Aydın Selcen
Aydın Selcen

Status quo ante bellum

Pazar, 30 Aralık, 2018
Esasen Putin daha uzun süre top çevirmek isterdi. Erdoğan da Trump’a gürlemek ama yağmamak. Esat’ın da mecali yoktu, işin başında YPG denetimine kendi bırakıp çekildiği alanlara geri dönmeye. Trump, Boğaç Han misali, “yıkılacak çatıya neden dayanak oluyorum” deyip çekiliverince, hem masa hem saha hareketlendi.

Henüz Akar-Fidan-Kalın-Çavuşoğlu dörtlü heyeti Ankara’dan yola çıkıp, Moskova’ya varamadan, Suriye ordusu Münbiç’e girdiğini duyurdu. “Münbiç’e girdi” demekten anlaşılan yerleşim biriminin merkezine girmek değil. Aşağıdaki haritadan da görebileceğiniz üzere, Suriye, Münbiç’i olası TSK hamlesine karşı yalıtma gayretinde.

Hatta bu türden bir hareketlilik olduğu dahi ABD askeri kaynaklarınca doğrulanmadı. ABD Özel Kuvvetleri Münbiç’te Aun Dadat ve Saydiye’deki iki ileri harekat üssünde bulunuyor. Buralardan çekilmeleri zor değil ve herhalde ilk çekilecekleri yerler olacak. Nasıl çekilecekleri de, ibrenin Ankara’ya mı, Şam’a mı baktığını gösterecek. Avantaj, şimdilik Şam’dan yana görünüyor.

Öte yandan, TSK veya TSK destekli İslamcı milislerin önüne kesmek için Esat’ın göstermelik bayrak göstermesi yeterli. Zaten oralara açılacak bir silahlı kuvveti de yok elinde. Zamanında nasıl ABD bayrak gösterip araya girdiyse, nasıl Rusya Tel Rifat’ı yasakladıysa, öyle. Aradaki fark, Esat’ın bayrağın ardına koyacak adalesi yok. Bu durumda Moskova’ya bakıyoruz, oradan da çıkan sesler, Ankara’yı gücendirmeden idare edip, Esat’a yol vermek yönünde yine şimdilik.

Esasen Putin daha uzun süre top çevirmek isterdi. Erdoğan da Trump’a gürlemek ama yağmamak. Esat’ın da mecali yoktu, işin başında YPG denetimine kendi bırakıp çekildiği alanlara geri dönmeye. Trump, Boğaç Han misali, “yıkılacak çatıya neden dayanak oluyorum” deyip çekiliverince, hem masa hem saha hareketlendi.

Derken pus dağıldı, bir de baktık ki, az gitmişiz uz gitmişiz, İslamcı milislere dünya kadar silah ve para akıtıp, iki buçuk askeri harekat yapıp (“buçuk” dediğim İdlip), “Esat gitsin” derken kendimizi Esat’ın tesisini savunduğu “status quo ante bellum” (savaş öncesi durum) için asker yazılmış bulmuşuz. Bu 2011 öncesi statüko PKK’nin Beşar Esat’ça desteklenip, Moskova tarafından koltuklandığı döneme de işaret ediyor. “Asla!” deniliyorsa, o zaman da ne Vaşington, ne Moskova deyip Tel Abyad’dan içeri dalmak gerekiyor.

Harita: SyrianCivilWarMap.com

Galatasaray’ın stoperi Ozan Kabak, 2000 doğumlu. Necip matbuatta yazılıp çizilene göre Manchester City başta önde gelen bazı “Premier League” kulüpleri peşinde. Yirmi milyon sterlin gibi rakamlardan söz ediliyor. Sözleşmesinde 7.5 milyon avroya serbest kalabileceği maddesi bulunduğundan işin rengi devre arasında belli olacak.

Southampton’un, Ozan Kabak gibi çiçeği burnunda on sekiz değil, ta yirmi altı yaşındaki stoperi Virgil Van Dijk’ı geçen sene Liverpool 85 milyon sterline transfer ettiğinde ortalık birbirine girmişti. O zaman Ada’nın necip matbuatı, yaşına, yeteneklerine, kariyerine bakarak Van Dijk’a ödenen astronomik bedelin gerçeklerden kopuk olduğunu vurgulamıştı.

Liverpool’un bu sezonki performansına bakılırsa, Van Dijk konusunda aradan geçen bir yıl sanki matbuatı değil Klopp’u haklı çıkarmışa benzer. Bizim yerli ve milli koşullarımızda “astronomik” sayılacak yirmi milyonluk teklif de Ozan için, umuyorum ve diliyorum beklentileri de karşıladığı takdirde, çok değil gelecek seneye kelepir addedilecektir.

Ozan Kabak: Yolun açık olsun.

Anımsayalım, Ozan formayı giydiğinde ne buyurmuştu bizim mandarinler: Efendim, zamanla pişecek. “Ağabeylerinden” öğrenecekleri var. Çok hata yapıyor. Sürekli penaltı yaptırıyor, filan. Demek ki Ozan’ın bu eksiklerini, ManCity ve ManU izcileri (“scout”) görememiş, bizimkiler daha iyi biliyor.

Pekiyi, Galatasaray, diğer büyüklerle birlikte, maliyesi batak hale gelip, UEFA’nın cenderesine girmese, Ozan’a yine forma verilecek miydi? Forma verilse, gereken tahammül gösterilecek miydi? Söylenene inanırsanız, hep gençliğe yatırım yapılıyor ama. Duy da inanma.

Ozan Kabak örneği, bize bir şeylerin artık biz fark etmeden değiştiğini mi anlatıyor? Bülent Korkmaz da altyapıdan gelmişti, Milan’ın Maldini’si gibi başladığı Galatasaray’da bitirdi. O sahada, biz tribünde birlikte yaşlandık.

Şimdi Ozan’ın yaşıtı taraftarlar da muhtemelen onda tam bir Galatasaraylı görüyor, onu zihninde ilahlaştırıyor. Buna karşılık, Ozan formayı giydiği ilk sezon, değil ömür boyu oynamak, daha devre arasında yolcu. Ayrıca büyüklerin altyapısından çıkacak hiçbir oyuncuyu da bu kulüplerin artık elde tutamayacakları anlaşılıyor.

Aslında Ozan kalarak değil giderek, kim bilir kaç ergene esin kaynağı olacak. Tuzu kuru taraftar belki tribünde üzülecek, haklarıdır. Buna karşılık, Bağcılar’da, Zeytinburnu’nda, Gaziosmanpaşa’da kim bilir kaç genç kafalarını yastığa koyarken “ben de Ozan gibi çalışıp, başaracağım” diye hülyalar görecek.

Acaba Ozan Kabak bir “kara kuğu” mu? Tabii ki Tanrı vergisi yetenek ve vücut; özverili, disiplinli çalışma başat etken. Ancak, pek çok değişkenin kesiştiği anda forma şansı buldu, Satürn tam da Jupiter’in tepesinden geçti. O da fırsat ayağına gelince, “buradayım!” demeyi bildi. Geçen sezonun son maçında giydiği formayı, bu sezonun devre arasında ManCity veya dengi bir “Premier League” kulübü için çıkaracağını kim, nasıl öngörebilirdi?

Suriye’de dön, dolaş vardığımız yer de biraz öyle “kara kuğu”, biraz kara mizah: Bendeniz cennetkuşu da aralarında olmak üzere, Suriye üzerine yazan, konuşan kaç kişi Trump’ın Erdoğan’la bir telefon görüşmesinde “madem çok istiyorsun, al senin olsun” diyeceğini tahmin, tahayyül edebil(ir)di? Haydi beni bir yana bırakın, kendi Savunma Bakanı kıdemli-kademeli Mattis Paşa bile “ayol, ben şoklarda filan” deyip istifasını verdi.

Sahadaki tüm oyuncular Trump’ın ani kararıyla istemleri dışında hızlı hareket etmeye zorlandı. Savaş alanında sürat ve cüret belki gerekli ama aşırı hız da kaza ihtimalini artırıyor. Gelecek iki aylık süre içinde bizi bekleyen, ABD’nin alanı boşaltması, mükemmel olmayan melez (“hybrid”) bir çözüm ve yıllar geçtikçe hem dış, hem iç politikada baş ağrıtacak ucu açık sınırötesi bir askeri bölge.

Trump denli öngörülemez olan Erdoğan da yarın “madem PKK sınırlarımızdan uzaklaştırıldı, Şam egemenliğini yeniden tesis etti, biz de Şam’la eşgüdümle çıkıyoruz Suriye’den” der mi? “Ergenekon” ve “Avrasyacılar” içeride, dışarıda Kürtlerin tepesine binme derdindeydi. Siyasi iktidarın hareket alanını sürekli kısıtlıyordu. “Amerikancı FETÖ” her türlü belden aşağı vuruşla o ekibi tasfiyeye girişti. Ama FETÖ’nün de önceliği barış sürecini dinamitlemek değil miydi?

Askeri darbeye kalkışınca FETÖ de tepelendi. Öyleyse “Ergenekon” da, FETÖ de bertaraf edildi ve Erdoğan, hatırlatmayı sevdiği üzere, yüzde 52 halk desteğine sahip, ülkeyi on altı yıldır yöneten, güçlü, popüler, mahir bir lider. Anlatıya göre Erdoğan şimdi de rejim değişikliğiyle, De Gaulle’ün V’inci Cumhuriyeti gibi, Türkiye Cumhuriyeti’ne çağ atlatıyor.

O zaman neden dönüp dolaşıp 1990’lar modeli anakronik serüvenlere çakılıp kalmış durumdayız? Yani tüm bu “vesayeti kırıyoruz” serencamından murat edilen, 1990’ların Türkiye’sine atılacak ters perende miydi? Kötü bir yıl olan 2018’in yitirdiğimiz Cumhuriyet değerlerinden Refik Durbaş’ı yılın son yazısında rahmetle analım: “Elim sanata düşer usta/Dilim küfre, yüreğim acıya/Ölüm hep bana/Bana mı düşer usta?”

Bilvesile, büyüklerimin ellerinden, akranlarımın yanaklarından, küçüklerimin gözlerinden öperek yeni yılınızı kutlarım her biri yek diğerinden değerli okuyucularım. Hiç yoktan, bari 2018’den “bir tık” daha iyi bir yıl olsun 2019. Bir parolası olacaksa 2019’un “SAYGI” olsun isterim. Hepinize saygılarımı sunuyorum.

*Kitap Önerisi: Büyükelçi Murat Özçelik’in yeni çıkan “Oyun Kuruculuktan, Oyun Bozuculuğa” kitabında naklettiği “Kürt açılımı” babında deveye hendek atlatma cebelleşmelerini ilk ağızdan okumanızı öneririm.

**Film Önerisi: “Dovlatov”, yönetmen: Alexei German, 2018.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI