Rus basınında geçen hafta (22-28 Eylül): Sosyal patlama kaçınılmaz mı?

Cumartesi, 29 Eylül, 2018
Regnum ajansı yazarlarından Arif Asalıoğlu istatistiklere dayanarak Türkiye'de son yıllarda vatandaşların güven içinde olmadıklarını ve suç oranının arttığını öne sürdü. Asalıoğlu “Ne yazık ki Türkiye’de sosyal ve ekonomik krizi önleyici karar ve açıklama yok, bu da sosyal patlamayı kaçınılmaz hale getiriyor” ifadesini kullandı.

Komsomolskaya Pravda gazetesi askeri yorumcusu Viktor Baranets, ABD Dışişleri Bakanlığı resmi temsilcisi Heather Nauert’a atıfta bulunarak Amerika’nın Rusya ile Çin’e karşı uyguladığı yaptırımların ana amacının Türkiye ve Hindistan’ı korkutmak olduğunu öne sürdü.

“Başka ülkelerin” Rusya ve Çin ile askeri alanda işbirliğinden vazgeçmesi gerektiğini açıklayan Nauert, Baranets’a göre Moskova ve Pekin’e adeta savaş açmış oluyor. S-400 almak isteyen Türkiye ve Hindistan özellikle Amerika’nın baskısına maruz kaldı. Onların dışında Kalaşnikov’a bile talip ülkeler yaptırım tehdidi ile karşılaşıyor.

Moskova’nın büyük ihtimalle ABD’den silah alan ülkelere karşı “tedbir alacağını” iddia eden Baranets, Amerikan casuslarının da Rusya’ya girişine yasak konulacağını tahmin etti.

Regnum ajansı yazarlarından Stanislav Tarasov, Donald Trump’ın Dağlık Karabağ konusunda hangi tarafı desteklediğini araştırdı.

Amerikan liderinin, bağımsızlık yıl dönümü münasebetiyle Ermenistan ve Azerbaycan devlet başkanlarına gönderdiği tebrik mesajlarında hemen hemen aynı cümleyi kullandığına dikkat çeken Tarasov, Trump’ın, “Önümüzdeki süreç krizi çözme imkanı ile ilgili ikili ilişkilerimize ivme kazandıracak” ifadesinin altını çizdi. Söz konusu “imkanın” ise ne olduğunu meçhul.

İş insanı olarak hep kâr peşinde olan Trump nispeten daha kuvvetli ekonomiye sahip Azerbaycan’a daha büyük önem vermeli. Halbuki ABD Başkanı Aliyev’i teröre karşı yürüttüğü savaş ve Güney Enerji Koridoru projesine yaptığı katkıdan dolayı överken Paşinyan, ülkesinde yayılan demokrasi havası için övgüye layık görüldü. Dolayısıyla ABD’nin Ermenistan’a yaklaşımı ideolojik, Azerbaycan’a ise yazarın deyişiyle “pragmatik”, daha doğrusu “tüketici” olacak.

Yazıyı bitirirken Tarasov, neticede ABD’nin Kafkasya politikası “içi boş” imalardan ibaret olup özünde değişmez, dedi.

Aynı sitenin başka bir yazarı Arif Asalıoğlu “yapay krizlerin Türkiye’yi tahrip ettiğini” iddia etti. İstatistiklere dayanan yazar son yıllarda vatandaşların güven içinde olmadıklarını ve suç oranının arttığını öne sürdü.

Asalıoğlu’ya göre ülkede var olan siyasi ve sosyal baskı havası psikolojik travmalara ve dolayısıyla suç olaylarına yol açıyor. Üstelik Türkiye’nin yaşadığı ekonomik kriz döneminde suç oranının arttığına dikkat çeken yazar “Ne yazık ki Türkiye’de sosyal ve ekonomik krizi önleyici karar ve açıklama yok, bu da sosyal patlamayı kaçınılmaz hale getiriyor” ifadesiyle nokta koydu.

Nezavisimaya gazetesi yazarı Vladimir Muhin, Rusya’nın İran’da askeri üs kurma planını değerlendirdi.

Muhin’e göre Rus İl-20 keşif uçağının vurulması ve İran’ın Ahvaz kentinde askeri geçit sırasında meydana gelen terör olayı iki ülkeyi askeri alanda daha sıkı işbirliğine itti.

Netice Suriyeli kaynaklara atıfta bulunan ANNA-News ajansının verdiği habere göre Rus yetkilileri Tahran’dan, İran’ın kuzey batısında bulunan Noye Askeri Havalimanı’nı Rus uçaklarına açmasını istedi. Elde edilen bilgiye göre Noye üssünde birkaç avcı uçak ile dört adet İl-78 askeri yük uçağı konuşlanacak.

Voyenno-promışlennıy kuryer haber sitesinde Harp Akademisi muhabir üyesi Aleksey Bartoş yazdığı makalede NATO’nun Ortadoğu ile Kuzey Afrika ülkelerinde artan faaliyetini kaleme aldı.
Sahil Kuşağı’ndan Orta Asya’ya kadar uzanan ve NATO’lu stratejistlerin “crisis arc” dedikleri çalkantılı bölge gittikçe ittifakın ilgisini çekiyor. Bartoş’a göre bunun birkaç sebebi var.
Birincisi, Rusya ile Çin’in Doğu Akdeniz’de siyasi, ekonomik ve askeri aktivitesinin artışı. İkincisi, Akdeniz’de terör, kitle imha silahlarının yayılması, organize suç ve siyasi baskı gibi unsurların baş göstermesi. Bu münasebetle ittifak içinde NATO sadece “klasik” güvenlik amaçlı kalmalı mı yoksa “temsili”, “hibrid” tehditlere karşılık vermeli mi konulu tartışma sürüyor. Üçüncüsü, bölgede kontrolsüz göç o kadar arttı ki NATO bunu görmezlikten gelemez. Özellikle göçmenler arasında her çeşit militanın  bulunuşu dikkate alınırsa.

Vzglyad haber portalı yazarı Yevgeniy Krutikov, 20 ülkeyi kapsayan “borç verme politikasını” yürüten Çin’in Zambiya’yı komple “satın aldığını” yazdı.

Çin’den ülkenin geri ödeme imkanını aşan 8 milyar dolarlık borç alan Zambiya’da Pekin ne arıyor? IMF uzmanlarının yaptığı analize göre borca batan Zambiya, fiilen bağımsızlığını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya geldi. Bu gidişatla Zambiya yakın zamanda enerji, ulaşım ve elmas sektörü dahil maden sanayisini Çin’e teslim etmek zorunda kalacak.
Zambiya’nın İsrail’e olan 400 milyon dolarlık silah borcunun da ne olacağı meçhul.

Edinilen bilgilere göre borcun tamamı, polis memurlarına bile maaş ödemeyen ülkeye gelmeyip devlet başkanlığına yakın çevrelerin elinde kalınca sokaklarda protestolara başlandı. Vatansever kimi bakanlar yurt dışına kaçtı. Ne var ki Zambiya’nın birinci TV kanalı ve ZNBC haber kanalı Çin’e ait olduğu için halk sadece “doğru” haber alıyor.

Moskovskiy Komsomolets gazetesinin verdiği habere göre bundan iki yıl önce Rus vatandaşlığına geçen ünlü sinema oyuncusu Steven Seagal, Rusya’nın Pasifik sahilinde bulunan Primorye bölge valiliğine talip. Eyalet merkezi Vladivostok şehrinde hayranları ile bir araya gelen sanatçı, babalarının vatanı olan Primorye’yi çok merak ettiğini ve buraya hizmet vermek istediğini açıkladı.
Bu ay başında eyalette düzenlenen iki tur seçim yapıldı ama seçimin galibi çıkmayınca geçici vali atandı ve üçüncü turun Aralıkta yapılması bekleniyor. RF Dışişleri Bakanlığı’nın ABD ile insani ilişkiler yetkilisi olan Seagal’ın yurttaşı ve dövüş sanatları ustası Jeff Monson da Rus vatandaşlığına geçip eylülde Moskova bölgesine bağlı Krasnogorsk ilçesi yerel meclis üyeliğine seçilmişti.

 


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI