Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

Angela Merkel ile Meghan Markle arasında sıkışmak

Pazar, 4 Kasım, 2018
Küre, bu haftaki turunda kadınların durumunda ve rollerinde erkeklerin eliyle çizilen sınırları yeniden önümüze koydu. Seçim sizin: Ya Meghan olacaksınız, ya Merkel ya da "Kurallarınıza meydan okuyoruz biz. İnsan olarak, birey olarak nasıl istiyorsak öyle olacağız. Siz de makyajımıza, etek boyumuza, buruşan cildimize bakıp kanaat getirmekten vazgeçin" diyeceksiniz.

Yaklaşık üç haftadır kürenin yedi gününde fazla ön plana çıkmayan haberlere dikkat çekmeye çalışıyoruz. Dünya öyle hızlı dönüyor ki en batıda gerçekleşen önemli bir gelişme telefon ya da bilgisayar ekranına düştüğünde doğuda ne oluyor acaba sabırsızlığıyla yoğruluyoruz. Gündemin hızlı akışı ve haberlerin üst üste gelmesini “haber bombardımanı” şeklinde tanımlayanlar var. Bomba, aslında bir savaş aracı, ben de biliyorum haber bombardımanı mecazi; ancak tıpkı bir bombanın bir dakika öncesine göre düştüğü yerde yarattığı tahribat gibi, hızlı akışla zihinlere düşüyor. Herhangi bir akıllı telefon kullanıcısı, çeşitli dillerde sadece önemli haberleri derleyen, son dakikaları içeren haberlere hemen ulaşsın diye yüzlerce uygulamaya ulaşabiliyor.

Siyasi haberler, ekonomi haberleri, hele ki de enerji haberleri söz konusuysa Merkel dışında kadınların adının geçtiği bir haber metni yakalamak zor. Takım elbiseli, asık suratlı (buna Lavrov kadar asık suratlı diyebiliriz – bir gülümseme ölçü birimi olarak Sergey Lavrov!) erkeklerin küredeki etkinliklerine bakıyoruz. “O kadar da değil, kadın haberleri de var” diyenler, elbette var ancak o haberleri yaşam, magazin kısmında bulabiliyoruz.

Dünyanın güneş etrafında yedi kere dönüşünü tamamlamasını bekledik ve üç kadın haberiyle dünyayı ele alalım dedik. İlk konumuz AB’nin en güçlü ülkesi, panzer lakaplı devleti Almanya’da uzun süre Başbakanlık (şansölyelik) yapan Merkel’in “Aman yettiniz be, hep eleştiri hep eleştiri! 2021’de bırakıyorum, rahat mısınız?” çıkışı. İkinci haberimiz, yüzyıllardır hep sorulan soruya Japon Prensesin şanı, statüyü bırakıp “Paranız sizin olsun ben aşkı seçiyorum” yanıtlı evliliği. Son haber ise geçmişi yokmuş gibi Prens Henry’nin eşi olarak anılan, aslında iyi bir oyuncu ve güçlü bir kadın olan Meghan Markle’in Yeni Zelanda gezisi.

ŞANSÖLYE OLMAK SERTLİK GEREKTİRİR

Angele Merkel ismini ülkemizde ve dünyada bilmeyen azdır. 2005’ten bu yana Almanya Şansölyesi olan Merkel, Avrupa’da dahil onlarca başkan değişikliğine ve biri küresel pek çok krize tanık oldu. Ancak Merkel hep dimdik. Yüzünden mimiklerini okumak güç. Merkel sertliği ve kuralcılığı ile biliniyor. Kemal Sunal’ın Tarzan Rıfkı filminde Kara Mithat’ın dediği gibi “Laubalilikten hoşlanmam, ciddiyeti severim, disipline hayranım” sözleri Merkel için söylense kimse yadırgamaz. Ben bu sözleri Merkel söyledi desem, kendim dahil kimse yadırgamaz.

Karakterindeki ciddiyetin en önemli ipucu Merkel’in giyim ve kuşamında karşılık buluyor. Aşırıdan uzak renkler, abartıdan uzak takılar ve varla yok arasındaki makyaj. Öyle ya düğüne mi gidiyor Merkel? G7 Zirvesi, G20 Zirvesi, NATO’su, AB’si hem ciddi olmak hem “benim sizden farkım yok” demek zorunda. Merkel’in farkım olmamalı dediği dünyadaki erkek liderler.

Kadın olarak dünyada önemli bir koltuğa oturacaksanız, hele bu koltuk birinin eşi olmakla tanımlanmadığınız bir alansa, hiç kusura bakmayın “kadınlığınızı bir kenara koyun” deniyor. Bunu diyenler erkek olduğu için haklı erkekler. Ne demek makyaj, ne demek kırmızı ruj, o kafam kadar kolye nedir hele? Yok oldu olacak bir de abiye giyseydin. NATO toplantısı bu hanım NATO toplantısı! Kafan çalışıyor olabilir, benden fazla dil biliyor olabilirsin, zekana diyecek yok tamam, amma, erkekler mahallesinde liderlikse gayen, kurallara uyacaksın. Numunesin sen, ona göre. Neyin numunesi? Eşitsizlik üstüne kurulu sistemi dişiyle tırnağıyla binbir çeşit mücadeleyle kazanan kadınların örneğisin. Sistem kadınlara eşit davranıyor. Bir zahmet siz de duygusal olmayın, makyaj yapmayın, topuklu ayakkabı mı zinhar giymeyin, insan olun insan. Pardon insansınız yani de kadın gibi kadın olun, hatta erkek gibi, adam gibi kadın olun. Bakın Merkel’e kadın, adam gibi adam.

İlla da süslenelim, dünya biraz sizin kurduğunuz düzen yüzünden eşitsiz diyecekseniz, gidin bir prens bulun kendinize, evlenin onun düşesi olun. Merkel bu kalıptaki eleştirileri önceden biliyordu ve öyle bir kadın oldu. Erkek egemen sistemin tanımladığı, kadınlığın silikleştiği bir başbakan. Merkel bunun suçlusu değil, sistemi kuran ve böyle sürdüren pek de gizli olmayan öznelere dikkat kesilmek, sana mı soracağım demek gerek belki.

AYAKO’NUN SEÇİMİ: AŞK MI STATÜ MÜ?

Ayako bilgili ve ilgili okurların bileceği üzere bir Japon ismi. Ancak küresel olarak Ayako isminde bir kadının gündem olması için ya bir skandala ya bir felakete ya da statüye sahip olması gerekir. Yazıya konu olan Ayako sonuncusuna giriyor. Japon İmparatoru’nun (“Ne? Japonya’da imparatorluk mu var?” diyenler; var ama sembolik) kuzeninin kızı olan 28 yaşındaki prenses Ayako, büyük bir gemicilik şirketi için çalışan 32 yaşındaki Kei Moriya ile evlendi. Ayako aşkı seçti, yere batsın statünüz dedi. Bir kadının aşkının peşinden gitmesi, “kadınlar duygusal varlıklardır” diyen çok bilmiş cenah için adeta yeni bir örnekten öteye geçmedi. Ayako bir kadındı ve sıradan biriyle evlenecekse, imparatorluk gibi rasyonelliğin kalesinde barınamazdı. Barınmadı da.

Oysa Japonya’dan uzaklaşıp İngiltere’ye geldiğinizde “sıradan kadınlara gönül vermiş, yüce prensler diyarına ayak basarsınız. Lady Diana’nın eşi bir veliaht olan Prens Charles’tı. Onun küçük oğlu Prens Henry abisinin aksine bu yıl ABD’de bir dizi film oyuncusu olan Meghan Markle ile evlendi. Meghan’ın düğününe Kraliçe’nin asık suratı damga vurmuştu. Bu Kraliyet prenslerinin kendilerine uygun olmayan kadınları seçmesi, hatta kadınları seçmesi başlı başlına sorundu. Kabil olsa prensler kendileriyle evlenmeliydi. Meghan Kraliyet’e pek uymayan bir tarzda giyiniyordu, çok gülüyordu, aşırı neşeli bir kadındı. Sanki bu kadar gülecek ne vardı? Bak güldün de ne oldu Kraliçe düğününde kırmızı değil, sarı giydi de seni rezil etti. Ah toy kadın Meghan, kadın olarak zaten değerliymiş! “Git Buckingham’dan ötede değerli ol” denecekti utanılmasa ama masallardaki cesur prens “hayır” dedi, “Meghan olmazsa yaşayamam” dedi. Yaşayamam, dememiştir de işte kendini evlilik üstünden kanıtlamaya girişti. Nihayetinde Meghan evlendi.

MEGHAN MARKLE YENİ ZELANDA’DA: AÇILIN KAPILAR DÜŞES GELDİ

Bu hafta Meghan Sussex Düşesi olarak eşi Prens Henry ile beraber eski bir sömürge olan Yeni Zelanda’ya gitti. Meghan’ın ışığını çabuk söndürmüştü, Kraliyet düzenin yüzyıllar önce kadınlara ve rollerine dönük listesini hazırlayan erkek eli. Koyu mavi bir elbise, elbet diz altında etek boyu, şık ancak gösterişten uzak bir makyaj. “Yeni Zelanda da çok güzel bir ülke ve kadın haklarına duyarlı” tadında cümlelerle bir konuşma yaptı. Kadın olarak hele ki medya için en büyük başarısı Prens ile evlenmek olan bir kadın olarak sosyal sorumluluğa, adalete vurgu yaptı.

Meghan’ın vurguladığı konular, her insanın gündeminde olması gereken konular. Ancak Meghan artık Meghan değil, Sussex düşesiydi. Sanki kötü bir el, onun geçmişini silmiş ve tek rolünü hanedanı biraz silikçe temsil etmeye indirgemişti. Hanedana gelin gidecekseniz hiç kusura bakmayın çalışmayacaksınız. Zaten kadınlar aile bütçesine katkı olsun diye çalışmıyor mu? Ne demekmiş “bireyim ben, çalışmak istediğim işi yapmak benim kimliğimi, sosyal varlığımı inşa eden bir süreç…” Laflara bak, bunlar işte hep üst akıl. Üst akıl kadınlarımızı erkeklere karşı kışkırtıyor diyecek yakında mevki makam sahibi bir erkek sesi.

Avrupa’daki ve Japonya’daki kadınlık halleri böyle. Kurallar önceden konulmuş deniyor. Başbakan olacaksanız Merkel’e, Prensle evlenecekseniz Meghan’a, ben kendi hayatımı yaşayacağım diyorsanız Ayako’ya bakacaksınız. Kurallar, kuraldır. Bakın misal bizim ülkemizde soyadı Kural olan birisi, soyadının hakkını verircesine kuralları çok iyi öğrenmiş. Bir kadına rahatlıkla şiddet uyguladı. O da biliyor kuralları, o da biliyor, erkek egemen düzenin “olmasın koçum bir daha, kadınlar çiçektir” diyeceğini. Böyle güzel bir kadına bu yapılır mı dedi bazı erkekler. Tabii güzellik erkeklerin belirlediği bir standarttır ve onlara uymuyorsanız şiddet görmeniz sorun değildir.

Küre, bu haftaki turunda kadınların durumunda ve rollerinde erkeklerin eliyle çizilen sınırları yeniden önümüze koydu. Seçim sizin: Ya Meghan olacaksınız, ya Merkel ya da “Kurallarınıza meydan okuyoruz biz. İnsan olarak, birey olarak nasıl istiyorsak öyle olacağız. Siz de makyajımıza, etek boyumuza, buruşan cildimize bakıp kanaat getirmekten vazgeçin” diyeceksiniz.

 


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI