Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

Yığınlar, soyut mekanlar ve hisler: Günler Üzerimize Yığılıyor

Cuma, 23 Kasım, 2018
Nermin Er'in Galeri Nev İstanbul'daki sergisi Günler Üzerimize Yığılıyor, sanatçının soyut mekanlarını karşımıza getiriyor. Sanatçının çalışmaları dünyanın ve ülkenin içinden geçtiği tuhaf zamanlarda hislerle dolaşabilmemiz için mekanlar yaratıyor.

Çoğalan damlanın doğrulduğu yön. Lekeyi aktararak. Aştığı engel taşıyıcının kendisi. İncelerek her incelen yerden yüksek, yerden yüksek. Hafif bir uçuş, değen ayaklarıyla geride bıraktığı boş mekanlar, yollar, çarpışan köşeler, buluşan köşeler. Seyirme hali. Yıkıldı yıkılacak, içe bakan bir görüntü. Çerçeve çoğul, üst üste, kendine doğru. Eksilen boşluk. Yığın. Nermin Er.

Nermin Er, İsimsiz, 2018, 15×25 cm, 120x50x22 cm, Kağıt üzerine kağıt enstelasyon (detay)

Kağıdı bir heykel malzemesi olarak kullandığı işleriyle tanıdığımız sanatçı Nermin Er, Günler Üzerimize Yığılıyor sergisiyle Galeri Nev İstanbul’da. Titiz ve neredeyse steril işçiliği, ışık ve gölgenin ufak oyunlarıyla oluşturduğu hareketler, kavram ve figürlerin birlikteliği sayesinde kendine has bir dil ve görsellik geliştiren Er, yeni sergisinde soyut bir noktaya doğru harekete geçiyor. Figürler ve materyaller çizgilere, karalamalara, hareketlere dönüşüyor.

Lekeler, yerler, mekanlar, köşeler, yıkıntılar, görüntüler, çerçeveler… Sanatçı Nermin Er’in yeni sergisi Günler Üzerimize Yığılıyor üzerine çalışırken tuttuğu notlarda öne çıkan kelimeler bunlar. Günler Üzerimize Yığılıyor da bir yandan bu notların görsel hali. Er de bu notların kendisini soyut bir yere götürdüğünü belirtiyor. İstanbul Art News dergisinde Ulya Soley’in yaptığı röportajda şunları söylüyor:

Nermin Er, İsimsiz, 2018,15×25 cm, Kağıt rölyef ve mürekkep

“Çalışmalarım sırasında bir yandan bazı cümleler, kelimeler de not alıyorum. Bu kelimeler bazen işlerin duygusuna paralel gelişiyor, bazen de gideceğim yönle ilgili bana yardım ediyor. Yığın, yığılma kelimesi oldukça önemli mesela yaptığım serilerde; üst üste gelme, birikme, yani tıkanık ve akıcı olamayan bu hali son dönem ortaklaşa yaşadığımız bir duygu olarak görüyorum.”

Nermin Er’in sanat alanı dışındaki çalışmalarını aslında birçok kişi hatırlar. Reklam ajansları için yaptığı kuklalar, oyuncaklar herkesin hafızasında yer alıyor. Daha önceki sergilerinde gördüğümüz kağıt işleri de birilerine ilham vermiş olacak ki genç sanatçılar arasında “benzerlerini” de görmeye başladık. Er’in işlerini 2015 yılında, yine Galeri Nev İstanbul’daki son solo sergisi “Aynı Anda Başka Bir Yerde”den sonra fuarlarda ve birkaç grup sergisinde görmüştük. Geçen yıl da Kabataş’taki Kahve Dünyası’nın Yanköşe projesi kapsamında yaptığı Tek Göz Oda yerleştirmesi doğa, insan ve şehir arasındaki meseleye nahif bir dokunuş getirmişti. Yani aslında sanatçının bu soyutlama sürecini yavaş yavaş izlemiştik.

Günler Üzerimize Yığılıyor sergisi dokuların, lekelerin, gölgelerin artık kendi başlarına konuşmaya başladığı, kendi başlarına birer figüre dönüştüğü ve hareket ettiği bir yapı kurmuş. Bir yandan da birbirlerine selam eden, ufak jestlerle birbirlerine bağlanan bir işler var karşımızda. Serginin tümüne baktığımızda bir anlatı oluşturduğu hissini almak çok zor değil.
Bu noktada Er’in sergi sürecinin sonuna doğru bir arkadaşının tavsiyesiyle tanıştığı Kanadalı şair ve yazar Lisa Robertson’dan da bahsetmekte fayda olabilir. Queer mekan üzerine yazılar yazan ve sergi projelerinde yer alan Robertson’un üzerinde durduğu, kapalı mekanlar ve formlar yerine duyusal ilişkilere odaklanan “soft architecture” kavramının Er’in işleriyle uyumlu olduğunu görebiliriz. Günler Üzerimize Yığılıyor sergisindeki işler bize katı, net ve başka bir düşünceye alan açmayan mekanlar sunmak yerine aralarında hissi geçişler yapabileceğimiz mekanlar yaratıyor.

“Günler üzerimize yığılıyor. Bulutsuz. Göğün tepesindeki ince bir açıklık haricinde tamamıyla kapalı. Göğün aşağısındaki ince bir açıklık ve başka küçük açıklıklar haricinde tamamıyla kapalı.” Nermin Er, sergiye gelenleri de Lisa Robertson’un The Weather şiir kitabındaki bu sözlerle karşılamış. İşte tam da bu noktada Er’in işlerindeki soyutlamaların aslında hayatımızla ne kadar güçlü bir bağ kurduğunu görüyoruz. Dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu şu tuhaf dönemlerde, günlerin üzerimize yığıldığı anlarda Er’in işleri içinde hislerimizle dolaşabilmemiz için mekanlar yaratıyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI