Rus basınında geçen hafta (15-21 Eylül): İdlib'te kalacak militanlar muz mu yetiştirecek?

Cumartesi, 22 Eylül, 2018
Yazar Eduard Limonov, Regnum haber ajansında Erdoğan’ın bölgedeki “korsan cumhuriyeti"ne el sürmemeyi teklif ettiğini belirtti. Ankara'nın elleri en çok kana bulaşan El-Nusra militanlarını “bir yerlere” göndermeyi kabul ettiğini ifade eden yazar "Gidecekleri tek yer Türkiye. İdlib’de kalacak militanların ne yapacağı da meçhul. Koyun mu sürecek ve muz mu yetiştirecekler?" diye sordu.

Soçi’de düzenlenen Putin-Erdoğan zirvesinden çıkan kararlar geçen hafta Rus basınının ilgi odağı haline geldi ve farklı yorumlara yol açtı.

RF hükümetinin çıkarttığı Rossiyskaya gazeta yazarlarından Aleksandra Beluza, çeşitli engellere rağmen Moskova ile Ankara’nın Suriye için siyasi çözüm bulmakta kararlılık gösterdiklerini vurguladı ve ekledi: “Taraflar, askeri operasyondan vazgeçmekle bunu doğruladı.”

Argumentı i faktı gazetesi, dört buçuk saat süren müzakerenin neticesinde tarafların önemli hususlarda mutabık kaldığının altını çizdi. Dolayısıyla Rusya ve Türkiye liderleri, ikili ilişkilerin ne kadar yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi. Bu gelişme ile ABD, İngiltere ve Fransa’nın Moskova ile Ankara’nın arasını açmaya yönelik çabaları boşuna gitmiş oluyor.

Kommersant gazetesinde yayımladığı makalede Marianna Belenkaya, zirveden çıkan en önemli kararın askeri operasyonun yapılmaması olduğunu belirtti. Belenkaya diğer kararları şöyle sıraladı: Her iki taraf terörle mücadeleyi devam ettirmekte mutabık kaldı. Bununla beraber İdlib silahlı muhalefetin kontrolünde kalacak. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın istediği zaten oydu.

Gazeteye röportaj veren “silahlı muhalefet liderlerinden” Fateh Hasun, bazı cihatçı grupların Soçi’de alınan kararlara karşı koyabildiğini bildirirken Suriye Devleti Kurma Partisi Başkanı Luay Hüseyin, Soçi Beyannamesi’nin geçici olduğunu ve Şam’ın er geç İdlib’i ele geçireceğini öne sürdü.

Milli Bolşevik Partisi lideri ve yazar Eduard Limonov, Regnum haber ajansı sitesinde, Türkiye’nin son anda Rusya Devlet Başkanını askeri operasyondan vazgeçirdiğini iddia etti. Limonov’a göre bölgede siyasi çözümün ihtimali az. Suriye’nin her köşesinde yenilgiye uğrayan cihatçı teröristler yıllardır İdlib’e sevk ediliyordu. Erdoğan’ın teklif ettiği şey de bölgede meydana gelen “korsan cumhuriyetine el sürmemek” oldu. Ancak elleri en çok kana bulaşan el-Nusra militanlarını “bir yerlere” göndermeyi kabul etti.

Gidecekleri tek yer Türkiye. Ondan sonra Erdoğan onları ne yapacak? Geldikleri ülkelere mi gönderecek? Yok edecek mi? TSK’ya mı katacak? Bilemiyoruz.

Peki, İdlib’de kalacak militanların ne yapacağı da meçhul. Koyun mu sürecek ve muz mu yetiştirecekler? Hepsi olabilir ama bildikleri şeylere yani savaşmaya devam etmeleri ihtimali daha kuvvetli duruyor.

Türkiye’nin istediği, finanse ettiği grupların İdlib’i kontrol etmeye devam etmesidir. Esad buna er geç alışınca Türkiye de İdlib’i “götürecek”. Ankara’ya İdlib’i hediye etmenin aşırı bir israf olacağını iddia eden Limonov, “Erdoğan’ın korumasının bizim büyükelçiyi öldürdüğünü unutmayalım” ifadesiyle yazıya nokta koydu.

Voyenno-promışlennıy kuryer sitesinde Amur Gadjiyev, Türkiye’nin İdlib’de kendi çıkarları açısından en baştan doğru davrandığına dikkat çekti. Ankara bölgede 12 gözlem noktası kurup dışarıdan gelen militanları filtreden geçiriyordu. Türkiye yanlısı militanlar ayrı tutulur, Arap ülkelerinin yandaşlarından silahlar alınırdı.

Gadjiyev’e göre Türkiye kuzey Suriye’de varlığını sürdürecek, sonradan “Hatay Planı’nı” benimseyecek. 1937 yılında bağımsızlığını ilan eden Hatay’ı İkinci Dünya Savaşı başlayınca “Türkiye’nin ilhak ettiğini” hatırlatan yazar, bugün aynısını yapmanın imkansız olmakla beraber Ankara’nın bunu hatırda tuttuğunu öne sürdü.

İdlib sorununu “radikal biçimde” çözmekten yana olan Şam, Moskova ve Tahran, Türkiye ile Batı’nın direnişi ile karşılaştı. Ne var ki olası askeri operasyonla çok sayıda mülteci Türkiye ve Avrupa’ya göçe zorlanacak. Dolayısıyla Soçi zirvesinin ana konusu göç önleyici bir çözüm bulmaktı.

Gazeta.ru’ya konuşan “Suriye Kürtlerinin Moskova temsilcisi” Cavad Muhammad, zirvede kararlaştırılan İdlib’de “insani koridorun” Suriye’yi nüfuz alanları ile bölmeye yönelik olduğunu iddia etti. Kendisine göre tek doğru çözüm teröristlerin bölgeden çekilmesi olacak. Ne var ki Türkiye buna direniyor. Muhammed’e göre işin sonunda Suriye, Türkiye, Rusya ve İran’ın kontrol ettiği bölgelere bölünecek.

Nezavisimaya gazeta yorumcularından İgor Subbotin, Erdoğan’ın Rusya ile Batı arasında orta yol bulmaya daldığını öne sürdü. Kendisine göre “Rusya ve koalisyon ile beraber” çözüm için seslenen, son zamanlarda daha çok Batı’ya hitap eden Türkiye lideri, “sorumluluğu altında bulunan” eyaleti, ABD’nin yardımıyla kurtarmaya çalışıyor. Bu münasebetle Soçi zirvesinin ardından Putin’in Ruhani ile müzakere yapması mantıklı görünüyor. İran’ın da Şam ordusunun bütün Suriye topraklarını kontrol etmesini istediği çok açıktır.

Bununla beraber Subbotin Putin-Erdoğan görüşmesinin “ruble kurunu kurtardığına” dikkat çekti. İran, ABD Rus-Türk bildirgesini selamlarken Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri daha temkinli davrandı, kararların yürürlüğe konmasının öneminin altını çizdi. Gene de ertesi gün ruble kuru arttı.

Ankara’nın, Şam’ın İdlib’e geniş çaplı saldırısını Rusya’nın yardımıyla önlemeye çalıştığını RBC TV’ye anlatan Türkolog ve Siyaset Bilimci Timur Ahmetov, söz konusu operasyonun Türkiye’nin prestijini büyük ölçüde zedeleyebileceğini vurguladı. Ahmetov “Üstelik militanların İdlib’de mağlubiyeti Türkiye’de yeniden terör olaylarına yol açabilir. Aynı zamanda Ankara’nın ileride Şam ile yapacağı Kürt sorunu üzerine pazarlıkta İdlib çok önemli bir koz olacak” dedi.

Türkiye ile var olan iyi ilişki bozmamayı ve Suriye’deki üslerinin güvenliğini sağlamayı amaçlayan Moskova’nın uzlaşmaya sıcak baktığını tahmin eden Ahmetov, Türkiye’nin çok zor uygulanabilecek yükümlülükler üstlendiğini belirtti ve “Bunu başaramazsa İdlib’de askeri operasyon kaçınılmaz olur” diye ekledi.

Rusya Uluslararası İşleri Konseyi uzmanlarından Anton Mardasov’a göre Soçi’de kararlaştırılan tampon bölgede Türkiye’nin kimi silahsızlandıracağı anlaşılır gibi değil, çünkü İdlib sınırı Türkiye yanlısı grupların elinde, halbuki Heyet Tahrir el Şam militanları daha içeride kalıyor. Mardasov, “Sanırım, iki ülke liderleri bu “güzel duran” amacı belirterek sadece ortaklaşa barış uğruna çaba sarf ettiklerini öne çıkardı” dedi.

Soçi’de alınan kararlar, Heyet Tahrir el Şam’a bağlı militanları silahsızlandırmaya veya ılımlı muhalefet içinde eritip saklamaya yönelik. Türkiye, teröristleri muhalefetten ayırma planını savundu, Rusya da zaten istemediği askeri operasyona katılmaktan kurtuldu. Gene de uzmana göre hem militanlar hem Şam ordusu tarafında çeşitli provokasyon beklenebilir.

Siyaset Bilimci Yuriy Barmin ise, Soçi müzakeresinin, “zaman kazanan Erdoğan’ın küçük bir zaferi” ile sonuçlandığını iddia etti. Bununla beraber Barmin’e göre alınan kararların, öngörülen süre içinde gerçekleştirilmesi şüphe verici. Çünkü silah bırakmak istemeyen bazı muhalif grupların TSK ile savaşa girme ihtimali büyük görünüyor.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI