MHP’siz AKP, AKP’siz MHP

Salı, 23 Ekim, 2018
Bahçeli başta af tasarısı olmak üzere AKP’yi zorlayıcı şartlarından ödün vermeyeli epey zaman olmuştu ama bugün itibariyle, tabiri caizse sigortayı resmen çekti ve 24 Haziran seçimlerinde zaten epey güç kaybettiği ortaya çıkan AKP’yi yerel seçimler öncesinde müttefiksiz bıraktı. Fakat sigorta çekildiğinde sadece AKP değil MHP de 'karanlıkta' kalabilir.

Devlet Bahçeli’nin AKP’yle ittifakı yerel seçim için sonlandırdıklarına ilişkin bugünkü açıklamasının her iki parti açısından ağır bedelleri olacağı için arayı bulma, “dostları” barıştırma girişimleri olması muhtemel. Fakat artık cin şişeden çıktı. Bahçeli’nin bugünkü açıklamasından sonra eğer bir daha AKP-MHP ittifakı gerçekleşirse, bu AKP’nin geri dönülmez bir biçimde MHP’ye teslim olması ve giderek devlet yönetimindeki etkisini yitirmesi anlamına gelecek. Bunun farkında olan Tayyip Erdoğan, her ne kadar ihtiyatlı davranıp Cumhur İttifakı’nın sonlandırılmaması gerektiğini vurgulasa da eli yükseltip “o zaman herkes kendi yoluna” demekten de geri durmadı.

Aslına bakılırsa dünkü “Andımız” başlıklı yazıda, Bahçeli’nin bugünkü açıklamasında dışa vurduğu ayrışmanın temellerinin hazır olduğunu ifade etmiştik.

O yazıdan naklen:

– “MHP bu tereddüt anından ve AKP iktidarının sigortası olma pozisyonundan faydalanarak devleti Nihal Atsız’ın fikirleri etrafında yeniden konumlandırmaya çalışırken, AKP’yi de hem kendi ideolojik hattına tamamıyla çekmeye, hem de 2015’ten sonra Türkçü-İslamcı marşlar eşliğinde yarattığı ağır yıkıma rağmen, çözüm sürecinde yaptığı birkaç ufak açılımın bile özrünü dilemeye zorluyor.

-Danıştay’ın bu kararının, devletin rotasını Türkçülük yahut İslamcılık etrafında belirlemeye çalışan güç odakları arasındaki ideolojik ihtilaf ve mücadeleyi su yüzüne çıkarmakla kalmayacağı anlaşılıyor.

-Çözüm sürecinin sonlanmasıyla birlikte ulusalcı ve Türkçü güç odaklarına sarılan AKP’nin Danıştay kararına gösterdiği tepkinin, Kürtlerin hassasiyetiyle hiçbir ilgisi yok. Bu ihtilaf Türkçülükle İslâmcılığın tarihsel gerilim noktalarından biri ve bu gerilimden büyük olasılıkla ya Türkçülük ya da İslamcılık baskın çıkacak.”

Erdoğan da bugünkü açıklamasında, “Andımız” metnindeki ifadelerle sorunları olmadığını vurgulayarak bu tespitimizi doğrulamış oldu. Fakat Bahçeli’nin Bekir Bozdağ’ı hedef alan açıklamasına gösterdiği sert tepki, kendi kadrolarından ve dahası ideolojik programından ödün vermeyeceğinin teyidiydi.

Öte yandan Bahçeli’nin bugünkü açıklaması, devletin Türkçülük ekseninde yeniden tesisine ilişkin basıncında başarısız olduğunu ve bu nedenle 7 Haziran’dan beri AKP’nin sigortası olmaktan vazgeçtiğini gösteren siyasi bir şantaj niteliğinde.

Bahçeli başta af tasarısı olmak üzere AKP’yi zorlayıcı şartlarından ödün vermeyeli epey zaman olmuştu ama bugün itibariyle, tabiri caizse  sigortayı resmen çekti ve 24 Haziran seçimlerinde zaten epey güç kaybettiği ortaya çıkan AKP’yi yerel seçimler öncesinde müttefiksiz bıraktı. Fakat sigorta çekildiğinde sadece AKP değil MHP de ‘karanlıkta’ kalabilir.

AKP, arkasında milliyetçi bir güç olmadan, ekonomik kriz, yolsuzluklar, adaletsizlikler, baskılar karşısında bunalmış toplumsal kesimlere sebat ettiremez. Hele ki, MHP de bundan sonra muhalefet etmeye başlarsa, AKP’nin bu müttefikini kendi tabanında itibarsızlaştırmak için epey zamana ve güce muhtaç kalabilir.

Dolayısıyla MHP’siz bir AKP’nin iktidarını sürdürmesi epey zor görünüyor. Bu yüzden AKP’nin Bahçeli’yi bu kararından vazgeçirmek için çeşitli ödünler vermeye niyetlenmesi, bunun için devreye “komisyonlar”, yani aracılar sokması olası. Fakat AKP’nin iktidardan pay verme konusunda ne kadar cimri davrandığını önceki müttefikleriyle daha sonra giriştiği savaşlardan da biliyoruz.

Beri yandan, “arabulucular” başarılı olur da Bahçeli’nin bugünkü kararını gözden geçirmesi sağlanırsa AKP artık MHP tarafından yönetiliyor olacak.

Bu açıdan Bahçeli’nin bugün TBMM’deki grup toplantısı kürsüsüne her zamankinden daha iyi ve etraflıca çalışılmış bir hesapla çıktığı söylenebilir.

Elbette MHP de muhalefete geçtiği anda, son üç yılda AKP’nin kaldıracı olmasının bedeliyle karşı karşıya kalabilir. İYİ Parti’nin kurulması ve TBMM’ye girmesi zaten bu bedellerin somutuydu. Fakat AKP’siz bir MHP de en az MHP’siz bir AKP kadar etkisizleşme olasılığıyla karşı karşıya. Bir kere Bahçeli’nin iktidar olanaklarını elinin tersiyle itercesine ittifaktan ayrılması, MHP’nin iktidar ortaklığından kaynaklanan devlet olanaklarından faydalanan MHP’lileri öfkelendirebilir. Dahası, iktidar desteği olmayan bir MHP’nin, milliyetçi kitleleri İYİ Parti’ye daha fazla kaptırması da olası.

İdeolojik, siyasi ve ekonomik çıkar savaşı iktidar blokunu ortadan bölmüşken, bu filmin sonunu muhalefetin yürüteceği siyaset ve bir araya gelme kabiliyeti belirleyecek. 24 Haziran seçimlerinden sonra fiilen dağılmış olan Millet İttifakı, yoğun baskılar yüzünden sahada etkisi daraltılmış olan HDP ve sol hareketler açısından hiç olmadığı kadar tarihi bir etkinlik alanı açılmış durumda. Muhalefetin, iktidardaki çatlağı hakkıyla değerlendirerek bir araya gelmesi, başta yerel seçimler olmak üzere önümüzdeki sınavlarda AKP iktidarını hiç olmadığı kadar sarsabilir.

Netice itibariyle 23 Ekim 2018’i cinin şişeden çıktığı gün olarak ajandamıza not edebiliriz. AKP-MHP aklıevvelleri o cini bir daha şişeye koymayı başarsa bile, iktidar bloku açısından artık hiçbir şey eskisi kadar kolay olmayacak.


İrfan Aktan kimdir?

Gazeteciliğe 2000 yılında Bianet’te başladı. Sırasıyla Express, BirGün, Nokta, Yeni Aktüel, Newsweek Türkiye, Birikim, Radikal ve birdirbir.org ile zete.com web sitelerinde muhabirlik, editörlük veya yazarlık yaptı. Bir süre İMC TV Ankara Temsilciliği’ni yürüttü. "Nazê/Bir Göçüş Öyküsü" ile "Zehir ve Panzehir: Kürt Sorunu" isimli kitapların yazarı. Halen Express, Al Monitor ve Duvar'da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI