyor ama Öcalan’a yapılanın istisna olduğu açık.

7 Kasım 2018’de görülen duruşmasına SEGBİS, yani “kamera” yoluyla katılan Güven, bu istisnai duruma işaret ederek Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmesi talebiyle açlık grevine başlayacağını açıkladı ve ertesi gün, 8 Kasım’da başladığı grevini bugün itibariyle 54. gününde de sürdürüyor. Yani hekimlerin açlık grevi için işaret ettiği kritik eşik olan 50 günü aşmış durumda. Ayrıca 23 ayrı cezaevinde 90 mahpusun Güven’in talebini tekrarlayarak başlattığı açlık grevi de devam ediyor ve kritik aşamaya giriyor.

Öğrendiğimiz kadarıyla ciddi kilo kaybı olan Güven’in tansiyon düşüklüğü, baş ağrıları, baş dönmesi, ses koku ve ışığa karşı hassasiyet, dikkat dağınıklığı, uyuyamama, mide rahatsızlıkları gibi sorunları artmış durumda. 23 ranzası bulunan ama 28 kişinin kaldığı koğuşun ısınma sorununun Güven açısından ne kadar zorlayıcı olduğunu tahmin etmek mümkün. Fakat belki de Güven açısından şimdilik esas zorlayıcı olan o koşullar değil, sesinin, direnişinin ve mağduriyetinin HDP dışında hiçbir mecrada yankılanmaması.

Peki, hakkında hiçbir mahkumiyet kararı bulunmayan, tutukluluğunun temel dayanağı konuşmaları olan ama Anayasa’nın emrine göre seçildiği andan itibaren tahliye edilmesi gereken Hakkâri milletvekili Güven’in açlık grevinin bu kritik eşikten sonra nasıl seyredeceğini ve nasıl sonuçlanacağını sessizlikle bekleyenler, tam olarak ne olmasını bekliyor?


İrfan Aktan kimdir?

Gazeteciliğe 2000 yılında Bianet’te başladı. Sırasıyla Express, BirGün, Nokta, Yeni Aktüel, Newsweek Türkiye, Birikim, Radikal ve birdirbir.org ile zete.com web sitelerinde muhabirlik, editörlük veya yazarlık yaptı. Bir süre İMC TV Ankara Temsilciliği’ni yürüttü. "Nazê/Bir Göçüş Öyküsü" ile "Zehir ve Panzehir: Kürt Sorunu" isimli kitapların yazarı. Halen Express, Al Monitor ve Duvar'da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI