Döner kavşak demokrasisi

Perşembe, 13 Aralık, 2018
Cebinden bir kağıt çıkardı Oliver. Normandiya delegelerinin listesi vardı üstünde, telefon numaraları, mail adresleri. "Bizi belirleyen doğrudan halk, başka kimse değil. Gittikçe daha çok örgütleniyoruz. Eğer eyleme katılmazsanız asıl o zaman aşırı sağın, faşistlerin, eline düşer her şey."

Döner kavşak demokrasisi her yerin kendi kararlarını öne çıkarıyor. Dalgalan bölge bayrağı!

Büyük bir alışveriş merkezinin otoparkı ‘Sarı Yelekliler’le dolu. Bazıları evlerine giderken bile onu üstünden çıkarmıyor. Bir yeni kimlik simgesi. Bir taşra kasabasında, sadece 3-4 yılda bir oy atan ’sıradan insanları’ politik bir aktör olarak oyuna sokan sihirli bir yelek. Kamel anlatıyor, orta yaşlı bir adam. Sözcü değil. Bir sohbet artık zaten, herkesin birbirinin ağzından lafı aldığı.

“Bu, halkın demokratik bir hareketidir. Bu yukarıdan yönetilen bir hareket değildir; ne devlet ne de sendikalar yönetiyor. Sendikalar bir iki gün bizle görünüp hava estiriyorlar sonra hiçbir şey yapmıyorlar. Bu, doğrudan halkın bir eylemi. Artık yeter. Vergiler, zamlar, Maastricht kriterleri yetti artık. Burada konuşurken, burada dış kamuoyuna yansıtılan şeye göre, burada demokrasi var diyorlar halbuki biz bir diktatörlük altında yaşıyoruz. Bu işin peşini bırakmayacağız Macron’un gitmesini sağlayacağız.”

.

Konuşma sonra Macron’un nasıl birden başkan olduğuna geldi. Rothschild Ailesi getirdi onu diyordu Kamel. Bunu Le Pen söylemişti, diye konuşuyoruz aramızda. Galiba sağcı, diyoruz Kamel için. Bir de Maastricht kriterlerinden söz etti. Sanırım sağcı, diyoruz. Yararlı bir tespit bu, isyana katılmayabiliyorsun böylece.

Yanındaki Sarı Yeleklinin elinde bir kızıl bayrak, sopaya sarılmış.

Bir tarafta burjuvalarla yalakaları var.

Henüz Macron konuşmadan bir gün önceydi. Dominik’e ‘döndüğünde ne diyecek?’ diye sorduk.

“Gerçek taleplerimizden, hiçbirinden bahsetmeyecek” diyordu. Bazı talepleri sıralıyordu. “Bence 5’inci madde burada çok önemli” diye ekliyordu.

Bir de ‘meclisin feshedilmesini’, referandum yapılmasını istediklerini söylüyorlardı. Pankartları vardı. Apolitik bir hareketti yani!

Bu talepler bildirgesi işi gerçekten karışık. Çok fazla, farklı sayıda maddelik bildirgeler dolaşıyor ortada. Dominik yedi maddelik dediği için yedi maddelik bulduk sonra internetten. 5’inci maddesi “Seçilmişlere asgari ücretten fazla vermeyin” diyordu kısaca.

Bildirgeyi inceliyorlar.

Ertesi gün, başka bir ‘döner kavşak’ta, Gaillon’da bu yedi maddelik bildirgeyi önlerine koyduk. Kağıdın yanına notlar düştüler, bazılarının üstünü çizdiler. “Böyle bir cümle kullanmıyoruz. Bunu hiç konuşmadık” dediler. Öyle değil mi diye birbirlerine sordular.

Yaygın, geniş tartışmalar ve uzlaşmalar demeti ‘döner kavşak demokrasisi’.

Ve bu arada yolu kesip durdurduklarında arabadakilere bir şeyler ikram ediyorlardı. Noel Baba şapkası takanlar vardı.

Oissel, Rouen yolunda sanayi ve solun ağırlıkta olduğu Manş kıyısından Paris’e çıkan başlıca nakliye hattı üzerindeki ‘döner kavşağın’ önünde dizilmiş TIR’lar vardı. Her dört dakikada bir yolu kapatıp yeniden açıyorlardı. Dar bir yol olduğundan çok etkiliydi barikat. Yine de çoğu TIR dehşetli kornalarıyla selamlıyordu Sarı Yelekleri… Kentin yönetiminde her zaman Komünist Parti ve sol partiler vardı. Bir işçi kentiydi. Bu hemen yansıyordu ‘döner kavşağa’. Sözcü Olivier aynı zamanda belediye meclisi üyesiydi. Facebook sayfasının ilk başında ‘sosyalist, hümanist’ yazıyordu. Bence bildirgenin ilk maddesi “Bütün kağıtsız göçmenlere oturum kağıtları verilsin olmalıydı” diyordu.

Döner kavşakta dalgalanan bayrak, bu bölgenin bayrağıydı. “Komünist Parti’nin Paris’te büyük festivaline bile buradaki partililer gitmez, kendileri ayrı düzenler” diyordu arkadaş.

Önemliydi bu işçi kentinden olmak onlar için.

Arkada bir karavan vardı. Sarı Yeleklilere biri hediye etmiş. Gece beklerken yattıkları oluyordu içinde. Döner kavşağın ortasına yaptıkları büyük kulübeyi polis yıktıktan sonra karavan daha da iyi bir hediye olmuştu.

Fatima ve Olivier

Bir başörtülü kadın dolaşıyordu ortada. Müslüman, Faslı bir kadındı, Fatima.

-Göçmenler eyleme katılıyor mu?

-Hep destek veriyorlar. Geliyorlar, gidiyorlar. Kadınlar pek durmuyor burada ama yaptıkları yemekleri getiriyorlar. Her gün mutlaka uğruyorlar. Hepimizin eylemi bu.

Elinde meşale ile dolaşan beyaz Fransız

Bu arada yaşlı bir ‘beyaz Fransız’ elinde yanmış bir meşale ile dolaşıyordu. Bir Arap kadın cebinden çıkarıp yaktığı küçük patlayıcıları sağa sola atıyordu. Biri masada ot sarıyordu.

“Birisi aramıza katılmak istediğinde, Facebook sayfasına, sosyal medya paylaşımlarına bakıyoruz” diyordu Olivier, Oissel döner kavşak sarı yelek sözcüsü. “Eğer paylaşımlarının arasında ırkçı, homofobik, göçmen karşıtı şeyler varsa almıyoruz.”

-‘Sarı Yelekliler’i aşırı sağcıların örgütlediği söyleniyor…

-Sağcı politikacılar eylemlerin üzerine ilk konuştuğu için böyle diyenler oldu. Siz televizyona çıkanlara aldırmayın. Hiçbiri bizim delegelerimiz değil. Bizim başkanımız yok.

‘Genel grev yurttaş referandumu’ esas talep yurttaş referandumu

Sosyalist partiden eski başkan Mitterand’ın tekniğiydi bu. Macron’nun İçişleri Bakanı da ilk başta hemen bunu yaptı. Protesto eylemlerini sağcılar olarak etiketleyerek solu uzak tutmaya çalıştı. Çevre Bakanı da mazot zammını ‘ekolojik’ gerekçelerle savundu. Geçtiğimiz cumartesi günü ‘Çevreciler’in iklim değişikliğine ilişkin yaptığı büyük yürüyüşte bunun cevabı vardı zaten. Sarı Yeleklilerin büyük eylemiyle aynı gün olmasına rağmen devlet rakamlarına göre 25 bin çevreci Sarı Yeleklileri desteklediklerini söylüyordu. ‘Ayın sonunu getirmekle, dünyanın sonunu getirmeleri aynı problem’ pankartı taşıyorlardı.

Cebinden bir kağıt çıkardı Oliver. Normandiya delegelerinin listesi vardı üstünde, telefon numaraları, mail adresleri. “Bizi belirleyen doğrudan halk, başka kimse değil. Gittikçe daha çok örgütleniyoruz. Eğer eyleme katılmazsanız asıl o zaman aşırı sağın, faşistlerin, eline düşer her şey.”

Bu gün de aynı soruyla bitirelim ‘Sarı Yelekliler’ sağcı mı ?

Yarın Paris sokaklarından devam etmek üzere…

YAZARIN DİĞER YAZILARI