Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

İstanbul Tasarım Bienali'nde 6 adım

Cuma, 5 Ekim, 2018
4'üncü İstanbul Tasarım Bienali de hem tasarımın kendisini, hem tasarım eğitimini, hem de bienal kavramını sorgulamaya açıyor. Altı farklı mekandaki işlerde dikkat edebileceğiniz işleri yazdım.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 4’üncü İstanbul Tasarım Bienali Okullar Okulu temasıyla karşımızda. Dünyada üretilen bilgi miktarı her gün katlanarak artarken eğitim metotlarımız halen eski kalıplar üzerinden ilerliyor. Eğitimcilik ve küratörlük gibi farklı şapkalara sahip küratör Jan Boelen de buradan yola çıkarak günümüz dünyasında eğitimin yeni olanaklarına bakıyor. Altı farklı mekanda ve altı farklı okul başlığında hazırlanan bienalde çoğunlukla sürece dayalı ve kolektif üretilmiş projeler görüyoruz.

“Tasarım günümüzü ve geleceğimizi tartışmak, dünya ve doğa hakkında sorular sormak için bir araç. Başka insanlarla ve toplumlarla bağlar kurmaya da aracı oluyor. Tasarım eğitiminin kendisi de böyle olmalı, çünkü tasarım alanı büyüyor, tasarım temelinden değişiyor. Tasarım eğitimi de değişmeli.” diyor Jan Boelen. Ve 4’üncü İstanbul Tasarım Bienali de hem tasarımın kendisini, hem tasarım eğitimini, hem de bienal kavramını sorgulamaya açıyor. Altı farklı mekandaki işlerde dikkat edebileceğiniz işleri yazdım.

PERA MÜZESİ’NDE ÖLÇEKLER OKULU

Pera Müzesi’nin kalıcı koleksiyonu Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’yla ortaklıklar kuran Ölçekler Okulu’nda sınıflandırmalar, niceliksel ölçümlemeler, standartlar ve değerler üzerine sorular soran çalışmalar yer alıyor. Muğlak Standartlar Enstitüsü, nicel ölçümü mümkün olmayan insan üretimlerinin çelişkilerini ve potansiyellerini ele alıyor. Mutfak gereçleri, el hareketleri, yumurtalar, zaman ölçüm cihazları ve günlük dilde kullanılan ölçülemeyen belirteçler çalışmada yer alıyor.

Dördündü katta yer alan Mark Henning’in Güven Veren Bir Beden çalışması da beden üzerinden ölçme, standartlaştırma ve karşılaştırma konusuna odaklanıyor. Henning’in halen devam eden ve çeşitli sanatçıların da yer aldığı çalışmasında estetik operasyonlardan yapay zekanın yüz tanıma teknolojilerine, siyasilerin mimik ve jestlerinin anlamlarından ilk fotoğraf makineleri çıktığında siyahları fotoğraflayabilmek için yapılan teknolojik çalışmalara kadar farklı konular yer alıyor.

AKBANK SANAT’TA BOZUM OKULU

Akbank Sanat

Akbank Sanat’ta yer alan Bozum Okulu yaratma içgüdüsüyle yeniliğe öncülük etmek ve kentleri yeniden şekillendirmek konularına odaklanıyor. FABB ekibi ve farklı katılımcıların yer aldığı Docendo Discimus Instrumantae mekanın zemin katında yer alıyor. Bienalin altı haftası boyunca dünyanın altı farklı ülkesinden katılımcılar dijital üretim süreçleri hakkında çalışacaklar. TalimatSetleri ismini verdikleri protokollerle dijital yollarla çoğaltmanın farklı boyutları ele alınacak.

Nur Horasanlı’nın Halletmek videosu ve kitabı da İstanbulluların hemen tanıyabileceği bir iş. Sokak hayvanları için gönüllülerin el yordamıyla yaptığı evlerden mamaları dış etkilerden korumak için hazırlanan düzeneklere, sokak kenarlarına esnafın kurduğu masa-sandalyelere kadar şehirlilerin kendi başlarına öğrenerek oluşturdukları düzenekler envanterleniyor.

YAPI KREDİ KÜLTÜR SANAT’TA AKIŞLAR OKULU

Yapı Kredi Kültür Sanat’ta yer alan Akışlar Okulu küresel bilgi ve tasarım ağlarının dolaşımını ele alıyor. Ebru Kurbak’ın geniş bir katılımcı grubuyla hazırladığı Dünyalar Örmek çalışması örgü, dokuma, tığ işi, nakış gibi el emeğiyle ortaya çıkan işlerin değerini tekrar ortaya çıkarıyor ve bir nevi envanterini çıkarıyor. Dünyalar Örmek aynı zamanda el işlerinin bugünkü dijital teknolojilerle olan bağına işaret ediyor. Ebru Kurbak’ın buradaki bir diğer çalışması da Yalnız Gezegen. Dünyanın en büyük gezi yayıncılarından Lonely Planet’in savaştan önceki Suriye rehberini Suriye’den yeni göçmüş insanlarla birlikte tekrar ele alıyor Kurbak. Bir dönemin en egzotik sayılan bölgelerinden Suriye’de bugün nereler ayakta, nereler kaybolmuş ortaya çıkarıyor.

Ona göre atölyesinin hazırladığı Yay-Pop dergisi çalışmasında da basılı yayıncılığın günümüzdeki üretim şekilleri inceleniyor. Her cuma akşamı gerçekleşen atölyede dijital çağda küçük ölçekli basılı yayıncılığın zorlukları ve olanakları ele alınıyor. CMP Office’in hazırladığı Açıl Susam Açıl çalışmasında da küresel ticaret ağı alibaba.com ile Suriye’de üretilen dünyaca ünlü Halep sabun fabrikalarının farklı ülkelere göçü üzerinden yeni dünya düzenindeki üretim ve ticaret ele alınıyor.

ARTER’DE DÜNYA OKULU

Arter

Arter’de yer alan Dünya Okulu’nda savaş, iklim değişikliği, deprem gibi felaketler ve bu durumlara karşı insanların direnme stratejileri ele alınıyor. SO? ekibinin çeşitli tasarımcılar, deprem bilimciler ve sosyal bilimcilerle birlikte hazırladığı Suda Umut çalışması beklenen büyük İstanbul depreminde yaşanacaklara karşı su üzerinde bir alternatif geliştiriyor. Bildiğimiz gibi deprem toplanma alanlarının çoğu imara açıldı. Suda Umut projesinde de Haliç boyunca yerleşebileceğimiz prototip ev önerisi getiriyor.

SulSolSal ekibinin geniş bir katılımcı ağıyla hazırladığı Yaşamaya Devam projesinde de felaketlerin sonrasında yaşamaya devam etmek için üretilmiş alternatif ürünlere yer veriliyor. Atelier LUMA Deniz Yosunları Laboratuvarı’nın çalışması olan Alg Patlaması da deniz yosunlarının günlük kullanımdaki potansiyellerini araştırıyor.

SALT GALATA’DA ZAMAN OKULU

SALT Galatada’daki Zaman Okulu’nda sanayileşmeyle beraber değişen zaman algısı üzerine işler yer alıyor. Danilo Correale’nın 240 dakikalık Artık Uyku Yok, Artık Yok video çalışması doktor, antropolog ve sosyologların anlatımlarıyla kapitalizmle beraber uyku ve emek kavramlarına bakıyor. Helga Schmid’in Sirkadiyen Mekan çalışmasında da bir ölçek olarak zamana beden üzerinden inceliyor.

STUDIO-X’TE SİNDİRİM OKULU

Studio X

Studio-X’te yer alan Sindirim Okulu’nda da gıda ve gıdanın dolaşımı ele alınıyor. Gamze Gündüz, Güher Tan, Tangör Tan’ın Pazaryerinden çalışmasında Nazilli, Karacasu, Tire ve Ödemiş bölgelerindeki gıda pazarlarının ağ yapıları ortaya çıkarılıyor. Eat Art Kolektifi’nin Halk Eczanesi çalışmasında da endüstriyel gıda ürünleri üzerinden çıkan tartışmalar ele alınıyor.

Başta da bahsettiğim gibi 4’üncü İstanbul Tasarım Bienali sadece sergi odaklı bir bienal değil. İstanbul rotaları, yürüyüşler, atölyeler ve grup çalışmalarıyla farklı kollardan ilerleyen alternatif bir eğitim formasyonu. O nedenle sergiler dışındaki etkinliklere de bakmakta fayda var. Ayrıntılı bilgi: http://aschoolofschools.iksv.org/tr/#

YAZARIN DİĞER YAZILARI