Onur Salman
Onur Salman

Lafügüzaf

Pazar, 21 Ekim, 2018
Giovanni Guidetti. Hiç yazılmadıysa bu köşenin sahibi tarafından iki-üç kez ismi geçirilmiştir konularda. Kişisel görüşüm dünyanın en iyi voleybol antrenörlerinden biri olduğu yönünde. Hatta iddiamı bir adım daha öteye taşıyorum. Dünyanın en iyi spor antrenörlerinden biri nazarımda.

Yine sessiz sedasız geçti voleybol. Yine hak ettiği değerin çok gerisinde tamamladı dünya şampiyonası. Futbolun milli maç arası bile kuralı değiştiremedi. Ülkemizde oynayan oyuncuların finale çıkması, şampiyon olması, Türkiye’nin değişim sancılarına karşın çok da fena iş çıkarmadığı, ama eleştiriden de geri kalmaması gerektiği hiç konuşulmadı.

Giovanni Guidetti. Hiç yazılmadıysa bu köşenin sahibi tarafından iki-üç kez ismi geçirilmiştir konularda. Kişisel görüşüm dünyanın en iyi voleybol antrenörlerinden biri olduğu yönünde. Hatta iddiamı bir adım daha öteye taşıyorum. Dünyanın en iyi spor antrenörlerinden biri nazarımda.

Lakin dediğim gibi çok iyi bir şampiyona geçirdiğini söyleyemeyeceğim. Konuyu benden daha yakın takip edenler Murat (Yücekök) gibi arkadaşlarım daha derinlemesine analiz yaparlar kuşkusuz ama beklentinin yüksek olduğu yerde ortaya daha sağlam bir oyun ortaya koymak zorundasınız.

İLK ADIM DEĞİL 

Gio’nun asıl kontrol edemediği nokta bu oldu. Beklendik takımlara karşı beklendik galibiyetler, zorlu takımlara karşı özellikle maçın belli kısımlarında hiç ortada olmayan bir takım. Bu Giovanni’nin oyun felsefesine de aykırı. Her top, son ana kadar, son sayıymışçasına gidecek bir takım. İşte İtalyan hocanın şimdiye kadarki tüm başarısının altında yatan gerçek bu. Türkiye Kadın Voleyboll Takımı bu sinyali veriyor mu? Kesinlikle. Gidilecek yol var mı? Kuşkusuz. Bu şampiyona daha iyi bir şekilde geçirilebilir miydi? Buna da kesinlikle yanıtım evet.

Ama tabii bizim ülke olarak voleybola verdiğimiz değer ne ki, kadın voleybol takımımızdan ne bekliyoruz. Kulüplerimizin dünya ve Avrupa’da yaşadığı başarılar, ülkemizde alışık olmadığımız doğru planlamanın sonuçları. Milli takım için de doğru planlama için doğru adresteyiz. Lakin ilk adım o kadar da beklediğim(iz) gibi olmadı.

Yeterli basın ilgisi de olmadığı için Türkiye şampiyonada ne derece yaptı. Hangi tura veda etti gibi soruların cevaplarını bulmak o kadar da kolay değil. Yine de iyi arayan bulur.

TENİS Mİ? HİÇ ALMAYAYIM CANIM 

Sessiz sedasız geçmeye aday bir başka turnuva da WTA Sezon Sonu Turnuvası. Hatırlıyor musun, 3 sene boyunca Türkiye’nin ev sahipliğinde yapıldı bu turnuva. Serena Williams’lar, Maria Sharapova’lar bu ülkeden geldi geçti. Ve hepimizi şaşırtan bir seyirci profili vardı, Sinan Erdem’deki turnuvalarda. Hani o atmosferi canlı yaşayıp da ‘Sanırım tenis memleket sathında daha fazla ilgi görmeye başlayacak’ dememek mümkün değildi. Ama sonra anlaşma bitti, ilgi gitti. Sezon sonu turnuvasının gidiş hızıyla, basının tenisten uzaklaşma hızı doğru orantılı oldu. Ara sıra küçük haberlerin konusu oldu tenis. Ama o kadar. İşte o sezon sonu turnuvası zamanı geldi çattı. Yine dünyanın en iyi sekiz kadın tenisçisi sezonu en iyi şekilde noktalamak için karşı karşıya gelecek. Ve biz yine bu turnuvadan da bihaber geçireceğiz günlerimizi.

Futbolsuz ortamda Türkiye Milli Takımı’nın da mücadele ettiği bir turnuvayı görmeyen basınımız, hiçbir oyuncumuzun yer almadığı, taaaaa Sinagapur’lardaki turnuvayı nasıl takip etsin değil mi?

O kadar da çok şey istemeyelim canım. Hem ne olmuştu Şenol Güneş’le Fikret Orman arasındaki soğuk savaş, ya da Fatih Terim’in yenilediği sözleşmenin detayları neydi, Fenerbahçeli futbolcuların takım yemeğinde hangi oyuncu hangi yemekten daha çok yedi? Bu detaylar çok daha önemli. Futbol bu neticede. Gerisi lafügüzaf.

NOT: Ne mutlu bana ki önceki yazımdaki tahminlerim şimdilik tutmadı. Arda Turan olayı gündemde kaldı. Arda yaptıkları karşısında hak ettiği tepkiyi gördü. Bir gece kulübünde kavgaya karışıp, bir insanın burnunu kırıp, hastanede tabanca ile ateş etmesinin bir karşılığı oldu. Umarım bu olay takibinin sonu da gelir.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI