Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

'İnsanın zulmünde bugün' denilmeliydi

Pazar, 11 Kasım, 2018
Bu hafta küresel ve ulusal medyada ön plana çıkan bir video özellikle sosyal medyada defalarca paylaşıldı. Görüntülerde karlı bir dağda yürüyen anne ayı ve yavrusu var. Yavru ayı annesiyle dağın zirvesine doğru tırmanırken defalarca kayıyor ve yılmadan yeniden tırmanıyor...

Küresel gündem bu hafta en yoğun zamanlarından birisini yaşadı. 5 Kasım Pazartesi günü devreye giren İran yaptırımları sadece İran açısından değil, küresel bir etki doğurması açısından da dikkatle izlendi. Yaptırımların hedefinde petrol ihracatı olduğu için İran’dan petrol alan ülkeler, ABD’ye durumlarını daha önce iletmişti ve bu çerçevede başvuru yapan sekiz ülkeye altı ay süreyle geçici bir muafiyet tanındı.

Gündemin diğer önemli başlığı İran yaptırımlarında başrol oynayan ABD’ydi. ABD’de 6 Kasım’da ara geçimler yapıldı. Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduğu dönemde ABD siyasal sisteminde iki önemli kurum olarak bilinen senato ve kongrede Cumhuriyetçi Parti’nin ağırlığı vardı. Trump da aynı partinin adayı olarak Beyaz Saray’ın sahipliğini üstlendiğinden yargıç atamalarından soruşturmalara, göç dalgasına dönük politikadan küresel yaptırım kararlarına kadar Cumhuriyetçilerin politikaları kolaylıkla ABD politikaları haline geldi. Bu nedenle ara seçimler dikkatle izlendi. Seçim sonuçlarına bakıldığında geleneksel bir dağılım dikkat çekti. Kongre’de Demokrat Parti, Demokratlar, ağırlığını koyarken, Senato yine Cumhuriyetçilerde kaldı. Bu durum Trump’ın işinin eskisi kadar kolay olmasa da ABD kamuoyunda Trump politikalarının çok da sorunlu bulunmadığına dönük bir izlenime neden oldu.

ABD’nin öznesi olduğu iki başlık hafta boyunca kürenin en fazla konuşulan iki başlığıydı. Ancak küre ABD ve onun politikalarından ibaret değil. Bunların dışında yeteri kadar dikkat çekmeyen iki önemli konuyu ele alacağız.

Yavrunun azmi annesinin çaresizliği ve insanın utancı

Bu hafta küresel ve ulusal medyada ön plana çıkan bir video özellikle sosyal medyada defalarca paylaşıldı. Görüntülerde karlı bir dağda yürüyen anne ayı ve yavrusu var. Yavru ayı annesiyle dağın zirvesine doğru tırmanırken defalarca kayıyor ve yılmadan yeniden tırmanıyor. Dördüncü ya da beşinci denemesinde annesinin yanına ulaşmayı başarıyor. O görüntülere bakıldığında anne ayının neden yavrusuna yardım etmediği sorusu akıllara takıldı. Hatta sosyal medyada insanların kendisine tepkisinden habersiz olan anne ayı, neredeyse linç edilecekti. Yavrunun sevimliliği ve azmini heyecanla izleyenler kadraja anne ayı girdikçe “Canım böyle de olmaz ki, ne biçim annesin yardım etsene yahu” kaş çatmasından had bildirmeye kadar vardırdılar olayı.

Öncelikle çattığınız kaşlarınızı rahat bırakın, öfkenizi de kontrol edin. Anne ayının yavrusuna yardım edememesinin nedeni var. Sanırım kimse bu görüntü nasıl çekildi sorusuna takılmadı. Görüntü bir dronla çekildi. İnsanın her yaptığı icadı yakından takip etmek zorunda olmayan, basit bir biçimde insana rağmen doğada hayatta almaya çalışan, pek çok canlı gibi anne ayı drondan korkuyor. Dahası, onun yeni bir tür, kartal ya da başka canlı olduğunu düşünüyor. Kendilerinin av olduğunu düşünen anne ayı, koşarak oradan uzaklaşamıyor çünkü yavrusu var. Yavru, anne kadar durumun farkında değil, en azından annesinin yanında olmak istiyor. Yavrunun büyük azmi diye verilen haber, aslında “insanın zulmünde bugün” başlığı ile verilse daha anlamlı olurdu.

İnsanın davranışlarını sürekli izleyen kameralar sokaklara konulduğunda dünya genelinde “büyük abi bizi izliyor” (big brother wathces us) 1984 distopyasında George Orwell bugünü yazmış deniyordu. Oysa doğal yaşam ve hayvanlar onların iradesi olmadan kamera bulunduğundan bu yana izleniyor. Hayvanlar üzerinde yoğun stres yarattığı biyologlarca defalarca ifade edilse de görüntü çekmeye dayanan sürek avı devam ediyor. En azından kameraları saklıyorlar, canlılara zarar vermiyorlar tesellisine sığınıp, dünya gezegeni belgesellerini izledik. Ancak dron, onu hiç görmemiş insanlar ve hayvanlar üzerinden büyük bir stres ve korku kaynağına dönüşüyor. Ne olduğunu anlayamadığı bir cisimle burun buruna gelen anne ayının travması bir yana atılıyor ve yavruya bakıp, “vay be helal olsun” deniyor. Anne ayının çaresizliğini ve korkusu görmezden geliyor. Teknoloji sadece insan ve onun merakını gidermek için oluşturulmuyor. Ayrıca, doğadaki canlılar da 24 saat izleyeceğimiz, keşfedeceğiz bir merak yolcuğunun nesnesi değil. O meşhur video karşında hissedilecek tek şey sanki utançmış gibi geliyor.

Sri Lanka siyasi krizinde oklar neden Çin’i gösteriyor?

Hindistan’ın hemen altında yer alan çay diyarı Sri Lanka yaklaşık iki haftadır, küresel gündemde çok ön plana çıkmasa da dikkatle izlenmeye değer gelişmelere sahne oluyor.

Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena anlaşmazlık yaşadığı Başbakan Ranil Wickremesinghe’yi 26 Ekim’den azletti ve yerine eski Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa’yı atadı. Aynı gün ulusal parlamentonun çalışmasını 16 Kasım’a kadar askıya aldığını duyurdu. Ekim ayında ülkenin ulusal parlamentosunu feshetti. Kısa süre sonra da 5 Ocak’ta genel seçim yapılacağını ve o zamana kadar parlamentoyu feshettiğini kararname ile duyurdu.

Başbakan Wickremesinghe’in azledilmesi ve yeni Başbakan’ın parlamentoda güven oyu alması gerekirken Sirisena, parlamentoyu neden feshetti? Sirisena şiddet olaylarını gerekçe olarak gösteriyor. Devlet Başkanı’na fesih için gerçekçe sunan olaysa şu: Wickremesinghe hükümetinde petrol bakanlığı yapan Arjuna Ranatunga geçen hafta Rajapaksa destekçilerince protesto edilmiş ve Ranatunga’nın korumalarının kalabalığa ateş açması sonucunda bir kişi öldürülmüş, üç kişi de yaralanmıştı. İşte Sirisena benzer bir şiddet gösterisinin parlamentoda yaşanabileceğini iddia ederek meclisi feshetti.

Devlet başkanı ve başbakan arasında anlaşmazlık olması, Sri Lanka başta olmak üzere pek çok ülkede görülen bir durum. Ancak hiç kimseye danışılmadan başbakanın görevden alınması, yetmezmiş gibi 2005-2015 arasında Sri Lanka Devlet Başkanlığı yapan Rajapaksa’nın bu koltuğa getirilmesi toplumda da tepkilere neden oldu. Rajapaksa’nın en dikkat çeken özelliği Çin ile yakın ilişkileri desteklemesi. Kendisinin başkanlık döneminde Sri Lanka, Çin’e milyar dolarlarca borçlandı. Ülke hâlâ bu borç yükünün altında eziliyor. Parlamento Rajapaksa’yı başbakan olarak tanımadığı ve Wickremesinghe görevden alındığı için şu an ülkede siyasi bir kriz var. Üstelik krizin 5 Ocak’taki seçimlere kadar süreceğine de kesin gözüyle bakılıyor.

Bölgede çıkan gazetelere göre, Sirisena’nın başbakanı, Batı’ya yakın liberal politikaları savunduğu için görevden aldığı iddia ediliyor. Hindistan basınında bu durum Çin darbesi olarak ele alınıyor. ABD, Avusturalya, Kanada ve İngiltere’nin Güney Asya temsilcilikleri kaygılarını iletmek için sıraya girmiş durumdalar. Perde arkasındaki özne olarak görülen Çin ise, krizin Sri Lanka’nın iç işi olduğunu ve karışmayacaklarını ifade ediyor. Ancak liberal politikalar yanlısı, Wickremesinghe azledilip yerine Sri Lanka’yı Çin’den uçsuz bucaksız borçlar alarak kara bir döneme sürükleyen ve literatüre Sri Lanka örneği olarak geçmesine neden olan Rajapaksa’nın atanması, Pekin’in süreçte rol oynamasa bile gelişmelerden memnun olduğunu gösteriyor.

 


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI