Dinçer Demirkent
Dinçer Demirkent

Aile, iş, devlet: Yeni Türkiye’nin kamusu

Perşembe, 30 Ağustos, 2018
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’in beraberindekiler olarak bakanlığa kabul edilen heyet dekanlar, bölüm başkanları ya da alanın akademisyenlerinden değil, İbiş’in kardeşlerinden oluşuyordu. Bu andan itibaren de kişisel merakım, herkesi ilgilendiren bir siyaset sorunsalı için kamusal bir malzemeye dönüştü. Çünkü Türkiye kamusunun yağmalanma biçimlerine ilişkin tipik bir karakterin tipik bir eylemiydi söz konusu olan

Kamu kavramı en geniş anlamıyla herkes demektir. Latin dilinden günümüze taşınmış cumhuriyet kavramı kaynağını bu ‘herkes’ten alır, res publica yani kamuya ait olan; herkese ait olan. Eski Yunanlılar, herkese ait olan kamusal işleri özel işlerden, Yunan dilinde oikostan ayırmak için titiz bir çaba sarf etmişlerdi. Özel işler, yani geçime ilişkin zorunlulukların alanı, özgür yurttaşların eşit biçimde söz hakkına sahip olduğu kamusal işlerden koinondan keskin bir çizgi ile ayrılmıştı. Bu ayrım üzerinde siyaset felsefesinde derinlikli tartışmalar yürüdü, yürümekte. Devlete ilişkin tartışmalardan burjuva toplumlarında özerk kamusal alana ilişkin tartışmalara, işçi sınıfının politik olana yerleşmesine ve feministlerin özel alandaki iktidar ilişkilerini sorgulamasına kadar… Bu önemli tartışmaları irdelemek bu yazının konusu değil, bu yazıda çok “özel” bir “kamusal” fotoğraf hakkında Yeni Türkiye’nin kamusu bağlamında birkaç düşünce ileri süreceğim.

Fotoğrafı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabı şu sunum ile paylaşmış: “Bakan Turhan Ankara Üniversitesi Rektörü ve beraberindekileri makamında kabul etti.”(1) Fotoğraf ve sunumda başlangıçta bir sorun görünmüyor, elbette bir üniversitenin rektörü heyeti ile üniversiteyi ilgilendiren konularda müzakerelerde bulunacaktır. Fakat şahsım Ankara Üniversitesi Rektörlüğü ile bir dönem “iltisaklı” olduğu için bir merak duydum. Acaba hangi dekanlar, bölüm başkanları ya da alanın akademisyenleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ile görüşmeye katılmış olabilirdi?

KAMUSAL BİR FOTOĞRAF

Eğlence amacıyla sürdürdüğüm araştırmam Türkiye’de kamunun aldığı yeni biçimlere ilişkin ilginç bir sonuçla tamamlandı. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’in beraberindekiler olarak bakanlığa kabul edilen heyet dekanlar, bölüm başkanları ya da alanın akademisyenlerinden değil, İbiş’in kardeşlerinden oluşuyordu. Bu andan itibaren de kişisel merakım, herkesi ilgilendiren bir siyaset sorunsalı için kamusal bir malzemeye dönüştü. Çünkü Türkiye kamusunun yağmalanma biçimlerine ilişkin tipik bir karakterin tipik bir eylemiydi söz konusu olan.

Kamu yetkisi kullanan kişilerin bu yetkilerinden aldıkları gücü özel, ailesel çıkarları adına kullanabilmeleri sorunu, tepeden tırnağa Türkiye’nin kamu yönetimi sorunudur. Kişiden bağımsız olarak sorun Türkiye’de kamu adına yetki sahibi olanların yetkilerini kullanma biçimlerinin kişisel ayrıcalıkların (privildge) gizli ve sırlı (privacy) devlet olanakları kullanarak tahkim etmeleri haline gelmesidir. Kamu yetkisinin yanına hemşehrilik, taraftarlık, partizanlık gibi sıfatlar ekleyerek çeşitli “etkili” şebekeler içine giren, bu yolla palazlanan, güçlenen ve hukukun dışına çıkma kapasitesi edinen bir kamu gücü kullanma biçiminden bahsetmeye çalışıyorum. Dolayısıyla daha önce “Özel cumhuriyet olur mu?”(2) başlıklı yazımda sorduğum sorunun başka bir yanıtını verdiği için bu fotoğraf kamusal bir önem taşıyor. Çünkü kamu yetkisi kullananların sahip olduğu güç anayasa ve kanunların ötesine geçtiği anda kaba bir güce, hem de hukuk dışı ilişkilerden kaynağını alan kamu adına yıkıcı bir kaba güce dönüşüyor.

Kişinin tipikliğinin ise birkaç nedeni var. Ailesi ile birlikte Ankara Üniversite Rektörü sıfatıyla bakan ziyaretinde bulunan kişi Gülencilerle hiçbir ilişkisi olmadığını bildiği onlarca akademisyeni barış bildirisine imza atması gerekçesiyle görevinden ihraç etmiş biridir. Aynı dönemde kamu yetkisi kullanarak ailesine çıkar sağladığı iddialarıyla hakkında açılan soruşturmalarda hızlıca görevsizlik kararı çıkmıştır. Bu kararı “Rektör İbiş 6 Günde 11 Soruşturmadan Aklanmış”(3) başlığı ile haberleştiren Evrensel muhabiri Tamer Arda Erşin’e yaptığı haberden dolayı dava açmış, Tamer Arda Erşin davadan beraat etmiştir. Aynı dönemde AKP akademilerinde radyasyon-inovasyon dersi vermekten AKP kütüphanesi açılış etkinliklerine katılmaya, Ensar Vakfı buluşmalarına konuk olmaya kadar varan bir partizanlık göstermiştir. Bütün bunları yaparken Dr. Cenk Yiğiter’in ihraç edildiği üniversiteye öğrenci olarak girişini engellemiş, bunun için eğitim öğretim yönetmeliğini değiştirmiştir.(4) Cenk Hoca bir güvenlik sorunu olarak gösterilmiştir.

İltisaklı olduğum Erkan İbiş yönetimindeki Ankara Üniversitesi’nde verdiğim dilekçeye yasal sürede yanıt alamayınca üniversite bürokrasisinden aldığım yanıt “makam”da bekliyor olmuştu. Dilekçe bekleten makam bir kamu makamıdır. Aynı kamu makamı geçen yıl yatay geçiş kontenjanlarında yaptığı düzenleme sonucu oğluna Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne geçiş sağlamıştır.(5) Buna benzer başka örnekler yazıyı uzatmaktan başka bir işe yaramayacak. Yeni Türkiye kamusunun tipik yetki sahibinin özellikleri için bu kadar örneğin yeteceğini düşünüyorum.

Tipin en önemli özelliği kamu yetkisini ve bundan kaynaklanan gücü hukuktan almamasıdır. Gücü kamu yetkisi nedeniyle kurabildiği ilişkiler bütününden alır. Bu ilişkileri olabildiğince genişletir, sıkılaştırmaya çalışır, böylece kişisel çıkarlarını koruyabilir, geliştirebilir. Yıllarca emek verip, dirsek çürütüp liyakat koşullarını sağlayan öğretmenler, hekimler, memur adayları güvenlik soruşturmaları, torpilsizlik, MİT raporları gerekçeleriyle kamunun dışında tutulurken yeni Türkiye’nin kamusu bu tipin hakimiyetine girmiştir. Devlet, aileleşmiş, kişileşmiş, özelleşmiştir. Yeni Türkiye’de, eski Türkiye’nin partizan kadrolaşmalarını niteliksel bir sıçramaya taşıyan bu tiptir. Bu tip, bu anlamıyla bir cumhuriyet sorunu, bir kamu sorunudur.

(1) https://twitter.com/UABakanligi/status/1029649157596872706

(2) https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/12/21/ozel-cumhuriyet-olur-mu/

(3) https://www.evrensel.net/haber/312178/rektor-ibis-6-gunde-11-sorusturmadan-aklanmis

(4) https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/189189-ankara-universitesi-nin-khk-ihraci-maddesi-sadece-cenk-yigiter-e-uyguluyor

(5) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/893884/Rektor_ibis_saltanati…_Yatay_geciste_kontenjani_8_e_cikarinca_oglu_Ankara_Tip_a_gecti.html


Dinçer Demirkent kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü'nden 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildi. Doktora derecesini aynı fakülteden, "Türkiye'nin Anayasal Düzeninde Cumhuriyetin İki Kuruluşu ve Dinamik Cumhuriyet Kavramı" başlıklı tezi ile almıştır. Anayasa tarihi, cumhuriyetçilik, kurucu iktidar, siyasal temsil konuları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir, İzmirli olup Ankara’da yaşamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI