Selim Temo
Selim Temo
  • stemo@gazeteduvar.com.tr

Ekim tezleri

Çarşamba, 10 Ekim, 2018
Zenginler Ramazan ayında Ramazan menüsü yiyip yoksullara Ramazan paketi alırlar.

Yavaş yavaş son tezlerimi paylaşayım diyorum. Kalanlar kırkı bulunca yazarım yine. Sizden gelen tezler de çok, adlarınızla birlikte burada yayınlarım. Biraz farklı şeyler okuyacağım, kaçırdığım o kadar kitap olmuş ki. İnsanın ömründen daha kısa olan tek şey, “okuma ömrü” sanırım. Ölünce kitaplarımı cennete karşı taraf ödemeli olarak gönderin lütfen. Şimdi bu haftaki kırk teze bakalım.

141. Cebinde 50 TL’den az para olan erkekler, kamburlarını çıkararak yürürler.

142. Şehirlerarası dolmuşçuluk yapan genç şoförler, nişanlılarından günde ortalama 303 mesaj alırken cevap olarak ortalama 48 mesaj gönderirler.

143. Birine güvenmek, kendini kanmaya ikna etmektir.

144. Eskiden magazin programlarında mankenlerden daha çok söz edilirdi. Çünkü toplumda “güzel” insan sayısı çok azdı. Şimdi herkes güzel. Estetik sudan ucuz, makyaj değil boya badana var. Üstüne yeni çağın tanrısı fotoğraf filtresi de geldi mi insan pekâlâ olmak istediği insan olabiliyor. Yani “kimse olmayan kimse.”

145. Pek çok bilgisayar programcısının dünyayı değiştirecek bir projesi vardır. Ama işte destek bulamazlar ve kimse onları anlamıyordur. Program dili ile hakikatin dilinin farklı olduğunu bir türlü anlamayan bu insanlar, geceleri evlerine dolmuşların arka koltuklarında dönerler.

146. Yirmi kitap okumuş erkek üniversite öğrencilerinin yüzde 61’i kısa film çekmeyi hayal ederken aynı durumdaki kadın öğrenciler KPSS çalışır.

147. Geç ehliyet alan erkekler araba sürerken çok konuşurlar.

148. Etkinlik gösterdikleri alandaki ahlakî sorunları eleştiren gençlerin aynı şeyleri yapmaları için geçmesi gereken azamî süre 14 yıldır.

149. Market kapısında karşılaştığı öğrencisinin adını hatırlayamayan erkek akademisyenlerin yüzde 62’si keldir.

150. Kreş öğretmenlerinin yüzde 44’ü, biolarına “minnakların öğretmeni” diye yazarlar.

151. Hüzün bir aile mesleğidir.

152. İnsanlar halk plajlarında daha çıplak görünür.

153. Cinsellik arayıştır, aşk buluş.

154. Uzun şiirler yazan şairlerin yaşadıkları semtlerde uzun caddeler vardır.

155. Eski Türk filmlerinde aktrislere soyundu denmesin diye kadın çıplaklığı sadece tecavüz sahnelerinde verilirdi. Birkaç kuşak erkeğin dünyasında cinsellik ile tecavüz birbirinin şartı gibi anlatıldı.

156. Cool hakkı yiyen cennete gidemez.

157. Aşk teslim olma isteğidir, seks hücum.

158. Zenginler Ramazan ayında Ramazan menüsü yiyip yoksullara Ramazan paketi alırlar.

159. Burnu kavlamış erkeklerin yüzde 35’i sigarasını üstünde çaydanlık olan ocaktan yakmaya çalışmıştır.

160. Bir zamanlar Süha Özgermi vardı, ona “millî çapkın” derlerdi. Yeni ünlü olan kadınlar bununla olunca magazin basını tarafından millî vazifesini yerine getirmiş sayılırdı. Millî pedofili yani.

161. Şimdi kayyım mayyım ama bir ara özgün müzik revaçtayken Coşkun Sabah da toplumsal mesajları olan bir şarkı yapmıştı. Sözleri şöyle başlar: “Doğup büyüdüm o yerde, suyunu içtim testide / Unutmam yıllar geçse de, benim canım Güneydoğu.” İyi de ben bunu niye biliyorum?

162. Çetin Emeç’in bir antolojide, yakışıklı bir fotoğrafıyla çıkmış bir şiiri vardır. Her ölüm yılına yakın Hürriyet’e göndermeyi düşünürdüm. Ama bir basın şehidi için bile olsa o gazetede görünemem.

163. İşi iyi olsa bile sorulunca ekonomik durumdan şikâyet eden esnafın şikâyet nedeni, herhangi bir komşusunun ödemeye sıkıştığında para istemesine engel olmaktır.

164. Dominik Cumhuriyeti ikinci futbol ligini, bir maçın sonucunu doğru tahmin edip para kazanacak kadar iyi takip etmekle dünya vatandaşı olunmaz.

165. Balkona sık çıkan orta yaşlı kadınların yüzde 32’si iyi hamur açar.

166. Eski Türk filmlerinde evden kaçmak, kötü yola düşmek gibi klişeler vardı. Kadınlara kaderlerine razı olmayı vaaz eden bu filmler kadınların güçlenmesiyle ortadan kalktı.

167. Bulutlara bakıp bazı şekiller gördüğünü düşünen kişilerin yüzde 43’ü sütten geç kesilmiştir.

168. Bir çarşıda çok fazla erkek kuaförü varsa o çarşıda bienal mekânı bulunmaz.

169. Dünyada olduğu için etrafa en çok garipseyerek bakan canlı türü güvercindir. Bu durumda güvercinlerin varoluşçu olması beklenirken milyarlarcası daha önce bu dünyada beşer kez yaşamış gibi alışkın davranan insanlar varoluşçu olur.

170. Parkta birbirlerine fazla sarılan çiftlerin yüzde 56’sının sevişecek uygun bir mekânları yoktur.

171. Basın tarihi, yaşlı adamların tatlı anılarından oluşuyorsa o kadar despotu kim ayakta tuttu?

172. Seçimden önceki öngörüleri ne olursa olsun, seçimden sonra herkes kendisini haklı çıkaracak bir ayrıntı bulur. Seçim, herkes kendisinin haklı olduğunu düşünsün diye vardır.

173. PVC, estetiğin konusu değildir.

174. Kaldırımda yürürken çizgilere basmayan insanların yüzde 76’sı çocukken çizgi oyununda sürekli yanmıştır.

175. Uzun ve geniş etek giyen kadınlara toplumsal ayrıcalıklar tanınmalıdır.

176. Fotokopiciler özel hayatlarında genellikle aynı hataları yaparlar.

177. Dürüm yapan ustaların yüzde 73’ü yorganı kendine çekerek uyur.

178. Uzun öğrencilik yıllarında dünya makarna ve yumurta rezervinin önemli bir bölümünü tükettikten sonra sağlığına dikkat etmenin bir anlamı yoktur.

179. Erkek yalnızlığının en kötü tarafı, perde takarken bir kadının çıktığın sandalyeyi tutmaması ve “dikkat et” dememesidir.

180. Lise ikide, Batman’da, Radar Oteli’nde kalıyordum. Kaldığım odanın kocaman topuzlu bir anahtarı vardı. Üstünde 101 yazıyordu. Topuzu çıkarmayı akıl edemeyen ezik bir köylü çocuk olduğum için Batman Lisesi’nde cebim şişkin bir halde dolaşıp dururdum. Bir gün, din dersi hocası Hasan Ateşmen sınıfta dolaşırken sıranın üstüne koyduğum topuzlu anahtarı aldı, inceledi ve ilk kez bütün sınıfın güldüğü bir espri yaptı: “Dua et ki 100 numara değilmiş!” Ben gülmedim tabii.

 


Selim Temo kimdir?

27 Nisan 1972’de Batman’ın Mêrîna köyünde doğdu.2000 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Etnoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1997’de Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü, 1998’de Halkevleri Roman Ödülü’ne değer görüldü. Yüksek lisansını (“Cemal Süreya Şiirinde Bedenin Yazınsallaşması”) ve doktorasını (“Türk Şiirinde Taşra: 1859-1959”) Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. 2009’da Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. 2011’de, Exeter Üniversitesi’ndeki (İngiltere) Centre for Kurdish Studies’de konuk hocalık yaptı. Hrant Dink Vakfı tarafından “dünyada, geleceğe dair umudu çoğaltan kişiler”den biri sayılarak “2011’in Işıkları” arasında gösterildi. Radikal gazetesinde başladığı köşe yazarlığına (Kasım 2013-Kasım 2014), Ocak 2017’den beridir Gazete Duvar’da devam ediyor. Dört Türkçe iki Kürtçe şiir kitabı, bir romanı, iki antolojisi, 12 çocuk kitabı, yedi roman-öykü çevirisi, iki şiir kitabı çevirisi, bir çevrimyazısı, bir gazete yazıları ve iki edebiyat kuramı kitabı yayımlandı. 6 Ocak 2017’deki 679 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edildi. Amed’de yaşıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI