Ak Günlerin Karaoğlan’ı: Şarkılarda Ecevit

Pazar, 4 Kasım, 2018
Ecevit, her şeyden önce kibarlığıyla halkın gönlünde taht kurdu. Bugün baktığımızda (çıkar ilişkileri doğrultusunda desteklenenler dışında) ona benzer bir lider yazık ki göremiyoruz. Olanı da iktidar hapse atıyor. Dileğimiz herkesin özgürce siyaset yapması. Şarkılar, türküler hangi liderin “önde” olduğunu gösteriyor, tarihe onlar kalıyor.

5 Kasım, Türkiye’nin gördüğü önemli liderlerden birinin aramızdan ayrıldığı gün. Bir dönem “umudumuz” olarak adlandırdığımız Karaoğlan namıyla maruf Bülent Ecevit, 2006 yılında, uzun bir hastalık sürecini müteakip hayatını kaybetti. İyi bir lider olmasının ötesinde iyi bir çevirmen ve şair. Gençlik döneminde Tagore’den yaptığı çeviriler hâlâ en özeller arasında sayılıyor. Sanatla hemhal oluşu –ki aslında bizim liderlerde zor görülen bir özellik bu– müzikle de alakadar olmasını sağlıyor. Sadece dinleyici olarak ilgilenmiyor, müziği kullanıyor. Bugün seçim meydanlarının vazgeçilmezi olan şarkılı propaganda, biraz da onun sayesinde: 4 Ekim 1973’te yapılan seçimlerde iki Şenay şarkısını (“Sev Kardeşim” ve “Hayat Bayram Olsa”) meydanlara indiren Ecevit, 1977 yılının 5 Haziran günü yapılan seçimlerde de partisine özel şarkı besteletti, meydanlarda onu çaldı. Kendisine ve partisine destek olarak yapılan plakları saymıyorum bile.

Ölümünün on ikinci yılına yaklaşırken, onu adına yapılan şarkılarla anmak isterim. Atatürk’ü saymazsak hakkında en çok şarkı yapılan lider, Ecevit. Şiirlerinden yapılan şarkılar ve 1974 yılının 20 Temmuz günü yapılan Kıbrıs “Barış” Harekâtı sonrasında bir anda piyasayı kaplayan Kıbrıs şarkılarını bu hesaba katmıyorum üstelik… Kıbrıs ayrı bir yazının konusu ama Ecevit için yapılan ya da şiirlerinden bestelenen şarkıların bir kısmını bu yazıda anmak isterim.

Karşımıza çıkan ilk plaklardan biri, erken dönemde Ecevit’e hayranlığını sazıyla ifade eden Feyzullah Çınar’a ait: “Ecevit’e Gel”. Tam tarih vermem mümkün değil ama 1973 ya da 1974 yılında yayımlanmış olmalı; Kıbrıs’tan hemen önce yani… Sözleri şöyle: “Ey fakir vatandaş derdine çare / Buldurmak istersen Ecevit’e gel / Alnına yazılan kara yazıyı / Sildirmek istersen Ecevit’e gel /…/ Soyguncuya tefeciye haddini / Bildirmek istersen Ecevit’e gel, dost…” Ecevit’in yükselişini sezen, ona destek vermek için sazına yüklenen Çınar, memleket tarihi açısından önemli sayılabilecek bir plağa imza attığını muhtemelen bilmiyordu.

Kapağında, neden bu plağın yapıldığına dair bir açıklama var zira o güne dek benzeri görülmemiş bir plak bu. Hikâye, şöyle anlatılmış: “Büyük liderler, toplumların ve halkın öncüleri, en güzel ve en güçlü övgüleri gene halkın kendisinden, yani halkın kulağı, dili ve beyni olan halk ozanlarından alırlar. Büyük kurtarıcı Atatürk’ü dile getiren en güzel şiirleri ve türküleri yaratanlar başta Veysel olmak üzere halk ozanları değil mi? Bir liderin düşünceleri halk türkülerine geçtiği, halkın dilinde şiir ve türkü olduğu gün artık bütün bir toplumun malı durumuna gelmiş demektir. Tük halkına yakın olmayı, köylünün, işçinin, esnafın derdi ve sevinciyle birlik olmayı en büyük amaç sayan Cumhuriyet Halk Partisi’nin büyük lideri Bülent Ecevit için bu küçük plak kuşkusuz en güzel armağandır. Çünkü güçlü halk ozanımız Feyzullah Çınar halkımızın sesidir. Halkımızın dertlerini ve umutlarını onların tâ yüreğinden kopup gelen bir kuvvetle söylemekte, usta sazını, sesini ve sözünü bütün bir ülkeye duyurmaktadır.”

Biraz ilerleyelim, şarkının sonundaki sözlere dikkat kesilelim: “Dinle Feyzullah’ın gerçek sözünü / Gafletten uyanıp da aç gözünü / Atatürkçü olup halkın yüzünü / Güldürmek istersen Ecevit’e gel, dost // Tek umudu sensin / Yoksul halkımın / Toprak işleyenin / Su kullananın…”

Bir dönem yapılan destek şarkıları, liderin ya da temsil ettiği partinin sözlerinden, programlarından, sloganlarından üretilmiş. Nitekim yukarıdaki metinde de bunun altı çizilmiş. En güzel örneklerden biri, Ecevit’in 1973 seçimlerinde kullandığı “Ak Günlere” sloganından yola çıkarak yapılanlar… Ali Taşkesen tarafından seslendirilen “Ak Günlere”, seçimlerin resmî şarkısı: “Bu zor günler yakında biter, ak günler başlar / Haydi arkadaşlar, hep beraber el ele ak günlere…” Plağın kapağında Ecevit’in bir portresi var.

Aynı slogan, 1977 seçimlerinde de kullanılmış. Bu kez yanına bir başka slogan iliştirilmiş: “Yeni Türkiye” Bugün baktığımızda ne kadar tanıdık… O yıl seçim şarkısını bu sloganlardan yola çıkarak Ünol Büyükgönenç yapmış: “Müjdemiz var dostlar, gözünüz aydın / Yeni bir Türkiye doğacak bizden // Kalkınan, bağımsız, güçlü ve saygın / Yeni bir Türkiye doğacak bizden // Kardeşi kardeşe düşman olmayan / Ana yüreğine acı dolmayan / Zulmün, işkencenin yeri olmayan / Yeni bir Türkiye doğacak bizden // Ak günlere doğru, hepsi umutlu / Kırk milyon el ele, her biri mutlu / Özgürlük soluklu, barış soluklu / Yeni bir Türkiye doğacak bizden // Öyle ki ne ezen ne de ezilen / İnsancasına ve hakça bir düzen / Halk iktidarını kurup yükselen / Yeni bir Türkiye doğacak bizden…” O yıl, Ecevit’in bir şiirinden bestelenen “Uyum”un son dakikada seçim kampanyasına dahil edilmesi iki şarkı arasında tuhaf bir rekabet yaratmış ama meydanlara iki şarkı birden çıkmış.

Ecevit şiirlerinden bestelenen şarkılara geçmeden önce, ‘70’li yıllar boyunca yapılan kimi şarkıları art arda sıralayayım. Bunlar, halkın taleplerini dile getiren, yekten Ecevit’i destekleyen şarkılar. “Umudumuz” olarak ortaya çıktığı dönemde bunca şarkının yapılmış olması şaşırtıcı değil. Şüphesiz Ecevit’e karşı yapılmış şarkılar da var ama önce destekleyenlere hızlıca göz atayım ve aklıma ilk gelenleri art arda sıralayayım: “Baba Ecevit” (Zehra Sabah), “Bizim Ecevit” (Âşık Şahturna), “Bu Sene Oyumuz Ecevit’edir” (Âşık Yoksulî), “Dünyaya Ecevit Yazacağım” (Ramazan Ceyhanlı), “Ecevit Baba” (Ali Pınar), “Ecevit’i İstiyoruz” (Aşık Arabî), “Geliyor Karaoğlan” (Hakkı Fidan), “Halk Ecevit’i İster (Çekil Artık Demirel)” (Kemâl Güney), “Seninleyiz Ecevit” (Nurhan Varveren), “Ucuzluğa Yüklen Kurtar Bizi Karaoğlan” (Rıza Konyalı), “Ümidimiz Sensin Ecevit” (Âşık Devrimi), “Zamdan Kurtar Ecevit” (Gültekin)… Bunlar arasında dikkat çeken, Mehmet Batur imzalı “Çukulat Gibi Yutar Karaoğlan”: “Bunca kâfirlerin kalbini yakan / Yerini tutamaz hiçbir başbakan / Nice Süleymanlar nice Erbakan // Çukulata gibi yutar Karaoğlan Karaoğlan / Ecevit Karaoğlan // Feyzioğlu her zaman dile sen oyu / Erbakan’ın zaten değişmez huyu / Demirel’i bilir bütün kamuoyu / Elbet bir gün tahttan atar Karaoğlan / Ecevit Karaoğlan // Dünyada ikinci Türk’ün atası / Fakirin anası hem de babası / Girne Lefkoşe’yi yeşil Kıbrıs’ı / Bizim Türkiye’ye katar Karaoğlan / Ecevit Karaoğlan // Batur’un sözleri hepsi de sana / Vatan teslim olmaz bir Süleyman’a / Ecevit her zaman halkından yana / Ezilmiş halkını tutar Karaoğlan / Ecevit Karaoğlan / Kahraman Karaoğlan…”

Bu bahiste anmamız gereken plaklardan biri, Ali Avaz imzalı; “Haydi Bastırrrr Karaoğlan (Ecevit Geliyor)” başlığını taşıyor. Ecevit, plağın kapağında elinde altı oklu bir mızrakla resmedilmiş ve oklarla kovaladıkları şöyle betimlenmiş: Tefeci, vurguncu, sömürücü, istismarcı, karaborsacı, pahalılık… Plağın arka yüzünde bir Demirel şarkısı var: “Gudbay Sülü”. Ecevit’i destekleyen şarkılar, en büyük rakibi Demirel’i yerden yere vuruyor. Demirel, plaklarda da Ecevit’e rakip. Arada tek bir fark var: Ecevit şarkılarının çoğu olumlu, hakkında kötü söz söyleyen az insan var; Demirel şarkıları ise olumsuz, hakkında iyi şey söyleyenlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Ecevit’in kahramanlaşmasının sebeplerinden biri, Kıbrıs “Barış” Harekâtı. Başta da söyledim, bu dönemde art arda pek çok plak çıkıyor –ki sayısının iki yüz civarında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Alaturkadan popa, kantodan türküye her alanda yapılmış onlarca plak… Dediğim gibi, bunlar, ayrı bir yazının konusu.

Muazzez Türüng’ün Ecevit hakkında yapılan şarkıları neredeyse özetleyen plağı, “Ak Günlerin Karaoğlan’ı”. Ayşem, “Gel Ecevit Gel” adlı plağında genç siyasetçiyi iktidara çağırırken Atatürk’ün yolundan ilerliyor oluşunu vurgulamış –ki Ecevit plaklarında en çok rastlanan vurgulardan biri bu: “Ata’nın izindesin / Dünyanın gözündesin / Eller ne derse desin / Milletin kalbindesin…” Bu bahiste unutmamamız gereken iki de Selda şarkısı var: “Karaoğlan” ve “Sağ yanımda Sülo var / Eco’ya dönder beni” nakaratlı “Eco’ya Dönder Beni”… Bunca olumlu şarkıdan söz ettim, olumsuzları ıskalamayayım ve şiirlerinden bestelenen şarkılara geçmeden önce birkaç örnek vereyim: “Bastırma Karaoğlan Bastırma” (Ercanlar), “Ecevit’ten Zam Geliyor” (Muhlis Akarsu), “Ortada Kaldık Karaoğlan” (Ali Şan), “Yallah Tazyik Karaoğlan” (Zehra Sabah).

Gelelim şiirlerinden bestelenen şarkılara… “Uyum”u az önce andım. İki farklı bestesi var: Biri, Selman Ada tarafından yapılan. Diğeri, Gülgün Alanyalı’nın yorumladığı… Mavi zeminli kapağında bir Ecevit profili olan plak, Karaoğlan adlı şirket tarafından piyasaya verilmiş! Modern Folk Üçlüsü’nün 1977 tarihli “Takalar”ı, ilk “sivil” beste. Şarkı, 1978 yılında Nükhet Duru’nun da katılımıyla yeniden yorumlandı. Aynı beste, Senem Diyici tarafından da caz formunda yorumlanmıştı.

‘80’li yıllara geldiğimizde Ecevit imzasını bir Fikret Kızılok şarkısında görüyoruz: “Olmasın Varsın”. Kızılok, “Türk – Yunan Dostluk Şiiri”nden bestelediği bu şarkıyı, Bülent Ortaçgil’le Çekirdek adına yaptığı “Pencere Önü Çiçeği” albümünün açılışına koymuştu. Bu, bestelediği ilk Ecevit şiiri değil. 1975 yılında TRT’de katıldığı Örsan Öymen’in hazırladığı “Söz Meclisten İçeri” adlı programda bir başka bestesi olan “Bach Sonatı”nı Ecevit huzurunda seslendirmiş, bu besteyle Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma talebini dile getirmişti. Sonrasında böyle bir şey olmadı. Üstelik “Bach Sonatı” hiçbir formatta yayımlanmadı ve Kızılok’un kayıp şarkıları arasında yerini aldı.

‘90’lı yılların başında Edip Akbayram tarafından seslendirilen Mustafa Uysal bestesi “Göçmen” ve Kerem Güney tarafından bestelenen, bir albümüne de adını veren “Tapusuz Memet”, bilinen Ecevit şarkılarından sadece ikisi. Ecevit, CHP’den sonra liderliğini yaptığı ikinci parti olan DSP’nin resmi marşının sözlerine de imza attı: “Gözün aydın Türkiye / Ak güvercin geliyor / Güçlendikçe DSP / Halkın yüzü gülüyor…”

Ecevit, 25 Temmuz 2004’te DSP’nin 6. olağan kurultayında 57 yıllık siyasi yaşamına bir şarkıyla son verdi. O dönem yayımlanan Popstar’ın da simgesi haline gelmiş olan Levent Yüksel şarkısı “Bu Gece Son”: “Bu gece son / Biraz sonra bu kapıdan son kez çıkıp / Yine kendimi vuracağım yollara…” 1954 yılında CHP’ye üye olan, 1961 seçimlerinde Zonguldak milletvekili olarak meclise giren Ecevit, bir süre Çalışma Bakanlığı yaptı ve sonrasında partinin genel sekreterliğine getirildi. 1972 yılının 14 Mayıs günü CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit, ertesi yıl yapılan seçimleri kazanarak başbakan oldu. Bundan 16 yıl önce, 3 Kasım’da yapılan (AKP’nin iktidara geldiği) seçimlerde büyük oranda oy kaybetti. Partiyi ve aktif siyaset hayatını bırakması, bu seçimler sonrasında…

Ecevit hakkında yapılmış daha çok şarkı var ama uzatmayayım, ayrıksı bir plakla yazının sonuna koşayım. 1976 yılında yayımlanmış bir Urfalı Babi plağı bu: “Ecevit’e Suikast”. Gözle görünen bir lider olması, ona karşı yapılan saldırıların da artmasına sebep. 1973 – 1980 yılları arasında pek çok suikast girişiminden kurtulan Ecevit, New York’ta da bir sayldırıya maruz kalmış, tesadüfen kurtulmuştu. Ayrıntıları, 28 Temmuz 1976 tarihli Milliyet’ten okuyalım: “Amerika’da bulunan CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e Türkiye saatiyle dün sabaha karşı 4.30’da New York’ta Rum asıllı biri tarafından başarısız bir suikast girişiminde bulunulmuştur. Ecevit’e Waldorf Astoria Oteli’nin holünde ateş etmek üzere tabancasını çeken Rum, Amerikan polisleri tarafından yakalanarak tutuklanmıştır. Olay sırasında soğukkanlılığını koruyan Ecevit, ‘Bize silah çekenlerin de iyiliğini isteriz. Bütün bu olanlara rağmen yine de Türk ve Yunan uluslarının dostluk içinde yaşamalarını isteriz,’ demiştir.” 28 yaşındaki saldırganın adı Stavros Psihopetrides ve gazeteye göre “ABD ve Kanada’daki Yunanlılar ve Kıbrıslı Rumlar Birliği adındaki örgütün genel sekreteri”. Ecevit’in dostluğu vurgulayan açklamalarına rağmen hadise hakkında yapılan plak nefreti körüklemekten öte geçmiyor: “Ecevit’e silah çeken / Pis eller kırılacak / Bu tertibin hesabı / Rumlardan sorulacak // Dünya biliyor size / Yüz verdi Amerika / Kahpe oğlu Stavro / Piç anası Marika // Kırk milyon Mehmetçik var / Ecevit’in yanında / Fatih Mehmet ruhu var / Türk’ün asil kanında // Bir Türk cihana bedel / Ne tez unuttun bizi / İzmir’de pis leşinle / Kirlettin Akdeniz’i // Amerika kucağında / Şımarmış Rum çocuğu / Ecevit’e suikast ha, onun bunun çocuğu…”

Son söz, 1973 seçimleri sırasında ortaya çıkmış bir türküden: “Ellinci senenin aydın kişisi / Zamanı geldi çattı, gel Karaoğlan / Bu bozuk düzenden artık usandık / Sen buna bir çare bul Karaoğlan…” Bülent Ecevit bu şarkılarla ve türkülerle iktidara geldi, yaşadığı süre boyunca hakkında pek çok şarkı söylendi. Ben bu yazıda sadece bir kısmını paylaştım. Siyaseti, icraatı tartışılır ama tartışılmayacak tek şey var: Ecevit, her şeyden önce kibarlığıyla halkın gönlünde taht kurdu. Bugün baktığımızda (çıkar ilişkileri doğrultusunda desteklenenler dışında) ona benzer bir lider yazık ki göremiyoruz. Olanı da iktidar hapse atıyor. Dileğimiz herkesin özgürce siyaset yapması. Şarkılar, türküler hangi liderin “önde” olduğunu gösteriyor, tarihe onlar kalıyor. Hakkında (ısmarlamalar ve zorlamalar dışında) şarkı yapılmayanlar ne kadar güçlü görünürse görünsün tarihin karanlığında yerini alacak ve kaybolacak. Bugüne kadar hep böyle oldu, bugünden sonra da değişmeyecek.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI