Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Yaşar Arslan: Doğal gaz fiyatlarında yakın dönemde bir artış beklemiyoruz

Çarşamba, 12 Aralık, 2018
Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Başkanı Yaşar Arslan: Doğal gazın artan fiyatı bize tüketimin azalacağını ve tüketicinin tasarrufa yönleneceğini, kombi ve kazanların belirli saatler arasında yakılacağını gösteriyor. Bu zaman zaman verimsizliğe neden oluyor. Zamların etkisini anlamak için aralık ayı tüketim faturalarına bakmamız gerekiyor. Yeni yılda özellikle konut tüketicilerinin tüketim miktarlarının değişeceğini geçmiş tecrübelerimizle söyleyebiliriz.

Türkiye’deki ekonomik sıkışmışlık, liradaki devalüasyon ile tırmanmaya başladı. Bu duruma bir de petrol fiyatlarının 80 dolarlara ulaşması eklenince doğal gaz zamları art arda geldi. Kış henüz tam olarak etkisini ülke genelinde hissettirmese de kara ve soğuk günler kapıda. Doğal gaz, pek çok hanede temel ısınma aracı ve mutfağın demirbaşı. Zamlarla beraber yine kombiyi aç kapa mı yapalım yoksa en düşük de mi yakalım sorusu akılları kurcalıyor. Türkiye’de doğal gaz zamlarının nedenlerini, bunun tüketici davranışlarına etkisini, akıllı binaların enerji verimliliği konusunda yarattığı açmazı, konut sektöründeki tıkanmanın sonuçlarını ve enerjiye etkisini Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Başkanı Yaşar Arslan ile konuştuk.

Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Başkanı Yaşar Arslan

DÖVİZDEKİ VE PETROLDEKİ ARTIŞ DOĞAL GAZ ZAMMININ NEDENİ

Yaşar Bey, Türkiye’de son dönemde doğal gaz cephesi zamlarla gündemde. Toplum zamlardan sonra doğal gaz tüketiminde nasıl bir tutum takındı?

Türkiye’de doğal gazda yaşanan fiyat artışları gündem üzerinde etkili bir konu. Elektrik üretiminde kullanılan doğal gaz fiyatında ciddi bir artış var. Bu durum elektrik fiyatlandırma mekanizmasından kaynaklanıyor. Bunun yanında döviz kurlarındaki ve petrol fiyatlarındaki artış doğal gaz fiyatlandırmasında etkili oluyor. Petrol fiyatları 55 dolardan 80 dolara çıkınca bu durum zorunlu olarak fiyatlara da yansıdı. Tüketici fiyatlarını etkilemesi bu açıdan ne yazık ki kaçınılmaz.

Tüketicimiz doğal gazdaki fiyat artışı sonrası faturalarını yeni alıyor. Kış döneminin geç başlaması ve mevsimin ılık seyretmesi dikkate alındığında tüketici nezdinde henüz çok olumsuz bir yansıma söz konusu değil. Kasım ayının sıcak olması genel etkiyi düşürdü. Fiyat artışları sonrasında tüketici ilk faturayı gördükten sonra bütçesine göre tüketiminde kısıntıya gidiyor ve bunu da sürdürüyor.

KÖMÜR DE ZAMLANDI

Bu fiyat artışı yalnızca doğal gazla mı sınırlı?

Enerjideki artış yalnızca doğal gazla sınırlı değil. Kömür fiyatları da küresel piyasalardaki dinamikler doğrultusunda önemli ölçüde artış gösterdi. Aslında üç yıldır doğal gazda ciddi bir artış yoktu. Ancak kurdaki oynama ve petrol fiyatlarında küresel olarak yaşanan artış doğal gaza zorunlu olarak yansıdı.

DOĞAL GAZA YAKIN DÖNEMDE ZAM YOK

Şu anda kur eylül ayına göre düşmüş durumda, aynı şekilde petrol fiyatları da öyle. Bu durumda önümüzdeki aylarda doğal gaza yine zam gelir mi?

Dediğim gibi üç yıldır aslında doğal gaz fiyatları istikrarlı bir seyir izliyordu. Eylül ayında uygulanan fiyat artışı küresel ve ulusal dinamiklerin yansımasıydı. Kur ve petrol fiyatlarının düşüş yönlü seyri yeni fiyat artışını durdurdu. Enerji yönetimimiz, özellikle konut ve sanayide tüketicileri destekleyecek biçimde yapılandırılmış durumdadır.

DOĞAL GAZDA KONUT TÜKETİCİSİ DESTEKLENİYOR

Türkiye’de konut tüketicisi eylül ayında devreye giren Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) gün içi borsasında oluşan doğal gaz fiyatına göre yüzde 43, sanayi tüketicisine göre yüzde 5 daha düşük fiyattan doğal gaz kullanıyor. Enerji yönetimi konut tüketicisini destekleyici yönde politikalar uygulamaktadır.

ZAMLARIN ETKİSİ ARALIK FATURASINDA GÖRÜNECEK

Doğal gaza art arda gelen zamlarla beraber önceki yıla göre doğal gaz fiyatı yüzde 38’lük artış gösterdi. Bunun tüketim alışkanlıklarına yansımasını ve etkilerini ne zaman göreceğiz?

Bunun için ocak başından itibaren gelecek olan aralık ayı tüketim faturalarına bakmamız gerekiyor. Yeni yılda özellikle konut tüketicilerinin tüketim miktarlarının değişeceğini geçmiş tecrübelerimizle söyleyebiliriz.

Doğal gaz tüketiminin büyük bir kısmı elektrik üretiminden geliyor. Son dönemde hükümet özellikle elektrik üretiminde kullanılan doğal gaza ciddi bir zam yaptı. Eylül ayında yüzde 50 kadar zam yapıldı. Hükümet neden bu kadar sert bir artışa gitti?

Türkiye’de elektrik üretimi ve fiyatlandırması, özellikle EPİAŞ’ta oluşan fiyatlar zaman zaman yanlış anlaşılıyor. Orada oluşan fiyatlar spot piyasa için oluşan fiyatlar ve sürekliliği yok. Doğal gazın elektrik üretimindeki fiyatının artışı ile üretimdeki payı artan yenilebilir kaynaklara alan açmak ve doğal gazdan elektrik üretimini azaltmak, piyasayı gelecekte rahatlatacak adımlar olacaktır. Mevcut elektrik üretiminin ortalama yüzde 35’lik kısmı doğal gazdan üretiliyor. Eğer elektrik üretimini sürekli doğal gazdan yaparsanız elektrik fiyatı artar. Bu noktada farklı kaynaklardan elektrik üretimi yönünde bir politika izlenmesi ve kaynakların dengelenmesi gerekiyor. Gazdan elektrik üretiminin maliyeti yüksek. Enerji Yönetimi bu konuya dikkat ediyor ve örneğin su kaynakları azami seviyedeyse farklı bir politika, asgariyse farklı bir politika uygulanıyor.

Çeşitlendirme, sizin bahsettiklerinizin yanında termik santraller üzerinden de yürütülüyor. Kömür bu konuda Türkiye’ye çeşitlendirmede yardım edebilir mi?

Kömür santralleri konusunda yeni bir süreç başlatıldı. Yerli kömür kullanan yeni santraller kullanılmaya başlandı. Ancak yerli kömür kaynaklarının verimi ve çevre sorunları gözetilerek belli bir noktaya ulaşıldı. Yine de teşvik olmadan bu santrallerin yatırımlarını geri döndürmesinde sorunlar olduğu görüldü. Bunun için de kömür santrallerinde teşvik mekanizması geldi. Bu teşvik, zorunlu olarak doğal gazdan elektrik üretenlere de geldi. Ancak teşvik mekanizması koşullara göre değişiyor. Kömürden elektrik üretimi, Türkiye’nin elektrik üretiminde ileriki vadede olumlu katkı yaparak yerli enerji üretimine de, cari açığın azaltılmasına da katkı sağlayacaktır.

FİNANS SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTI YATIRIMLARIN ÖTELENMESİNE NEDEN OLDU

.

Ancak kömürün de bir kalemi, özellikle taş kömürünün tamamı ithal ediliyor. Bu durumda yerli üretimi sürdürmek için taş kömürü ikinci plana mı atılacak?

Türkiye’de çıkan tüm kömür kaynakları taş kömürü ve linyit ayırt edilmeden kullanılacak. Ancak Türkiye şu anda bankacılık ve finans sektöründe bir sıkıntı yaşıyor. Bu nedenle yatırımlar biraz ötelendi. Bu sorun aşılırsa yatırımlar hızlanır.

DOĞAL GAZIN ARTAN FİYATI TÜKETİMİ DÜŞÜRECEK

Tüketici cephesinde bir de yıllardır akılları kurcalayan bir soru var. Kombiler en kısıkta yakılarak mı aç kapa yapılarak mı daha çok tasarruf sağlıyor?

Bunu sürekli izliyoruz. Fiyatlarda artış yaşandığında tüketici o kalem için ayırdığı bütçe içinde kalacak şekilde tüketim miktarını kullanmaya çalışıyor. Doğal gazın artan fiyatı bize tüketimin azalacağını ve tüketicinin tasarrufa yönleneceğini, kombi ve kazanların belirli saatler arasında yakılacağını gösteriyor. Verimlik açısından bakarsak, bu zaman zaman verimsizliğe neden oluyor. Ama tüketicinin kendi ekonomisini kullanım alışkanlıklarına ve evden ne kadar süreyle ayrıldığına göre belirlemesi gerekiyor.

Bizim tüketicimiz, gerekli olmadığı zaman kombilerini kapatma yönünde hareket ediyor. Türkiye’deki doğal gaz sisteminin bir avantajı var; tüketici sayaçlardan tüketimini görebiliyor. Bu nedenle kontrollerini düzenli yaparak tüketimini belirleyebilir; kendisi için daha tasarruflu olan bir yöntem uygulayabilir.

TASARRUF İÇİN EVLERİN SICAKLIĞI 19-20 DERECE OLMALI

Artan fiyatlar karşısında nasıl tasarruf yapılabilir?

Bu konuda aslında önerilebilecek tek bir sistem var: İlk olarak konfor sıcaklığını düşürmek gerekiyor. En basiti, mevsime uygun giysilerle 19-20 derecelerde bir konfor sıcaklığında yaşamak gerekiyor. Bu yapılırsa hem kendimize hem ülkeye ciddi bir tasarruf sağlarız. Ayrıca belirli bir yatırım maliyeti olmakla beraber, binalara mantolama (izolasyon) yapılması da hem ısıtma hem soğutma giderlerinde kalıcı tasarruf sağlar. Ancak konfor sıcaklığını düşürmek en kolay ve maliyetsiz yöntemdir.

KONUT KRİZİ TÜKETİCİ SAYISINI DÜŞÜRDÜ

Türkiye ekonomisi şu sıralar sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Ekonomideki sıkıntının etki ettiği alanların başında inşaat sektörü ve konut geliyor. Bu durum doğal gaz projeksiyonunuza yansıyor mu?

Bizim projeksiyonumuza şöyle etki etti: Bizim abone bağlantısı anlaşması yaptığımız sayı ile kullanıcı sayısı arasında yüzde 10’a yakın bir fark var. Bağlantı anlaşmaları konutlar yapılırken gerçekleşiyor. Ancak konutlar boş olduğu için yapılan bu anlaşmalar kullanıcı haline gelmeyebiliyor. Özellikle bunu yeni konutlarda görüyoruz.

İnşaat sektörünün mimari anlayışında son yıllarda ciddi bir değişim var. Mesela akıllı binalar, cam binalar çok revaçta. Bu doğal gaz ve elektrik tüketimine nasıl yansıyor?

Aslında Avrupa’daki gelişmeler paralelinde Türkiye de yeni konutlarda binaların içinde doğal gaz kullanmayacak bir mimariye kaydı. Bu da aslında enerjinin bir kısmını boşa harcamak demek. Mutfaklarda elektrikli ocaklar yaygınlaştı örneğin. Tüm akıllı binalar ve yeni binalar da bu şekilde yapılıyor. Elektrik enerjisinin mutfakta kullanımından da hiçbir tüketici memnun değil. Bizim ülkemizde doğal gaza erişim çok gelişti. Dünya geneliyle kıyasladığımızda Türkiye, doğal gaza ulaşımda en iyi durumdaki ülke. 81 milyon nüfusumuzun 65 milyonu doğal gaza ulaşabilir durumda. Mutfaklarda enerji kullanımı için, doğal gaz olan yerlerde tüketiciyi mutlaka doğal gaz kullanmaya yönlendirmek gerek. Halkımız bu yeni yapılaşma modeliyle ne yazık ki saatler süren yemek pişirme eziyetine zorlanıyor.

LÜKS KONUTLAR ELEKTRİKLE ISINIYOR!

.

Doğal gaz aynı zamanda ısıtmada hayati rolde. Bu yeni ve akıllı konutlarda ısıtmada da elektrik mi kullanılıyor?

Isıtmada da bunun yansımaları var. Elektrikle ısınma tercih ediliyor ancak bunun önüne geçilmeli. Doğal gaz hem daha ucuz hem ısı değeri (kalorisi) daha yüksek. Elektrik, üretildiği noktadan tüketileceği noktaya en az yüzde 10 kayıpla ulaşıyor. Bunu da dikkate aldığınızda, elektrik yerine doğal gazla ısınmak enerji verimliliği açısından daha avantajlı bir yöntem.

İnşaat firmaları neden bu yolu seçiyor, yani doğal gaz dururken neden elektrik?

Yöntemi daha basit. Hattı içeri çekmekle uğraşmıyorlar. Daha kolay geliyor.

Elektrikle ısınma yöntemi veya kolaycılığı yeni yapılan tüm konutlarda mı geçerli yoksa daha lüks konutlar için mi geçerli?

Genelde lüks tüketim için yapılan konutlarda bu yöntem uygulanıyor ve daha çok büyük şehirlerde yoğunlaşıyor.

ELEKTRİKLE ISINMAK DOĞRU DEĞİL

Anlıyorum, ancak tüketici neden elektrik yerine doğal gaz ile ısınmalı?

Bu uygulama akıllı bina teknolojisiyle gündeme geldi. Nihai kullanıcı, enerjinin evine ulaşana kadarki süreçte ne olduğu hakkında pek düşünmez. Enerjinin en büyük kaybı taşımada yaşanır. Boru ile gelen gazın kaybı minimum seviyededir. Oysa elektrik evinize ulaşana kadar en az yüzde 10 kayba uğruyor. Isıl değer açısında iki enerji türü arasında fark var. Doğal gazın ısıl değeri daha yüksektir. Tüketici yıllarca bununla yaşayacak ve şunu düşünüyor, ben kullandıkça herhalde bunun verimi düşüyor. Ancak öyle değil. Elektrik enerjisinin kullanılacağı alanlar farklı, doğal gazın ve kömürün farklı. Bunun imar aşamasında doğru ayarlanması lazım.

Elektrikle ısınma eğilimi sorunlu görünüyor. Bu konuda bir düzenleme var mı?

Şu anda yok. Ancak önümüzdeki dönemde mevzuatlarda yer alacağını tahmin ediyoruz. Enerji İşleri Genel Müdürlüğü bu konuda çalışıyor. Daha verimli enerji kullanımı konusunda bir yol haritası hazırlıyorlar. Tahmin ediyorum yakın zamanda bu yönde düzenleme yapılacak ki zaten yayınlanmış tebliğler de var. Binalarda enerji yönetimi çalışmalarında bu da sepete dâhil olacak. Tabii başka düzenlemelerde gerekiyor.

İDEAL SİSTEM ISI ÖLÇERLERDEN GEÇİYOR

Şu an düzenlenmesi gereken başka bir konu var mı?

Evet. Önümüzdeki dönemde bölgesel olarak ısıtma ve ısı satışı konusunda politika belirlememiz gerekiyor. Bu da önemli bir konu.

Isı satışı ne demek ve nasıl avantaj sağlayacak?

Aslında zor bir sistem değil. Evlerdeki radyatörlerde ısı ve pay ölçerler olacak ve siz kullandığınız ısı ve pay kadar ödeme yapacaksınız. Bu da tüketici açısından avantaj yaratacak. Kullanmadığınız ısının bedelini ödememek demek yani bu.

Yaşar Arslan kimdir?

İstanbul Teknik Üniversitesi Metalürji Fakültesi mezunu olan Arslan, İGDAŞ’ta İstanbul Doğal Gaz Projesi’nde beş yıl yönetim kademesinde çalıştı. 1996 yılından bugüne önde gelen pek çok enerji şirketinde üst düzey yöneticilik yaptı. 2003 yılından bugüne Aksa Doğalgaz Grubu CEO’luğunu yürüten Arslan kurucuları arasında yer aldığı Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği’nin (GAZBİR) üç dönem Genel Sekreterliğini yaptı. Arslan, halihazırda sürdürdüğü GAZBİR Başkanlığı yanında, TOBB Doğalgaz Meclisi Başkan Yardımcısı ve Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı’dır.


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI