Dinçer Demirkent
Dinçer Demirkent

Medeni ölüm, neşeli bilim

Perşembe, 6 Eylül, 2018
Barış için akademisyenler bildirisine imza attığı, insan, toplum, doğa yararına üniversite mücadelesinde ön saflarda yer aldığı için ihraç edilen akademik yoldaşların Karaburun’da derslerde, sunumlarda gösterdiği, hayatlarını sürdürmek için ne iş yaparlarsa yapsınlar bugüne kadar yarattıkları ve sahiplendikleri birikime sadık kalan, gülen, dayanışan, öğrenen ve öğreten bir akademik, siyasal topluluğun üniversitede aradığını bulamayan yüzlerce öğrenci ile bir araya geldiklerinde yarattıkları sadece bilimin kolektif ve demokratik üretimi, yayılması değil. Aynı zamanda kendi başına bir direniştir bugün.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün yetkileri elinde toplamak için başlattığı 20 Temmuz OHAL rejimi altında toplumsal muhalefeti bastırmak için başlattığı büyük tasfiye hareketi içinde on binlerce kamu emekçisini tasfiye etti. Muhalif parlamenterleri, basın emekçilerini tutukladı ya da sindirdi. Bu koşullar altında anayasal devleti ortadan kaldırmak için biçimsel demokrasinin bütün kurallarını ihlal eden bir plebisite gitti. Hikayeyi biliyoruz. Ülkeyi yönetmek için rıza yaratma olanaklarını yitirmiş, havuzda biriken ve büyüyen sermayeye sağlanan hukuk dışı imtiyazların sürdürülmesi uğruna muhaliflere uygulanan terör iktisadi sınırlarına da dayandı. Havuz delindi, artık imtiyazlılar grubu daha da daralacak. Toplumun görece çeşitli kesimlerine yayılmış imtiyazlar sistemi şimdi, en dar çıkarlar uğruna en geniş halk kesimlerine fatura edilecek bir krizin kıskacı altında.

Demokratik meşruiyetini kaybetmiş siyasal iktidar çoktandır uyguladığı siyasi terör ve baskıyı bundan sonra genişletmek zorunda. Bütün yetkileri elinde toplayan, demokratik seçim prosedürünü ayaklar altına alan iktidar bloku kriz öngörüsüne dayanan baskın seçimin ardından iktidarda kalma stratejisini ve teknolojisini yenileyeceğini tahmin etmek zor değil. Muhalefet üzerindeki baskı ve terör artacak, Allah’ın lütuflarını yeniden göreceğiz, o lütuflara dayanan yeni yıldırı tekniklerini de. Gücünü yarattığı gayrimeşru korku rejiminden alan rejim, halkın ve dünyanın gerçekliğini kavrayabilen güçlü bir kadro ve programla ülkenin geleceğini belirlemeye aday bir siyasal hareket ortaya çıkana kadar yerinde kalacak, baskı ve korku yıkılınca yaratılan bütün imtiyazlar sistemi yerinden edilecek. İşte tam da bu anda Türkiye’de herkesi kuşatacak bir hukukun yeniden inşa süreci, demokratik bir mücadele ve müzakere içinde başlayacak. Buna hiçbir şüphe duymuyorum. Fakat elbette, bunların hiçbiri bekleyerek olmuyor, eyleyerek, hayatta kalarak, hayatı güzel kılmaya devam etmek için çaba harcayarak oluyor.

KARABURUN BİLİM KONGRESİ

Tam da bu bağlamda bu yazıyı yazarken süren bir bilim kongresinden bahsetmek istiyorum. Bu yıl on üçüncüsü düzenlenen Karaburun Bilim Kongresi. Kongrenin bu yılki içeriği “Ne Yapmalı?” sorusu üzerine şekillendirilmiş. Eleştirel sosyal bilimcilerin katıldığı, dört gün boyunca ülkenin ve bilimin özgül sorunlarına ne yapmalı perspektifinden bakan yüzlerce sunum ve onlarca oturum düzenleniyor. Bu oturumların yanı sıra Karaburun Ekonomi Politik Okulu adıyla kurumsallaşmaya adım atmış dört gün boyunca süren seminerlerle üniversitelerinde eleştirel bilim adına dinleyecek bir nefes, okuyacak bir harf bulamayan yüzlerce öğrenciyi misafir eden bir okul gerçekleşti Karaburun’da.

Karaburun Bilim Kongresi’nin en çok umut veren yanlarından biri de üniversitelerinden atılmış onlarca akademik yoldaşın Karaburun Ekonomi Politik Okulu’nda kucaklaşması. Çünkü yukarıda özetlediğim baskı ve terör rejiminin karşısına nasıl çıkılacağı ile çok ciddi bir ilişkisi var bu durumun. 1 Eylül 2016’da kamudan tasfiyeler ilk başladığında barış imzası ve sendikal faaliyetleri nedeniyle fakültelerimizde başlayan tasfiyenin meşrulaştırılması için iktidar tetikçisi Cem Küçük, medeni ölü kavramını ortaya atmıştı. Barış akademisyenleri için uygulanacak iktidar teknolojisini tanımlamaktaydı bu kavram. Özetle, mesleğinden ihraç et, yurttaşlık haklarını elinden al, pasaport yasağı getir, başka bir üniversitede çalışmasını engelle, SGK kaydı düş ki inşaatta bile çalışamasın ve ağaç kabuğu yesin.

HAYATTA KALMAK, DAYANIŞMAK, YENİDEN KURMAK

Barış için akademisyenler bildirisine imza attığı, insan, toplum, doğa yararına üniversite mücadelesinde ön saflarda yer aldığı için ihraç edilen akademik yoldaşların Karaburun’da derslerde, sunumlarda gösterdiği, hayatlarını sürdürmek için ne iş yaparlarsa yapsınlar bugüne kadar yarattıkları ve sahiplendikleri birikime sadık kalan, gülen, dayanışan, öğrenen ve öğreten bir akademik, siyasal topluluğun üniversitede aradığını bulamayan yüzlerce öğrenci ile bir araya geldiklerinde yarattıkları sadece bilimin kolektif ve demokratik üretimi, yayılması değil. Aynı zamanda kendi başına bir direniştir bugün. Medeni ölüm stratejisine karşı geliştirilen hayatta kalma, hayatı örgütleme mücadelesinin bir parçasıdır. Üniversitenin yok edildiği bir yerde, üniversitenin yeniden kurulmasıdır.

Tüm bu gerekçelerle, bu kongrede emeği geçen herkesin ellerini, gözlerini öpmek gerek. Desteği eksik etmemek, kongrenin birikimini yaymak, medeni ölümü kabul etmeyen bütün arkadaşların yanında olmak, üretmek, yaratmak görevini hep birlikte üstlenmek gerek. Demokratik meşruiyet bakımından felç olmuş, ve o donmuş ağırlığıyla halkın üzerine binen iktidarın üzerimizden atılması daha diri olmaya, gözümüzün parlamasına bağlı. Bu ülkeyi ancak bu mücadeleler, bu birikimler ile yeniden inşa edeceğiz, eşitlik mücadelesi veren bütün kesimler ile birlikte.


Dinçer Demirkent kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü'nden 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildi. Doktora derecesini aynı fakülteden, "Türkiye'nin Anayasal Düzeninde Cumhuriyetin İki Kuruluşu ve Dinamik Cumhuriyet Kavramı" başlıklı tezi ile almıştır. Anayasa tarihi, cumhuriyetçilik, kurucu iktidar, siyasal temsil konuları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir, İzmirli olup Ankara’da yaşamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI