Sporda ne VAR ne yok?

Cumartesi, 6 Ekim, 2018
VAR sisteminin büyük takımların dışındaki diğer takımlara daha çok yarar sağlayacağı kanısındayım. Çünkü futbolda şöyle bir gerçek var ki büyük takımlar kendi sahalarında, kendinden küçük takımları seyircisiyle hakemi baskı altına alarak boğuyorlar. Şimdi VAR sistemi VARsa, boğsalar bile “bu penaltıyı seyirci aldı” denilemeyecek. Çünkü verilen penaltı görüntü yardımıyla iptal edilebilecek.

İki yıldır futbol dünyasının başlıca mevzusu aslında bu. VAR sistemi yani Video Assistant Referee (Video Yardımcı Hakem) konusunda herkes başka türlü düşünüyor ve konuşuyor. Bazıları gerçek düşüncelerini dile getirmeyip kaçak dövüşürken, bazıları da abartılı olarak saçmalıyor. Amerikalıların işi aslında bu. Basketbolda, Amerikan futbolunda görüntü tekrarlarından hatta ağır çekim görüntülerinden faydalanarak hakemin kararını vermesi veya değiştirmesi bu spor alanlarının bir parçası haline gelmek zorunda kalmıştır. Bunun futbola çok uyarlanabilmesi mümkün görünmüyordu başlarda. Sonuçta bahsettiğimiz iki spor dalı çok fazla duran, süresinin sürekli durdurulması ve kaldığı yerden set-set, pozisyon-pozisyon oynan oyunlardır. Örneğin, bir normal futbol maçı, 90 dakika ise devre arasındaki 15 dakika ve maçın devamında kayıp sürelerden dolayı hakemin ekleyeceği uzatma dakikalarını da eklediğimiz takdirde toplamda 1 saat 45 dakika bilemedin 1 saat 50 dakika sürecektir. Ama Amerikan basketbolunda durum hiç de öyle değil.

Bir basketbol maçının normal süresi her çeyreği 12 dakika olmak üzere toplamda 48 dakikadır. Ama bir maçın başlaması ve bitmesi 2-2,5 saat sürmektedir. Ki fazla faul olma durumunda veya uzatmaya gitme durumunda bu 3 saat veya fazlasına tekabül edebilir. Malum basketbol maçı berabere bitirilemeyeceğine göre maçın kazananı olana kadar uzatma eklendikçe eklenebilir. Yani oyunun doğasında maçı durdurmak mevcut. Yani bir oyuncu faul atışlarını kullanırken hakem çok rahat, kolayca sahanın kenarına gelip pozisyonun tekrarını inceleyebilir. Sonuçta mesafe ne kadar bir basketbol sahasında? Atacağı 3-5 adım. Bildiğimiz futbolda mevzu bu kadar basit değil. Penaltı noktasından saha kenarındaki ekran arasındaki mesafeye taksi dünyanın parasını yazar.

Futbol çok akışkan bir oyun. Yapılan bir faulün, hakem tarafından verilmeyen bir faulün dönüşünde, savunmada olan takım ani hücuma geçtiğinde faulü verilmeyen o takımın yiyebileceği bir gole mal olabiliyor. Ardından yıkılan tribünler, gol sevinçleri vesaire. Hakemin oyunu durdurması biraz daha zor. Düşünsenize bir takım maçta beş kere hızlı kontra atağa çıkıyor ve gole dönüştürüyor ama tekrarlardan ofsayt veya başka bir sebeple gol geçersiz sayılıyor. O takımın en az beş oyuncusu 60 metrelik mesafeyi boşu boşuna sprint atarak koşmuş oluyor. Yani işte kanlı canlı hakemlerin etkisi bu denli çok. O ofsayt hücuma kalkarken çalınmalı ki bu, oyunun akışkanlığına olumsuz etki etmesin. Bugün herkesin üzerine sayfalarca yorum yazmaya kalktığı koşu mesafeleri, ısı haritaları neye göre değerlendirilecek? 12 km. koşan bir oyuncu belki de 2-2,5 km’sini geçersiz bir oyun için katetmiş olacak ki bu verilerinin de ne kadar manipülatif olabileceğini gösterecek.

Son söyleyeceğimi şimdiden söylemek istiyorum. VAR sistemini destekliyorum. Çünkü bazı kırılma anlarında bir maçın kaderinin belirlenmesi için çok etkili olabileceğini düşünüyorum ki geçtiğimiz Dünya Kupası’nda bunu açık açık gördük.

ROMANTİZM VE GERÇEKLİK

VAR sistemi ile ilgili hem medyada hem de spor severlerin arasında iki türlü görüş çok fazla öne çıkıyor. Bazıları “Bizimkisi bir aşk hikayesi, siyah beyaz film gibi biraz” tadında bakıyor. Bazıları ise “The Wolf of Wallstreet” çıplaklığında.

Bir görüş özetle şöyle; “VAR sistemi futbolun doğasını bozuyor. Futbol hatalar oyundur. Verilen hatalı bir penaltı, ofsayttan atılan gol, bütün heyecanı ve tadı tuzu budur” Yapma ya!

İkinci görüş ise realist bir bakış açısıdır. Aslında VAR sisteminin bütün yazı boyunca futbolun bazı konularda doğasına aykırı olduğunu ben de izah ettim. Ama açıkçası en kaba tabirle kazın ayağı hiç de öyle değil bu işin içinde. Bir hatalı penaltı, galibiyet başına verilebilecek kaç milyon euro’nun el değiştirmesine, bir futbol takımının cebine girebilecekken başka bir takımın cebine girebilmesine neden oluyor ki bu, işin en önemli kısmı. Neticede futbolun ekonomik tabanı, hayatın bütün ve tek gerçeği. Çünkü futbol, futbolcu, takım, hep maliyet işi. Realist anlamda işin birinci boyutu bu.

Bir de şöyle düşünün: 3 büyüklerde değil de bir Anadolu takımında teknik direktörsünüz. Sezona başladınız, ilk maç iyi oynadınız oyuncularınız girdiği pozisyonları gole çeviremedi, bir kontra atak yediniz, 1-0 maçı kaybettiniz. İkinci maç 1-0 önde olduğunuz bir maçta haksız bir penaltı verildi ve mutlaka kazanmanız gereken maçı 1-1 berabere bitirdiniz. 2 maçta 1 puan elde ettiniz mi? Hemen ardından sezona kötü başlayan ve mutlak kazanması gereken “BJK, GS veya FB” ile karşılaştınız, yayıncı kuruluşun “Aman şu takım ligden kopmasın” kaygısı, hakemlerin de kısmen yardımıyla veya “kibarca” hatalarıyla, 3 maçta 1 puanda kaldınız mı? Kulüp başkanı “Bu sezon küme müme düşmeyelim” korkusuyla, “yol yakınken dönelim” mantığıyla sizin görevinize son verecek mi? Sonra da “Neden yerli teknik adamlar oradan oraya kovulup madara ediliyor” diye düşünmeyeceksiniz.

Bu VAR sisteminin büyük takımların dışındaki diğer takımlara daha çok yarar sağlayacağı kanısındayım. Çünkü futbolda şöyle bir gerçek var ki büyük takımlar kendi sahalarında, kendinden küçük takımları seyircisiyle hakemi baskı altına alarak boğuyorlar. Şimdi VAR sistemi VARsa, boğsalar bile “bu penaltıyı seyirci aldı” denilemeyecek. Çünkü verilen penaltı görüntü yardımıyla iptal edilebilecek.

Tabii bu konuyu değerlendiriyoruz bu şekilde ama VAR sisteminin başında da bir hakem oturuyor. Mesela oyun oynanırken masa başındaki hakem bir sıkıntı seziyorsa, sahadaki maçın hakemine “İstersen bir bak” uyarısında bulunabiliyor. Maçın hakemi de saha kenarına gelip tekrar izleyebiliyor. Maç oynanırken maçın hakemi bir karar verdi, düdüğü çaldı ama içinde şüphe var. O da oyunu durdurup gidip kontrol edebiliyor ekrandan. Yani birisinin yorumuna bağlı kalınan bir durum söz konusu. Kısaca eyyam yapılacaksa her türlü yapılabilir. Doğru düzgün uygulayacaksanız uygulayın şu sistemi. Yoksa adını VAR değil, VER yapalım olsun bitsin. VER: Video Eyyam Referee.

 


Ara Gözbek kimdir?

Yayın hayatına 2005'te üniversite radyosu CIU FM'de başlayan Ara Gözbek aralıksız üç sene İngilizce ve Türkçe yayınlarla canlı radyo programı hazırladı ve sundu. 2005'te CNN Türk'te Frekans programında yapım asistanı ve muhabir olarak görev aldı. Gazeteciliğe ilk olarak 2006'da BirGün gazetesinde adım attı. BirGün'de Pazar eki ve spor bölümlerinde 400'den fazla makale yayınladı, ardından Türkiye'nin en çok takip edilen spor haber sitesi sporx.com yazarlığa devam etti. 2007 yazında staj yaptığı TRT'de “NBA Europe Live” adı altında NBA'in uluslararası projesinde TRT'yi NBA muhabiri olarak temsil etti. SporX TV'de “NBA ARA'SI” programını yaptı. Bunların dışında Taraf gazetesi, tempo24.com.tr ve birçok sitede makaleleri ve haberleri yayınlandı. Döneminde çok popüler bir radyo olan Metro FM'de pek çok programa konuk ve yorumcu olarak katıldı. sokaksesi.com sitesinin ve Android ile Apple'larda uygulaması da olan Sokak Sesi Radyosu'nu kurup burada uzun bir süre “underground” radyo yayınları yaptı. Halen Gazete Duvar'da yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI